Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

50 yıllık görsel hafıza: TRT

Türkiye’de televizyon yayıncılığı 50 yıl önce Nuran Devres’in “Sayın seyirciler burası 3.bant 5. kanaldan deneme yayınları yapan Ankara Televizyonu. Bugün 31 Ocak 1968. Bu akşamki deneme yayınlarına başlıyoruz” anonsuyla yayına başladı.

50 yıl sonra 31 Ocak 2018 günü Haliç Kongre Merkezi’nde TRT bir programla yarım asırlık hafızayı canlandırdı. Program yine Nuran hanımın açılış anonsuyla açıldı. TRT’nin ilkleri yaşadıklarını anlattı.   Geçen yarım asırda dünyanın gidişatına paralel ülkemizde de yayıncılık alanında hem nitel olarak hem de nicel olarak büyük değişimler yaşandı. Siyah-beyaz analog yayıncılıktan renkli dijital yayıncığa köprünün altından çok sular geçti. TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, “TRT Türkiye’nin son 50 yıllık hafızasının hem canlı şahidi, hem de kaydedicisi. 50 yılda telgraf telleriyle ses ileten bir antenle yayın yapan bir teknolojiden, bugün dünyayı cebimize indiren, yayıncılığı mobil hale getiren bir teknolojiye geldik. TRT, 14 televizyon kanalı, 14 radyo kanalı ile Türkiye’nin yanı sıra, tüm dünyaya yayın yapıyor.” ifadesiyle durumu özetledi.

Teknolojik değişim kendisini ilk önce ve en hızlı bir şekilde iletişim alanında gösteriyor.1987 Mart ayında kamera asistanı olarak İstanbul Televizyonu’nda göreve başladığımda u-matik teyplerin kullanıldığı, kamerası 12 kilo ağırlığında, tahta ve demir karışımı bir sehpalarla çekime çıkardık. Kayıtçı için ayrı bir eleman, kamera için ayrı bir elaman çalışırdı. Sonra bir inç banta kayıt yapan cihazlar geldi. Bazen bant sarardı ve cihaz garip sesler çıkarırdı.  Sonra betacam kasetlere kayıt yapan kameralar icat oldu. Kayıt teknisyenliği mesleği bitti.

Bütün bunlar TRT’de çalıştığım 1987-1992 yılları arasında oldu. TRT’den ayrılıp özel televizyonlarda yapımcı-yönetmen olarak çalışmaya başlayınca uzay üssünü andıran stüdyo rejilerinde ve montaj setlerinde, post prodüksiyon ünitelerinde her gün yeni cihaz ve sistemler devreye giriyordu. Teknolojik değişim hiç hız kesmedi. Şimdi artık cep telefonu kamerasıyla dijital ortamlara kayıt yapan ve onu canlı yayınlayabilen ‘’Cevat kelleler’’ dönemine girdik. Artık cep telefonu olan herkes kameraman, montajcı, yönetmen ve yayıncı oldu. Kameramanlar ellerinde sihirli kutularla dolaşan adamlar olmaktan çıktılar.

Teknik değişimlerin yanı sıra muhtevada da değişimler yaşandı. 1990’lı yıllarda TRT eliyle yürütülen kamu yayıncığı tekeli Turgut Özal’ın şahsi girişimleriyle kırıldı. Yeni program formatları ortaya çıktı. Ancak insan kalitesinde çok fazla iyileşme olduğu söylenemez. Yıllarca yayın dünyası milletin değerlerine düşman, kendilerini solcu addeden ne idüğü belirsiz bir zümre tarafından yönetildi. Toplumun milli ve manevi değerleri ancak “folklorik’’ unsurlar olarak yayınlara yansıyabiliyordu. Yayıncılık adına toplumda büyük tahribatlara sebep olundu.  2000’li yıllarla başlayan iyileşme ve değerlere dönüş hareketinde de geç kalındı.

TRT Genel Müdürü İbrahim Eren büyük bir gayret ve özveriyle değerlere dayalı bir yayıncılık anlayışını oturtmaya çalışıyor ama işi gerçekten çok zor. Yıllardır fosilleşmiş alışkanlıkları değiştirmek ve yeni bir televizyon dili oluşturmak zaman alacaktır. İnsanların faydasını gözeten bir yayıncılık anlayışı için TRT kadar, akademiye, özel televizyonlara da büyük sorumluluklar düşüyor. Eleştirileri başkalarının üzerinden yapmak kolaycılıktan başka bir şey değildir. Konuyla ilgili olan herkes bu durumdan sorumludur.