Türkiye’nin 780 bin kilometrekareden çok daha fazlası olduğunu bilen sözde “egemen güçler”, gönül coğrafyamızla aramıza setler çekmeye devam ediyor. Karabağ işgaliyle Türk dünyasına açılmamızın önünü kesmeye çalışanlar aynı şekilde Suriye’nin kuzeyinde bir oldubittiyle kurmak istedikleri terör devleti aracılığıyla Orta Doğu ile aramıza girme gayreti içerisinde. Son olarak Doğu Akdeniz’de yaşananlar ise kuşatmanın yeni cephesi sayılabilir. Evet, Türkiye bir kuşatmayla karşı karşıya. Bu ne abartı ne de hamaset. Amaç belli; Türkiye’yi jeopolitik mücadele yapamaz hale getirmek.

*****

Aslında bunu çok şaşırtıcı karşılamamak gerekir. Nitekim milletlerin tarihi mücadelelerle doludur. Her ne kadar “kanlı bıçaklı” toplumlar arasında zaman zaman kısa süreli dostluklar kurulmuşsa da “maya” uymayınca eski hale dönüş çok uzun sürmemiştir. Bu yüzden tarih, sadece geçmişe ayna tutmaz aynı zamanda geleceğin de yönünü çizer. Türk milleti Allah’ın takdiriyle yüz yıllar boyu “lider” bir anlayışla bulunduğu coğrafyalarda hüküm sürmüştür. Selçuklu’da ve Osmanlı’da böyle olduğu gibi evveliyatında da aynı şekildedir. Sadece kendi ulusal çıkarları için yaşamayan milletimiz, yakın tarihe kadar tüm gönül coğrafyalarının da “hamisi” olmuştur. Özellikle son iki yüzyılda Batı’nın uzun vadeli “Haçlı” saldırılarına maruz kalmamız ve kendi içimizde yaşadığımız çıkmazlar, bizi ne yazık ki “misyonumuzdan” uzak tuttu. Ama fıtrat değişmedi ve bu kan yine o kandır..

*****

Kardeş ülkemiz Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Ebulfeyz Elçibey, “Sen Türk olduğunu unutsan da düşmanın asla unutmaz” sözüyle tarihi bir gerçeğe işaret etmişti. Doğu Akdeniz’de verdiğimiz mücadeleyle uykuları kaçan Batılı devletlerin Yunanistan’ı piyon olarak öne sürmelerindeki sebep de budur. Türkiye’nin yükselişinin çarpan etkisinin sömürdükleri coğrafyalara nasıl yansıyacağını bildikleri için “ön alma” çabası içindeler. Yunanistan da tıpkı 100 yıl önce İngilizlerin dolduruşuna gelerek Ankara’ya yürümeye kalkma ahmaklığı gibi bugün de tüm uluslararası hukuk kararlarına rağmen Girit ve Meis üzerinden Mavi Vatan’a saldırıyor. AB’nin neredeyse tüm “godamanlarını” arkasına alan Yunanlılar kendilerini iyice “aslan” sanmaya başladı. Küçümsemeyelim; uzun vadeli ve çok aktörlü bir tehditle karşı karşıyayız.

*****

Uzatmaya gerek yok; Misakımız Mavi Vatan’dır. Bu bir var olma mücadelesidir. Bu mücadele; ecdada karşı bir borcumuz olmasının yanı sıra gelecek kuşaklara karşı da ödevimizdir. Tam yüzyıl sonra, yeni bir Sevr olan Seville Haritası’nı da yırtıp atmamızın tek yolu farklılıklarımızı bir kenara bırakarak yekvücut olmamızdan geçiyor. Günlük siyasi tartışmaları bir kenara bırakıp, 84 milyonun buna dikkatini çekmek zorundayız… Unutmayalım ki, hepimiz “Oruç Reis”teyiz..Kalın sağlıcakla…