Türkiye’de de kendini sol, sosyalist, Atatürkçü, Kemalist, aydın, seküler, sanatçı, çağdaş, yani tırnak içinde sosyal demokrat olarak tanımlayan gerici azgın azınlık tıpkı Temel fıkrasında olduğu gibi on yıllardır kendileri hem din hem de dünya yolunda ters şeritte ama karşılarından gelen herkese büyük bir özgüven hatta pişkinlikle ‘hepsi hepsi!’ diyerek ters şeride girmiş muamelesi yapıyor!

Bu gerçeği bir kez daha Bitlis’in Norşin (Güroymak) ilçesinde medresede talebelere ders okuttuğu sırada haksız yere silahla vurularak şehit edilen Şeyh Abdülkerim Çevik’in vefatı nedeniyle müşahede ettik.

Odatv, Türksolu ve avanelerinin olayı verirken ki haber dili ve cahil okur kitlelerinin haber altında yazdığı yorumlar bir kez daha bana “Türkiye’de sol yoktur; derin bir çukur vardır” dedirtti!

O yorumları yazanların çoğu inanın ki merhum Şeyh Abdülkerim’i tanısaydı; onu çok sevecek, çok saygı duyacak ve hele ilmini, tevazuunu, entelektüel yönünü, naifliğini, güler yüzünü, ileri görüşlülüğünü görselerdi aslında onların tabiriyle ‘aydın’ sıfatına en layık kişi olduğunu kabul edip ona hayran olacaklardı…

Ancak İslam ve Müslüman düşmanlığıyla gözleri karartmış, kalpleri mühürlenmiş derin bir fosseptik çukurunda yaşayan bu cahil tayfa (istisnalar hariç) sırf sakalı ve sarığı var diye, sırf şeyh unvanı, İslam âlimi unvanı var diye hiç tanımadıkları bir insanın ölümü arkasından kinlerini kustular!

BUNLARIN GERÇEK DERDİ İSLAM İLE!

Din ve dünya yolunda ters şeritte son hız yol alan bu azgın azınlık konu ne olursa olsun (siyasi-içtimai) her fırsatta İslam ve Müslüman düşmanlıklarını dışa vuruyorlar.

Sakın onların ‘din düşmanı’ ya da ‘seküler’ olduklarını sanmayın ha! Asla ve kat’a öyle değiller.

Onlar Budistlerin dinlerine, değerlerine ve din adamlarına, Yahudi ve Hıristiyanların dinlerine, değerlerine ve din adamlarına son derece saygılı ve hatta onlara hayrandırlar. Bırakın ilahi dinleri, emin olun bunlar Hindistan’da tapılan ineğe ve fareye bile saygılıdırlar…

Bunların gerçek derdi İslam ile. Bunların derdi Allah ile…

Emin olun ki Türkiye’de kendini ‘ateist’ olarak tanımlayanların bile kahir ekseriyetinin İslam dışındaki bütün dinlerin âlimleri, değerleri ve Rableriyle bir sorunları yoktur. Sadece İslam inancının Allah’ını inkâr etmektedirler!

Talebelerine ders okuturken öldürülen bir İslam âlimi değil de; kilisede bir papaz ya da sinagogda bir Haham olsaydı bu tayfa tüm medyasıyla duyar kasar yıllarca gündemden düşürmezdi! Papaz olsa hepsi beraber Hıristiyan, Haham olsa hepsi birlikte Yahudi olurdu. Ancak öldürülen İslam âlimi olunca bunların ne olduklarını gördünüz!

7/24 İslam’a ve Müslümanlara saldıran bu tayfanın diğer dinlere ve o dinlerin alimlerine ya da mensuplarına tek kelime ettiklerini duydunuz mu?!

ÇAĞDAŞLIKTAN ANLADIKLARI!

Papaz ve hahamların sakal ve sarıklarına, rahibelerin başörtüsü ve çarşaflarına tek kelime ettiklerini duydunuz mu?!

Vatikan’da her yıl daha büyük krizlere sebep olan binlerce taciz ve çocuk tecavüzleri meselesine dair tek kelime ettiklerini duyamazsınız. PKK başta olmak üzere tüm sol örgütlerin kamplarında yaşanan ve sonu infazla biten tecavüzlere dair tek bir kelime ya da ‘kadın hakları’ duyarı kastıklarını da duyamazsınız!

Ama dışarıdan ‘yaz öğretmeni’ olarak (Ensar Vakfı kadrolarından değil) gelen bir pislik herif Ensar Vakfı’nda bir çocuğu taciz etti diye konuyu bilen-bilmeyen tüm tayfa iki yıldır İnsan taklidi yapıp lağım ağızlarıyla Müslümanlara ve İslami yapılara kinlerini kusmaktadır!

Bunların ‘Çağdaş-Aydın’dan anladıkları; İslam düşmanı olmak, çatalı sol elle tutmak, dans etmek, içki içmek, bale-yoga yapmak ve fakir-muhacir düşmanlığı yapmak. Bunların işi bir gecede bir işçinin maaşı kadar parayı eğlencesine ödeyip konu ‘emek-paylaşım-sosyal barış’ söz konusu olduğunda da mangalda kül bırakmamaktır.

SİYASİ BİR İDEOLOJİSİ DE BİR FİKİRLERİ VE DURUŞLARI DA YOK

İddia ediyorum ‘bilmediğini bilmeyen’ bu cahil tayfaya Kur’an ayetlerini ve Efendimizin (sav) hadislerinin tefsir ve mealini ‘falanca İngiliz-Fransız-Yunan bilim adamı-filozofun sözleri’ diye verin vallahi ‘İşte bu!’ deyip başucu kitabı yapacaklardır.

Emin olun bunların siyasi bir ideolojisi de bir fikirleri ve duruşları da yoktur. Her konu hakkındaki duruşlarını sadece o işin/projenin sahibi olanın kimliği belirliyor.

Sadece bir örnek üzerinden bir iddiada bulunup siyaset mevzusunu kapatacağım…

Bu ülkede 3. Köprü, Marmaray, Avrasya Tüneli, İHA-SİHA, yerli otomobil, Uçan Otomobil, yerli tank ve Kanal İstanbul projesi Müslüman kimlikli Recep Tayyip Erdoğan’ın değil de HDPKK ya da DHKP-CHP’ye ait olsaydı; bunlar sabah-akşam ‘Çağdaşlık, muasır medeniyet, bilimsel, turizm, Avrupai, aydınlık yarınlar’ kelimeleriyle canhıraş savunurlardı.

Bunlar İslami kimliği olan bir lider tarafından bu ülkenin; dünyanın en güçlü, en gelişmiş, en müreffeh ülkesi yapılmasındansa emperyalizmin işgali altında köle olarak yaşamayı tercih ederler.

Maalesef bu tayfa yıllarca bu memlekette ellerinde bulundurdukları devlet ve medya imkânlarıyla kendi köpeklerine nal çakıp bize takdim etti. Biz de ekranda bize gösterildiği kadarını görüp o mahallenin itlerini at sandık. (15-20 yıl önce filmlerini ve tiyatrolarını izletip şuursuzca kahkaha attığımız ve sohbetlerimizde onların cümleleri ile espri yaptığımız zevatın bugün toplumdaki yerini hatırlayın…) Hamdolsun ki 28 Şubat süreciyle beraber son 15-20 yılda hem pis zihniyetlerini hem de hepsinin gerçek yüzünü gördük.

Kafayı İslam ve Müslüman düşmanlığıyla bozmuş bu yobazların ‘eğitilemez’ oldukları gerçeğini artık idrak etmemiz ve onları anlamak için de kendimizi yormamız gerektiğini görmek gerekiyor.

Onlar istedikleri kadar ölüm kamplarını bize ‘yere izmarit bile atmıyorlar’ manşetleriyle tatil köyü olarak göstermeye çalışsa da; kaçırılıp tecavüz edip vahşice vücutları üzerlerine naylon eritip işkenceyle öldürdükleri binlerce genç kızı gizlemek için bir iki tanesine makyaj yapıp ‘özgür kadın’ diye dergilere kapak yapsa da!..

HANGİMİZ ‘TERS ŞERİTTEYİZ’ GÖRECEĞİZ

Biz her fırsatta onların gerçek yüzlerini onların pis suratlarına çarpmaya devam edeceğiz. Onların uykusunu kaçıran İslami yapıları yaşatmaya, sarıklı ve sakallı münevverlerimizi sevip destekleyip yaşatmaya, onlar istemese de medrese ve Kur’an kursları açmaya ve çocuklarımızı göndermeye devam edeceğiz.

Evet!

Biz, bu toplumda Şeyh Abdülkerimlerin bitmesine izin vermeyeceğiz. Yüzlerce ve binlerce Şeyh Abdülkerim yetiştirip aydınlık yüzleriyle, o azgın azınlığın Yarasa fıtratlı gözlerini kamaştırıp başlarını duvarlara vurmalarını; yetiştirdiğimiz Şeyh Abdülkerimleri şehit ederlerse bu defa da yüzbinlerle-milyonlarla katılıp cenazeleriyle onları huzursuz etmeye devam edeceğiz!

Ve elbet yeniden diriltilip mahşer günü hakkın huzuruna çıkarılınca hangimizin ‘ters şeritte’ olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Selam ve dua ile…