Derdi var yürekleri yakan,

Kalbidir davası için atan,

Gözü var daim Hakk’a bakan,

Gönlü var deryalara dalan…

Bir adam düşünün ki davası Hak…

Gönlü ummanlar misâli berrak…

Hak ve hakikat aşığı bir sâfiyet,

Ümmet için diler her an âfiyet…

***

Evet, ömrünü Rabbin rızasına adamış gönül adamlarının halidir bu.

O adam ki bu maksatla koştururken asla yorulmaz.

Bu hizmetine ise asla doymaz.

Hedefi büyüktür daima;

Rabbinin rızasını kazanmak…  

Doyumsuzca bir koşudur bu,

SALİHLERİN ÖZELLİĞİ

“Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler, kötülükten menederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.” (3 Âl-i İmrân 114)

Hayatını bu eşsiz davaya vakfedenler ebediyen unutulmazlar. Yüce Allah (c.c.) onları gökyüzünde meleklerin yanında anarken, yeryüzünde ise mü’minlerin kalplerinde yer alırlar. Zira bu sevgi bizzat onların kalplerine konulmuştur. Yarın cennet âleminde de bu gerçek aynen devam edecektir.

Ebû Hüreyre’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e:

- “Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına:

- Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâb eder.

Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra da yeryüzündekilerin gönlünde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.” (Buhârî, Bedü’l–halk 6, Edeb 41, Tevhîd 33; Müslim, Birr 157)

Dava adamları yanık olur. Sevdalı olur. Gözü yaşlı olur. Davasına düşkün olur. Çileli olur. Rahat yüzü görmez, ıstıraplı olur. Rüyalarını davalı görür. Gece gündüz onunla olur. Gelenleri onda bu manayı bulur. Yaşlı da olsa davasında delikanlı olur. Yirmili yaşlarda bir mücahid olur. Heyecanla dopdolu olur. Kâfirlere karşı şiddetli olur. Münafıkları iyi tanır. Zira onlar kâfirlerle beraber olur. Dünyaya meyletmez, Hakk yolunda harcayan olur. Nefeslerini Hakk için alıp verir. Kulları boş bırakmaz, onları Hakk davaya çağıran olur. Çağrısından ücret istemez, ücretini Hakk’tan alır.

***

BAKIN ÜSTAD BUNLARI NASIL DA DİLE GETİRMİŞ;

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal,
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal…
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan,
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan,
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
……..
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu’nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol O’nun, varlık O’nun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!

ONLAR HAKK RIZASINI DÜŞÜNÜRLER

Onlar Hakk’ın rızasından başka bir rıza asla düşünmezler.

Zira onların davası Hakk’tır.

Gönülleri O’nun sevdasıyla doludur.

Gözlerinin yaşları O’nun için akar.

Bir sevda ki gönüllerini daim yakar…

Gönlü bu mana ile yananlara selâm olsun!

KANDİLLERDİR ONLAR

Onlar ki; ebedi hayatın birer kandilleridir. Tıpkı bu dünyada olduğu gibi. Yüce Allah onların hatırına dünyayı ayakta tutar.

Onlar ki; gönül gözleriyle Hakk’ın tecelliyatını görürler ve o mana ile kullara hak ve hakikat incileri saçarlar.

Onlar ki; Kur’an ve Sünnet nurundan nurlanarak, Allah’ın kullarına ilim ve hikmet sunarlar.

Onlar ki; bir sevgi halesi olur, kulların etrafını sararlar. Onlarla hemhal olanlar, Allah’ın dininin eşsizliğini kavrarlar.

Ümmetin dirilişi de ancak bu yolla olur.

Evvelce de böyle olmuştur.

Onlara bir de “Allah adamları” denilir.

Ne mutlu onlara ve onları sevenlere.

SEVGİ ALLAH VE RASÜLÜNE OLMALIDIR

Evet, sevgi güzel şeydir ama Allah’a, Rasûlüne ve onları sevenlere olmalıdır. Böylelikle hepsi Allah için olur. Bir şeyde “Allah için” konusu varsa o da azizdir, kıymetlidir. Yoksa o şey acep nedir ve neye yarar? Hadis-i Şerifte de öyle haber verilir ya;

"Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir." (Ebu Davud, Sünnet 3, (4599). 

Şu müjde ise değerlerin en güzelidir:

 “Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacaktır. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (4 Nisa 69.)

Kişi inancıyla yaşar. Yaşayan onu ortaya koyar. Kimi öyle kimi böyle.

Hayat akışı boşa kürek çekmek olan aldanmıştır. Zira hayat insana bir defa verilir. Tekrarı yoktur onun. İnsanın hayatında Allah’a gönül verme ve O’nu Allah’ın kullarına sevdirme davası varsa, hayat anlam kazanır. Bu yoksa ne anlamı olabilir ki? Yazık eder insan o zaman kendine.

Sonu gelecek bir hayattan sonsuz bir hayata gidecektir insan. Bunu bilerek yaşamalı tabii.

Usanılır davasız Müslüman’dan. Yazık eder o kendine ve etrafına. Zulmeder geçen günlerine. Âh u vâh eder gün gelince saatlerine…

Ey kardeşim! Ömrünü boşa verme! Allah yolunun hizmetkârı ol! Ahirete gidince pişman olma! İbadetini aksatma. Geri gelmez geçen zamanlar. Nefsine zulmetme. Rabbine yönel. Yavrularını ihmal etme! Hak yolunda terbiye eyle! Dava adamı ol. Bunu asla unutma. Bil ki, asıl kazanç bunlardır.

DAVAMIZ İSLÂM’DIR

Şüphesiz ki Müslüman’ın davası İslâm’dır. Zira Hz. Âdem’den (a.s) itibaren bütün Peygamberlerin ve insanlığa son Peygamber, yegâne kılavuz ve önder olarak gönderilen Efendimizin davası da İslâm’dır. O, müşriklere; “Allah’a yemin ederim ki sağ elime güneşi, sol elime de ayı verecek olsanız ben bu Davamdan asla vaz geçmem,” diyerek inanç ve gayretini açıkça ortaya koymuştur. Bütün Hak dinlerin adı ise yine İslâm’dır.

O halde mü’min kimse bunun bilgisi, şuuru ve idraki içerisinde yaşamalı ve bu eşsiz davasını yaşatmalıdır.

Edepsizliğin, hayâsızlığın ve ahlâksızlığın zirve yaptığı bir dönemde, inanan insan, nesillerini bu idrak içerisinde muhafaza etmeye ve gelecek nesillere de bu kutlu davayı aktarmaya mecburdur ki, bu zaten Allah’ın ona verdiği bir görevdir:

“Bizim davamız uğrunda üstün gayret gösterenleri, bize varan yollara mutlaka yöneltiriz. Şüphesiz Allah, iyilik ve güzelliği huy edinenlerle beraberdir.” (29 Ankebût 69)

Rabbim davası Hakk olanlardan eylesin! Bunun için çırpınanlardan eylesin. Davası için göz yaşı dökenlerden eylesin.