Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

Yeni bir çağ açan zafer: İstanbul’un Fethi’nin 567’nci yılı

İstanbul’un fethi; 29 Mayıs 1453 Salı günü, şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han’ın komutanlığında fethetmesidir.

Yeni bir çağ açan zafer: İstanbul’un Fethi’nin 567’nci yılı

Orta Çağ’ın en güçlü kara ve deniz kalelerinin, Fatih Sultan Mehmet’in kuşatma teknikleri, ateşli silahları ve düzenli askeri gücü karşısında yenildiği İstanbul’un fethinin 567. yıl dönümü kutlanıyor.

Dünyanın en büyük, önemli ve güzel şehirlerinden biri olan İstanbul, tarih boyunca coğrafi konumu ve doğal güzellikleri dolayısıyla 1453’teki fethinden önce de 28 kez kuşatıldı.

SURLARI DELECEK TOP EMRİ

İstanbul’un fethiyle birlikte Orta Çağ kapanırken, Yeni Çağ’ın da başlangıcı oldu.Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu, bu fetihle birlikte sona ermiştir

Hz Muhammed’in (s.av), İstanbul’un fethiyle ilgili “İstanbul bir gün mutlaka fethedilecektir. O fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” hadisi dini açıdan hem padişaha hem de orduya güç vermiştir.

2. Mehmet, 1 Eylül 1452’de savaşa hazırlanmak üzere Edirne’ye doğru yola çıktı. İstanbul’u fethetmek için karadan ve denizden kuşatmanın hesaplarını yapan Sultan 2. Mehmet, bir yandan da surlara büyük zararlar verebilecek güçlü topların üretilebilmesi için araştırmalar yaptı. Karadan ve denizden yapılacak kuşatmada gereken donanmanın hazırlanmasına hız verildi.

HOCALARININ MANEVİ DESTEĞİ

Bu süreçte Sultan 2. Mehmet’in hocaları Akşemseddin, Molla Gürani, Molla Fenari, Kara Şemseddin, Molla Hüsrev, Emir Buhari, Cebe Ali, Ensar Dede ve diğer din adamlarının verdikleri manevi destek, Osmanlı askerlerinin cesaretlenmelerini sağladı.

Osmanlı’ya hizmet teklifinde bulunan Urban isimli Macar top döküm ustasının yaptığı ilk top Boğaz’a yerleştirildi ve bu top sayesinde İstanbul Boğazı’nı izinsiz geçmek isteyen Venedikli Antonio Rizzo’nun idaresindeki gemi batırıldı. Bu topun başarısı surları yıkabilmek için daha çok ve büyük topların yapımına ihtiyaç olduğunu gösterdi ve Edirne’de büyük top dökümü işi başlatıldı.

Edirne’de yeni dökülen büyük top, 62,8 santimetre çapındaydı. Her biri 600 kilogram ağırlığında taş gülleler atabilecekti.

KUŞATMANIN BAŞLAMASI

Büyük toplar, 64 günlük zorlu bir yürüyüşten sonra İstanbul önlerine geldi. Rumeli ordusunun büyük bir kısmı, büyük topların hareketinden yaklaşık 2 ay sonra Edirne’den hareket etti ve 10 gün sonra İstanbul’a vardı.

Sultan 2. Mehmet de 1. Constantine’nin 1058 yıllık şehrini fethetmek amacıyla 23 Martta Edirne’den yola çıktı. 5 Nisan günü İstanbul önlerine gelen Sultan 2. Mehmet ve Osmanlı ordusunun büyük bir kısmı, surların 3 kilometre uzağında konakladı. İstanbul’un kuşatması böylece başlamış oldu.

Sultan 2. Mehmet, kuşatma hazırlıklarını bitirdikten sonra imparatora Mahmud Paşa’yı elçi olarak yollamaya karar verdi. 2. Mehmet, boş yere kan dökülmemesini, şehri teslim etmeleri halinde halkın mallarıyla şehirden ayrılmasına, kendisinin de Mora’ya gitmesine izin verileceğini bildirdi. İmparator Constantine 11. Palaeologus, şehrin surlarının kuvvetine, Batı’dan yardımın geleceğine, hazırlıklarının savunma için yeterli olduğuna güvenerek Sultan 2. Mehmet’in bu teklifini kabul etmedi.

Bu adımdan sonra İstanbul’u savaşarak almaktan başka çare olmadığına inanan Sultan 2. Mehmet, 6 Nisan Cuma günü kuşatmayı başlattı.

GÜN GÜN KUŞATMADA YAŞANANLAR

6 Nisan Cuma: Sultan 2. Mehmet’in otağı, Topkapı ile Eğrikapı arasındaki Lykus Deresi’nin geçtiği yere, kara surlarının tamamını görecek bir tepenin üzerine kuruldu. Kuşatma en mükemmel bu tepeden kontrol edilebilirdi. İstanbul, Sultan 2. Mehmet’in gözleri önünde seriliydi; elini uzatsa alacak gibi…

11 Nisan: Marmara sahilinden Haliç’e kadar kara surlarının karşısında 14 yerde toplar, ateşlenmeye hazır hale geldi. En büyük top, Caligaria’nın karşısına konuldu. Caligaria’nın karşısına yerleştirilen güllesi 390 kilogram ağırlığındaki büyük topun yaptığı birinci atış, İstanbul’u zangır zangır titreterek, savaşın başladığını bütün dünyaya ilan etti.

DENİZ MUHAREBESİNDE 115 ŞEHİT

12 Nisan: Gece saat 03.00 civarında Osmanlı donanması İstanbul limanının önlerine geldi. Donanma kürek çekerek, Anadolu Yakası’na doğru ilerledi.

13 Nisan: Gece gündüz süren top ateşi, surların bazı kısımlarında önemsiz de olsa tahribatlara başladı. En büyük topun bir defa doldurulup ateşlenmesi için 2 saate ihtiyaç vardı. Böylece günde ancak 8 defa atış yapılabiliyordu.

20 Nisan: Bizans’a yardım için gelen üç Cenova ve bir Sicilya gemisi ile Osmanlı askerleri Ayastefanos (Yeşilköy) yakınlarında savaştı. Osmanlı donanması üstünlük elde edemedi ve 115 asker şehit vererek geri çekildi.

GEMİLER KARADAN YÜRÜTÜLDÜ

21 Nisan: Bu yenilgi üzerine 2. Mehmet, haftalardır planladığı ve hazırlıklarını yaptığı gemileri Haliç’e indirme fikrini gerçekleştirme kararını verdi.

22 Nisan: Orta ve küçük boylarda 67 gemi eski Tophane Limanı’na dökülen Kabataş Deresi yatağından yukarı çekilmeye başlanıp, Galata arkasından Kasımpaşa deresini takip ederek, Haliç’e indirildi. Önce küçük teknelerin çekilme işlemi başladı. Dere yatağının ağzından çekilen gemiler, felekler üzerine konup yavaşça yürütüldü. Binlerce kişi tarafından çekilen gemiler, Galata sırtlarına doğru yükselmeye başladı. Tepeye çıkarılan ilk gemilerin ardından inişe geçen teknelerin geriden yokuşu çıkan gemileri çekmesiyle 67 gemi Çifte Sütunlar mevkisinden Haliç’e indirildi. İstanbul, artık karadan ve denizden tamamen kuşatılmıştı.

23 Nisan: Çifte Sütunlar mevkisinde Osmanlı donanmasının taarruz etmesinden korkan Bizans donanması, sabah saatlerinde Haliç’te 67 parça Osmanlı gemisini görünce büyük korku içinde kaldı.

İKİNCİ BAŞARISIZLIK FETHE GEBE

13 Mayıs: Bir yandan surlara saldırılar sürerken diğer yandan Sırpların aralıksız çalışmasıyla surların altından açılacak tünel kazıları zor da ilerliyordu.

16 Mayıs: Bizanslılar, kazıların sesleri şehirde duyulunca tüneli fark etti ve engelledi.

23 Mayıs: Sultan 2. Mehmet, imparatora son kez bir elçi daha gönderdi ama teklifi reddedildi.

25 Mayıs: Tüneller planlandığı gibi gitmeyince Sultan 2. Mehmet, zaferin surlar karşısındaki topların gücü ve Osmanlı askerlerinin cesaretinden sağlanacağı inancıyla genel hücum kararını 29 Mayıs Salı günü olarak belirledi.

İKİNCİ HÜCUM NEFESLERİNİ KESTİ

29 Mayıs Salı saat 03.00’te Sultan 2. Mehmet, Saint Romanos ve çevresindeki surların karşısına genel hücum emrini verdi.

2.Mehmet, peş peşe yapılan iki hücumun da başarısız olmasından rahatsız olmasına rağmen savaşın sonuna yaklaştığını hissetti. Bizans’ın gücü artık tükenmişti ama daha hücuma katılmamış Osmanlı kuvvetleri vardı.

En şiddetli mücadelenin olduğu beşinci kapı (Pempton) önündeki siperler dağılmıştı, hendeğin en dolu olduğu yer de burasıydı. İkinci hücum, savunmanın nefesini kesmişti. Bu durumu gözleyen 2. Mehmet, üçüncü hücumun yoğunluğunu buraya vermeye karar verdi. 2. Mehmet’in son hücumu ve son kozu; bu bölge olacaktı ve bu hücum yeniçerilerin savaşı olacaktı.

Yeniçeriler ile Bizans askerleri arasında kıyasıya bir savaş başladı. Bu sırada İmparator Constantine 11. Palaeologus, bir tek Osmanlı askerinin şehre girdiğini görmeden, askerleri arasında, Osmanlı askerlerinin kılıç darbeleriyle öldü. Böylece savunma kalktı ve panik başladı. Kapı önünde geçen mücadele, Osmanlı askerlerinin galibiyetiyle son buldu. Osmanlı askerleri, Pempton kapısından içeri girdi.

YENİ BİR ÇAĞ AÇILDI

Orta Çağ’ın en güçlü kara ve deniz kaleleri, Fatih Sultan Mehmet’in kuşatma teknikleri, ateşli silahları ve düzenli askeri gücü karşısında yenilmiş oldu.

İstanbul’un fethi ile 1058 yıllık Bizans İmparatorluğu sona erdi, Orta Çağ kapandı ve Yeni Çağ başladı. İstanbul, Osmanlı Devleti’nin yeni başkenti oldu.

29 Mayıs 1453 Salı günü öğle vakti Fatih Sultan Mehmet atının üzerinde bütün devlet erkanı ve vezirleri peşinde atlarıyla Pempton Kapısı’ndan şehre girdi. Fatih Sultan Mehmet, Hagia Sophia (Aya Sofya) Kilisesi’nin etrafını dolaştı ve böyle eşsiz bir şehri kendisine bağışladığı için Allah’a şükretti.