Reklamı Kapat

Yönlendirmenin büyük silahı 'korku'dur

Geçtiğimiz günlerde bir öğretim üyesi arkadaşımla sohbet ediyordum. Kendisi bana bir video gösterdi. Videonun muhteviyatı şu şekildeydi: Spekülasyon yapmak isteyen birileri, onlarca ton tarım ürününü, kuş uçmaz ve kervan geçmez bir dağ başına dökmüştü. Bu ürünleri çöp haline getirmiş bu insanlar, yaptıkları manipülasyonla, piyasayı yükseltmek amacı gütmekteydi. Piyasayı bu şekilde manipüle etmenin dinimizdeki yeri “haram”dır. Halk nezdinde “korku” oluşturma amacının güdüldüğü de aşikârdır. İşin özü buna “terör faaliyeti” denilir. Korku, insanları istenildiği gibi yönlendirmek için, tesirli bir araçtır. İşte bu tesirli aracı kullanarak, milleti galeyana getirerek, kendilerine ekonomik veya siyasi menfaat sağlama peşine düşenlere en güzel cevap, yüzlerce yıl önce Peygamber Efendimiz’den (sav)gelmiştir.

VURGUNCULUK DİNE İHANETTİR

Peygamberimiz (sav) “Müjdeler olsun! Bizim pazarımıza ‘celbeden’ (dışarıdan mal getiren) kimse, Allah yolunda ‘cihad’ eden gibidir. Bizim pazarımızda ‘ihtikâr’ yapan (Malı stoklayıp vurgunculuk yapan), Allah’ın kitabında ‘ilhad’ yapan (zulüm, zulmeden, dini bozup saptıran) gibidir.” diye buyurmuştur.

İMANI OLAN TİTRER...

İhtikâr, bir yatırım değildir. Bahusus, temel gıda maddelerinde ihtikar, fakir halkı mağdur etmek anlamına geldiğinden dolayı; yukarıdaki hadisi şerifte bu şekilde hareket edenleri Peygamber Efendimiz (sav) tehdit etmiştir. Kur’an-ı Kerim’in onlarca  yerinde geçen zekat ayetiyle, zenginleri fukaranın muavenet ve yardımına koşmalarını emreden Rabbimizin bunca emrine karşın; fakir-fukara insanları bunca nimetten mahrum etmek de ne demek? Azıcık imanı olan, böyle bir vebalden korkar ve zangır zangır titrer.

Ülkemiz “Dar-ül İslam”dır. Yani Müslümanların toprağıdır. Müslümanların yaşadığı topraklarda, asayişi ihlal edecek her bir hareket haramdır. Hukuk-u İslamiye’ye göre “İhtikâr”la halkı mağdur edenlere devlet, müdahale hakkına sahiptir.

ALLAH’IN KATINDAKİ DEĞERİNİZİ ARTIRIN

Bu münasebetle bu bela ve musibeti “celbetmemizin” nedenini de anlamak için, büyük alim Muhammed Yusuf el Kandehlevi’den bir misal vermek isterim:

"Her şeyin fiyatı arttı, her şey çok pahalı" şikayetleriyle ilgili Kandehlevi:

"İnsanlar ve eşya Allah katında terazinin kefeleri gibidir. Eğer insanın kıymeti Allah katında artarsa eşyanın değeri düşer ve eşya ucuzlar. Yok eğer insanın kıymeti Allah indinde düşerse bu kez eşyanın değeri artar ve fiyatlar yükselir..."

Üstad devamla, “Allah'ın katındaki değerinizi arttırın! İman ve salih amel ile eşyanın değerini düşürün. Nitekim İslam tarihinin en zengin çağı, Müslümanların takvaya uygun yaşadığı ve yardımlaşmada en iyi olduğu çağ veya çağlardı.

Günümüzde, tüm dünyada yaşanan bir ekonomik kriz var. Bu krizin en çok hissedildiği yerler ise maalesef “İslam Toprakları”dır. Yaşanan tarihsel gerçeklik ve günümüzdeki gelişmeler, Yusuf el Kandehlevi'nin tavsiyesini doğruluğunun ispatıdır.

Selam ve dua ile...
Fiemanillah…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?