Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

24 Haziran seçimlerine farklı bir bakış…

Türkiye, 24 Haziran’da çok önemli bir seçim yapacak. AK Parti’nin 2002’de iktidara geldiği ilk seçimden itibaren yapılan her seçim çok kritik ve çok önemli oldu. AK Parti ve Lideri Erdoğan’ın bundan sonra gireceği her seçim bir öncekinden daha kritik ve önemli olacak. Türkiye, güçlü ve lider ülke yürüyüşüne devam ettikçe de her seçimin önemi artacak. Savaş meydanlarında, emperyalizme karşı kazanacağımız zaferlerin ilk adımının seçim sandıklarından ve seçim zaferlerinden geçtiğini unutmayalım.

***

Yıllardır içinde olduğum siyaset dünyasında daha aktif bir rol oynamak için ben de Konya’dan AK Parti Milletvekili Aday Adayı oldum. Neden aday olduğum konusunda ya da neden siyasetle ilgilenmemiz gerektiği konusunda farklı bir bakış açısı olur düşüncesiyle bugünkü yazımı okuyacağınızı umut ediyorum.

***

İslâm dininin, her mevzuda olduğu gibi siyaset, devlet, hükümet, idareciler ve idare edenler hakkında da çeşitli hükümleri, tavsiyeleri, emir ve yasakları vardır. İslam, insanoğlunun her meselesiyle ilgilenir, her sorusunu çözer. O halde Müslümanlar, siyasî ve içtimaî konularda da dinin ahkâmına uymakla, emirlerini tutmakla yükümlü ve sorumludurlar…

Asla ilgisiz, bilgisiz, etkisiz, lakayt, bigâne ve pasif kalamazlar. Kalırlarsa, mesul olurlar, günaha girerler, büyük ve devamlı veballer altında kalırlar. Dünyada hor ve zelil ve esir düşer, âhirette azap görür, perişan olurlar. Din, bir bütündür, bir kısmını yapıp, diğer kısmına sırt çevirmek olamaz.

Müslümanların seçimlere katılmamaları, siyasetle ilgilenmemeleri, devlete talip ve sahip olmamaları, yönetime iştirak etmemeleri, pasif kalmaları, içteki azınlıkların, dıştaki emperyalist güçlerin arzusudur.

Çünkü Müslüman halkların uyanmaları, haklarını istemeleri, yönetimi elde etmeleri, onların asırlardır süren mücadelede yenik düşmeleri, istila ve istismarlarının sona ermesi demek olacaktır.

Emperyalistler, sosyal bünyesi zayıf, halkları cahil ve şuursuz, ilim ve teknikte geri ülkeleri ya doğrudan doğruya istila ederek sömürürler ya da kendi yandaşları ve ajanlarını iktidara getirerek, onları kullanarak yönetirler. O milletin kendi öz vatansever evlatları herhangi bir yolla iktidarı elde ederlerse hemen onları ihtilallerle bertaraf etmeye çalışırlar. Türkiye tarihi bunun örnekleriyle doludur. 15 Temmuz darbe girişimi bunun son örneğidir.

Bu bakımdan dünyanın her yerindeki Müslümanlar’ın çok uyanık olmaları, oyuna gelmemeleri, siyaset ve yönetimin dinî ve millî menfaatlere uygun olması için çalışmanın, hem en büyük ve en temel hakları, hem de en ciddi ve önemli görevleri olduğunu asla unutmamaları gerekir.

O halde Müslümanlar temiz siyasetle çok yakından ilgilenmeli. Bu sahayı, beceriksizlerin, ahlâksızların, yalancıların, istismarcıların, sahtekârların, düzenbazların, muhterislerin, rüşvetçilerin, hırsızların, ajanların, hainlerin eline terk etmemelidir.

Parçalanıp dağılmadan, sevgi ve saygıyla, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile hareket edip birlik ve beraberliği mutlaka sağlamalıyız. Bunu başaramazsak yönetim çok kötü ellere geçebilir.

Maddî ve mânevî benliğimizi kaybetmeden, haklarımızı çiğnetmeden, zenginliklerimizi, ekonomik ve kültürel varlıklarımızı yağmalatmadan, hürriyet ve istiklalimizi elden kaçırmadan, vatanı böldürtmeden, her tür varlığımızı daha da geliştirmeye, yükseltmeye çalışmalıyız.

Çünkü bizim güçlü, kuvvetli ve sağlıklı olmamız tüm insanlık için elzemdir. Herkes bizden medet umuyor, tüm İslâm âleminin gözbebeği ve en büyük ümidiyiz. Bütün dindaşlarımız bize bel bağlamış, bizi gözlüyor, bizden işaret ve beşaret bekliyor.

Bizim salahımız, felahımız ve muvaffakiyetimiz, Doğulu/Batılı, kâfir/mü’min cümle insanlığın, dünya ve âhiret saadet ve selametiyle birçok yönden ve çok yakından bağlantılıdır!

24 Haziran seçimine bir de bu pencereden bakın…