Reklamı Kapat

Türkiye’nin en büyük problemi

Gece saat on iki geçmiş. İki tur atayım, hava alayım diye dışarı çıktım, on dakikalığına. Caddeye girdim, girer girmez çöp yığınlarının yanında genç biri elindeki poşeti hızlıca attı. Ondan tarafa bakmadan geçtim yanından. Caddeyi çıktım, karşıdaki mağazanın camından yansımasını seyrettim. Bana bakıyordu, gittiğimi görünce poşeti geri aldı. Ben onu görüyordum. Poşette kuru ekmekler vardı, yiyerek gitti.

Türkiye’nin en büyük problemi merhum Cemil Meriç’in de dediği gibi ruhunu kaybetmesidir. Nedir ruhu? İslam’ın ziyası. Türkiye’de insanlar artık Müslüman doğuyor, Müslüman olmuyor. Bu nedenle de kimlikte İslam yazsa da (ki artık o da yazmıyor) yaşayışları modern. Modern Müslüman olmaz mı diyenler olabilir. Olmaz. Çünkü, Müslüman gavur değildir. Modernizm, gâvurluktur. Çünkü, hayatın ve insanın merkezinden Allah’ı çıkarır, yerine insanı koyar. “Benliği”, yani şeytanın en sevdiği günahı. Neden en sevdiği? Çünkü, insan kendisinin putu olduğunda artık şeytana gerek kalmaz. Devreye hedonizm girer. Hazcılık. İnsan tamamen haz odaklı yaşar. Türkiye’nin en büyük problemi insanların artık merhem değil, put olmasıdır. Bir mahalle düşünün. Gencecik çocuk veya dört kardeş, garibanlıktan dolayı intihar ediyor. Mahallede merhem bulamıyorlar. Üstelik merhem olmayanlar, o insanları bir de cehenneme yolluyor. Çok seviyoruz birilerini cehenneme yollamayı, kusurlarını bulmayı… Çünkü ne kadar kusur bulursak, kendimizi o kadar kusursuz tanımlamış oluyoruz. Bencillik, benliğimiz devreye giriyor yani. Çünkü ruhumuzu kaybettik. Bu topraklar “benim yaralarım tuzum tuzum der” cümlesinin kurulduğu topraklardır. Artık insanlar başkalarının yaralarıyla ilgilenmiyor, kendisinde yara olmaması için de her yolu mübah görüyor. Ruh yok. Çünkü artık hayatımızı İslami kavramlarla değil, gavurun kavramlarıyla yaşıyoruz. İnsanlar kul hakkını düşünerek hareket ederse torpil diye bir sorun kalmaz. Ancak hazcılık, koltuktan vazgeçmiyor. İnsanlar Allah’ın rızası için hareket ederse, gördüğü yaraya merhem olur. Ancak insan “vatandaşlık görevi” ile hareket ederse yerden çöp alır, kırmızı ışıkta falan durur. Vatandaşlık görevini yerine getirir çünkü zarar görmek istemez, ceza istemez çünkü hazdan mahrum kalmak istemez, yapacak işleri vardır.

İnsanlar artık Allah rızası için hareket etmediği gibi, artık insanların Allah’a secde etmelerini de istemiyorlar. Bu nedenle putperest gibi küçücük çocukları heykellere secde ettiriyorlar. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri de budur. Dergâhlara “şeyhlere kul yaptırıyorlar” diye karşı çıkanlar, çocukları heykele kul yaptırıyorlar.

Artık dergâh yok, tamam da mahallenin ağabeyleri de yok. Gece çöpten ekmek alan gencin elinden tutan mahalle abisi, kabadayısı vardı eskiden bu toprakların. Artık insanlar pahalı arabalar, faizle alınmış evler istediği için kimse kimsenin umurunda değil.

Müslümanlar artık ezilmiyor, bozuluyor. Hadi demokrat, laik, seküler olalım, faizle kat kat evler dikelim, şatafata tapalım ve ara sıra da Siyonizm’e küfür edelim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yasin Taçar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?