Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

“Üstad Pakdil’in devrimciliği hepimize lazım”

“Üstad Pakdil’in devrimciliği  hepimize lazım”

Yazar Hüseyin Yahya Şekerci / Edebiyat Mevsimi’nin son gününde, Nuri Pakdil dergiciliği hakkında konuşan Şekerci, “Üstadın devrimci duruşu, her derdin devasının siyasette görüldüğü, zihinsel konforun yaygınlaştığı bu zamanlarda hepimize lazım” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı ile Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi’nin ortaklaşa düzenlediği 7. Edebiyat Mevsimi’nin son gününde Nuri Pakdil dergiciliği ve Edebiyat Dergisi konuşuldu.
Edebiyat dergisinin Sebilürreşad-Sıratımustakim, Büyük Doğu ve Diriliş dergilerinin temsil ettiği İslamcı çizginin bir devamı niteliğinde olduğunu kaydeden Necmettin Erbakan Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Abdullah Harmancı, özellikle derginin çok tartışılan dil ve üslup konusuna dikkat çekti. Harmancı konuşmasında geleneksel dilin kullanılmamasına yönelik tercihin poetik/sanatsal bir kaygı ile yapıldığını dile getirdi.

“ÖMÜR BOYU DEVRİMCİ”
Yazar Hüseyin Yahya Şekerci de yaptığı konuşmada Nuri Pakdil’in İslamcılık anlayışının sağcı olmaktan ayrışan taraflarına dikkat çektiği konuşmasında “‘Batı’ya baka baka boynu tutulan Türkiye’ye kıbleyi göstermek istiyoruz’ diyen üstad Pakdil, yerli düşünceye atıf yapar fakat bu atıf onun ufkunu suni sınırlara hapsetmemiştir. Kudüs sevgisi ile bilinen üstad, neden yıllarca oraya gitmemiştir sorusuna verdiği ‘Kendi toprağıma pasaportla gitmem’ cevabı bunun en açık delilidir. Pakdil insanları sarsmaya, devrimci damarı diri tutmaya çalıştı bir ömür boyunca” ifadelerini kullandı. Nuri Pakdil’in duruşunun anlaşılmasının içinde bulunduğumuz zaman diliminde daha önemli olduğunu kaydeden Şekerci “Pakdil üstadın devrimci duruşu, her derdin devasının siyasette görüldüğü, zihinsel konforun yaygınlaştığı bu zamanlarda hepimize lazım. Ben acizane, Pakdil’i zalimin çarkına çomak sokan, yılmadan, ısrarla heyecanını muhafaza eden bir devrimci yazar olarak tanımlıyorum.” dedi.

ÖDÜLLER TAKDİM EDİLDİ
Öte yandan, 7. Edebiyat Mevsimi’nin büyük ödülleri sahiplerini buldu.
Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleştirilen ödül törenine katılan Milli Eğitim Eski Bakanı Ömer Dinçer, TYB yöneticilerine teşekkür ederek, “Biz iktidar olmadan önce, çok dinamik bir kültür, edebiyat ve düşünce hayatımız vardı. Onlarca insan biraraya geliyor, bir şeyler üretmeye çalışıyor ve bize çıkış yolu arıyorlardı. İktidar olduktan sonra en çok eksik olduğumuz alanın kültür ve sanat olduğunun farkındaydık. Buradaki toplantıda, umutsuz olmamak gerektiğini ve yeni yollar bulmak gerektiğini gördüm” diye konuştu.
TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı da dergiciliğin birçok meselesi olduğunu, TYB’nin hiçbir kurum ve yapıya yaslanmadan bağımsız bir üst çatı olarak dergicilerin dertlerine derman olmaya devam edeceğini söyledi.

“‘DURSUN GÜRLEK BURADA’ DİYORUZ”
Mahmut Bıyıklı, Doğu ve Güneydoğu’dan terör haberlerinin gelmemesi için edebiyatın birleştirici gücüne inanılması gerektiğinin altını çizerek, şunları aktardı:
“Dursun Gürlek bize, tarihimizi, kültürümüzü, öncülerimizi, edebiyatımızı ve onların hatıralarını anlatmaya devam ediyor. Maalesef hala keşfedilmemiş olduğunu düşünüyoruz ve ‘Dursun Gürlek burada’ diyoruz. Mustafa Ruhi Şirin, ömrünü çocuk edebiyatına, çocuklara adamış bir insan. Biz buradan bütün çocukluğumuzla ‘Mustafa Ruhi Şirin burada’ demek istiyoruz. Çıkardığı dergiler, yayınladığı eserlerle gençleri yazmaya okumaya teşvik eden Ali Ural için ‘burada bir adam var’ demek istiyoruz.”

“GELECEK NESİL İÇİN FUNDA TOPRAĞI OLALIM”
Ödül alan Çocuk Vakfı Kurucusu Şirin, çeyrek yüzyılda genç kuşağın daha iyi bir yolculuk başlattığını aktararak, “Biz medeniyet ve çocuk ödevini ihmal etmiş nesilleriz. Bendeniz küçük bir çabayla, çocuk üzerinden bir yolculuk yapmaya çalıştım. Türkiye’de edebiyat kamusu, çocuk edebiyatını hep yok saymıştır. Dolayısıyla yeni kuşak için ne yapmamız gerekiyorsa yapalım. Onlar için, funda toprağı olalım” ifadelerini kullandı.
Tarihçi yazar Dursun Gürlek de kütüphanesinde dergilerle kitapların yarıştığına işaret ederek, “İlk telifimi bir dergide yazdığım makaleden dolayı aldım. Telif, kalpleri ısıtmak demektir. O bakımdan dergi hususu bir hayli önemlidir” dedi.
Yazar Ali Ural ise 4 dergi çıkardığını ve bir kısmının battığını, Karabatak dergisiyle yollarına devam ettiklerini söyledi. Ödülü, dergilerinde yazan öğrencilerine armağan ettiğini ifade eden Ural, “Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur değil, ağır ağır yağan yağmur toprağı bereketlendirir. Edebiyat dergileri, ağır ağır yağan yağmurlardır. Edebiyat dergileri bağırmaz, fısıldar” ifadelerini kullandı.
Törende ayrıca, Anadolu’daki dergilerden Mahalle Mektebi Dergisi adına Ulvi Kubilay Dündar’a, Bizim Külliye Dergisi adına Nazım Payam’a, Aşkar Dergisi adına İdris Ekinci’ye ve Hayal Bilgisi Dergisi adına da Cihat Albayrak’a berat takdim edildi.
AA, HABER MERKEZİ

Etiketler
Do NOT follow this link or you will be banned from the site!