Gerçekten heyecan verici bir konu. Cenab-ı Hakk ayet-i kerimelerinde şöyle buyurur: “Allah iman edenlerin dostudur.” (2 Bakara 257)

“Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Rasûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.” (5 Maide 55) Bu ayette dikkatimizi çeken şey, Allah ve Rasülünden (sav) sonra dost tutulacak olanlar, kendisini bizzat Rabbine teslim ederek samimiyetle namaz kılan, zekât veren mü’minlerdir. İşte namaz, zekât ve diğer ibadetlerin önemi.

Bir de şu ayet onları nasıl müjdeliyor bakalım:

“Bilesiniz ki Allah dostlarına asla korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler.

Onlar ki, iman etmişler ve takvâya ermişlerdir, işte onlara hem bu dünya hayatında hem de âhirette müjdeler olsun! Allah’ın sözlerinde değişme olmaz; (öyleyse) en büyük kazanç budur. (10 Yunus 62-64)

Onlar ki;

Hak davasını omuzlarında taşıyan, muhabbetini gönüllere aşılayan, sevgi deryasından avuçlayıp kullara sunan, gönül gözüyle âleme ibretle bakan, yanık gönüllerin sevdasıyla Hakk'a özlem duyan, gözyaşları O'nun için akan, ömür kervanını Rabbinin yolunda kılan, ak güvercinler misâli müjdeler taşıyan, kalp ve gönül ritmini Allah'a bağlayan kullardır.

Bir değil binlerce kez Muhammedî sevda ile insanların kurtuluşu için, lisanından hakikat meyveleri dökendir onlar. Bulunduğu mekânda Hakk sevdasının kokusunu yayandır onlar. İşte onlara “Allah adamları” denir. “Allah onları onlar da Allah’ı sever.” (5 Maide 54) Yürekleri adeta altından bir madendir. Yolları nûr, gönülleri nûr, bakışları nûrdur onların. Gönül iklimlerinde bir sabâ rüzgârı eser daim;

Ey bâd-ı sabâ! Uğrarsa yolun Semt-i Harameyn’e,

Selâmım arz eyle, Rasûlü’s-sakaleyne!

diye uğuldar.

Allah dostları...

Melekler misâli kanat çırparlar Hak Hak diye.

Muştular sunarlar geceye ve gündüze...

Azığıdır onların çile...

Almazlar dünyadan bir nebze...

Allah ve Rasûlü sevdasıyla yanarlar dâim. Özlemleri onlaradır her an...

Hz. Mevlana (k.s) tarifiyle; ham iken pişen, piştikten sonra Allah aşkıyla yanan kullardır onlar. Bu, herkesin harcı değildir. Yunus’un tabiriyle "er olan girer bu meydane."

Âh o güzel kulları bulabilsek! Onlarla hemdem olabilsek… Allah sevdasıyla beraberce ağlaşabilsek… Ömür testisini bu muhabbet şerbetiyle doldurabilsek…

Hüzün mü kalır o zaman, dert mi kalır, tasa mı kalır? Rahmet bulutları her yanı alır, melekler bu meclisleri bulur ve diğerlerini çağırır. İşte sevdam, işte davam!

ÂLİM VE SALİHLERİN MECLİSİ

Âlim ve salihlerin meclisi, Cennet bahçeleridir. Oralara samimiyetle devam edenler, Allah'ın izniyle Cennet'i kazanacaklardır. Zaten Efendimiz (s.a.v); "kişi sevdiğiyle beraberdir," buyuruyor. Bu ne güzel bir müjdedir. O halde âlim ve âriflerin kıymetini bilelim ve dediklerini tutalım. Sonra pişman olmamak için, bu büyük sevinç kaynağını kaçırmayalım.

Bir insan bir vakıf gibi olmalıdır. Bazı kullar vardır ki öyledirler. Onlara gerçekten imrenilir. Bunlar senenin hatta ömrün her vaktinde öyle olurlar. Mü'minlerin maddi ve manevi ihtiyaçlarına gece gündüz koştururlar. Sanki onlar hadiste geçtiği üzere, bunun için yaratılmış kimselerdir. Görülünce de “Allah'ı hatırlatırlar.” Allah onların sayısını artırsın ve kendilerinden razı olsun.

KENDİMİZE SORULAR

Her zaman şu soruları sormalıyız kendimize:

-Ne yaptık dâvâmızı? Nereye gitti tesettürümüz? Kapalı bir anne yanında, örtüsüz büyük bir kızcağızımız!

Allah'ım! Acep Sana ne cevap veririz? Nereyedir yolculuğumuz?

Kalmadı neredeyse edep ve hayâmız. Hani nerede utancımız? Âh dünya ve dünyalıklar! Hiç bir şeyimizi koymadınız. Nereye alıp götürdünüz?

Şimdi biz ne yaparız? Kaybolan eşsiz değerlerimizi nasıl buluruz?

Geleceğiz yüce Zâtına Rabbimiz! Acep ne ola o gün halimiz? Bizi Sana döndür Allah'ım!

Evet bu, tefekkür, nefsi hesaba çekme ve davaya sahip çıkmadır. Bu sözler daima dilimizde olmalı ki, çareler arayalım.

ALLAH YOLUNDA HİZMET

Bir de hizmeti unutmamak gerekir. Hizmet öyle bir nimettir ki, onu yapan kullar tevazua kavuşurlar. Tevazu ise kibri atmanın en büyük işaretidir.

Bilelim ki, Allah kibirli insanı alçaltır, tevazulu insanı ise yükseltir.

İnsan nefsine şunları da haykırmalıdır:

-Dünyanın nesine sevineceksin ey nefsim? İnsanı sevindiren şeyler ancak Allah için olanlardır. Gerisi boş! Yüce Allah buyurmuyor mu şöyle:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun!" (66 Tahrim suresi 6) 

Bu dünya hayatı fanidir kardeşlerim. Ahiret ise ebedidir. Dünya insanı bir değirmen misâli öğütmekte, ömür topu gün gün solmaktadır. Bir gün de tamamen solacaktır. İşte o güne hazırlığımız nedir acaba hiç düşündük mü? Asıl meselemiz bu olmalı. Bu konu sadece kendimizi değil, çoluk çocuk ve etrafımızı da içine alır. Allah (cc) bizlere bunun şuurunu versin.

O halde insana düşen en önemli görev işte budur. Sonra bunu etrafındaki insanlara da aktarmak ve Allah yoluna çağırmaktır. Bilelim ki durumumuza göre, her birimize iyiliği emretmek ve kötülükten yasaklamak farzdır.

En çok üzerinde durmamız gereken konu ise mü’min, münafık ve kâfiri seçmektir. Ancak mü’minlerle dost olmalıyız. Bu ise, Allah için sevgi demektir ki, o bambaşka bir manadır. Ahirette imrenilecek makamları vardır onların.

Peygamber Efendimizin ashabı ne güzel insanlarmış. Hani biri diğerine; 

“Ben seni Allah (celle celalühu) rızâsı için seviyorum,” der.

O da ona şu eşsiz cevabı verir:

 “Uğrunda beni sevdiğin Allah (cc) da seni sevsin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 112, 113; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 140-141, 150)

Bu ne kadar coşku dolu bir sevgi ve ne kadar engin bir duâdır ki; ne ufuklar alır ve ne de deryalar. Allah için sevginin hesabı mı olur? O, arş-ı a'lâya çıkar ve Hakk'ın makamında hesapsız olarak kıymet bulur. Rabbim bizlere de birbirimize karşı böyle bir sevgi ihsan eylesin. 

GENÇLİĞE SESLENİŞ!

Genç adam ve genç kızlarımıza da seslenmek gerekiyor.

-Yüreğiniz Allah sevgisiyle dolup taşsın. Âleme onunla hayat taşıyasınız. Gönüllere muhabbetullah tohumları atasınız! Gün gelir başaklara durur onlar. Size duâ olur, azık olur, nimet olur, cennet olur, Cemal-i İlâhîyi görmeye vesile olur.

Haydi, durma genç insan! Hakk'ın sevdiklerinden olmanın yollarını ara!

Her zaman bitmeyen bir heyecan ve iştiyakla Allah yoluna koş! Büyüklerimiz ne diyordu? 'Haydi gençler, çocuklar, anneler, babalar! Durmayın hele! Koşturun Allah yoluna, Allah için! Yoksa bir gün söyleyecek ne dil kalır, ne de nefes!’

Allah yolunda saçını ve sakalını ağartmış insanlara bir bakın! Onlar sanki nûra bürünmüşlerdir. Melekler onları;

"Selâm sizin üzerinize olsun. Hoş geldiniz, ne güzel geldiniz! Ebediyyen kalmak üzere girin bu Cennete," (Zümer 73) diye karşılayacaklardır. Ne mutlu o güzel kullara! Bizleri de onlardan eyle yâ Rabbi, diye dua edelim kıymetli genç yavrularımız. Enerji sizde, gayret sizde, bereket sizde, başarı sizde.

Bir de unutmayalım ki, insanlara değer verirken, Allah'ın değer vermesine göre bakacağız. Allah'ın Kur'an'ına, Rasûl’ünün (sav) sünnetine uyuyorsa kıymet atfedeceğiz. Yoksa şuymuş-buymuş, makamı varmış, meşhurmuş, bilmem bunu yapmış, şöyle bilgili, böyle sanatçıymış bizim ölçülerimiz asla değildir. Ölçü, Kur'an ve Sünnet'tir. Şüphesiz ki bütün bunlar toprağın altında hemen belli olacak. O halde kendimize ve etrafımıza bu gözle bakalım.

BÜTÜN KARDEŞLERİMİZE SESLENELİM

Zikriniz bol, gönlünüz ferah olsun.

Aşkullah kalbinize dolsun.

Peygamberimize salât ve selâmı çok getiriniz.

Allah için çalışınız! O'nun rızasına ulaşınız.

Güzel ahlâk sahibi olunuz.

Kur'an ve Sünneti iyi öğreniniz. Onlara sımsıkı yapışınız.

Çocuklarınızı daha küçük iken Sünnetlere alıştırınız.

Allah için hizmete koşunuz.

Edebin, insanın en güzel süsü olduğunu biliniz.

Edepsiz insanın ilmi de olsa, bir hiç olduğunu unutmayınız.

Sohbet insanın Allah'a sevgisini artırır. Sohbetleri kaçırmayınız.

Ehli Sünnet olan âlim ve salihleri dinleyiniz.

Dilinizden duâyı eksik etmeyiniz.