Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Kızıl Tepe’nin sarı saçlı gelini

Kızıl Tepe’nin sarı saçlı gelini

Muhammed Uyar – Kızıl Tepe (Crimson Peak) haftanın dikkat çeken yapımlarından birisi olarak vizyonda yerini aldı. Hellboy, Pasifik Savaşı ve Pan’ın Labirenti gibi filmlerden tanıdığımız Guillermo del Toro yeni bir ‘çok türlü’ film ile karşımızda. Başrollerinde Mia Wasikowska, Tom Hiddleston, Jessica Chastain ve Charlie Hunnam’ın yer aldığı filmin senaryosunda ise Matthew Robbins ve Guillermo del Toro imzası var.

Henüz küçük bir kız iken annesini kaybeden Edith Cushing (Mia Wasikowska) hayaletlerin soğuk yüzüyle ilk kez o yıllarda karşılaşır. Bir gece yanına gelen annesi ona Kızıl Tepe’den uzak durmasını öğütler. Aradan geçen 14 yıldan sonra küçük Edith büyümüş ve içinde hayaletler geçen hikayeler yazan bir genç kız olmuştur. Bir gün karşısına çıkan Sir Thomas Sharpe (Tom Hiddleston) isimli bir Baronet’e aşık olan Edith’in hayatı o günden sonra beklemediği şekilde hızla değişir. Kocası ve onun kız kardeşi Lady Lucille Sharpe’ın (Jessica Chastain) birlikte yaşadığı İngiltere’deki eve taşınır. Sarı saçları ve masum yüzü ile dikkat çeken Edith, kızıl kilden oluşan toprağa yavaş yavaş batan bu ürkütücü ve eski evde ilginç olaylar yaşamaya başlar.
Guillermo del Toro film boyunca farklı türler arasında geçişler yapıyor. Korku, romantik dram ve gerilim arasında gidip gelen filmin son bölümlerinde ise korku yavaş yavaş “slasher” türüne doğru evriliyor. Filmin Amerika’da geçen bölümlerinde dekorlar ve mekanlar bir dönem filmini yansıtırken İngiltere’ye geldiğimizde daha fantastik bir korku filmi havasına bürünüyor.
Kuşkusuz bu kadar çeşitliliği yansıtan bir filmi izlemek bir süre sonra ilginç bir hal alıyor. Özellikle dekor, mekan, sahne tasarımları ve adeta kusursuz görüntüleri filmin artı yönleri. Bu artılara bir de uyum içerisinde rollerini oynayan bir oyuncu kadrosu eklenince filmin seyir zevki yükseliyor.

Ve fakat adım adım ilerleyen, neredeyse hiç şaşırtmayan ve sıradaki olayları tahmin edebildiğiniz bir senaryoya sahip olması zaman zaman sizi filmden uzaklaştırabiliyor. Ama böyle anlarda bile görüntünün güzelliğini izlemek sizi tatmin edebiliyor.
Kızıl Tepe, Guillermo del Toro’nun Blade II (2002) filminden bu yana, görüntü yönetmeni Guillermo Navarro ile çalışmadığı ilk film olarak dikkat çekiyor. Del Toro’nun bu tercihinin olumlu ve güzel bir sonuç doğurduğu kesin.
Filmin bazı sahnelerinde aşırı derecede şiddet içeren görüntüler yer alıyor. Film olduğunu bildiğiniz halde gözünüzü perdeden kaçırdığımız bu sahnelere neden ihtiyaç duyulur, onu da bilmiyorum. Zira izleyicinin gözünü perdeden kaçırdığı bir şiddet sahnesinden ziyade gözünü kırpmadan izleyeceği, iyi kurgulanmış gerilim dolu bir sahnenin daha etkili olacağını düşünüyorum.
Son olarak Kızıl Tepe görüntü yönetimi ve sahne tasarımları ile haftanın iyi filmlerinden diyerek, iyi seyirler diliyorum…

Etiketler