Dokuz yaşındaki Vail, kendini asarak intihar etti.

Nerede, nasıl olmuş? Çok da önemli değil.

Önemli olan kısmı; bu yavrucağın bizim topraklarımızda çektiği acılardan dolayı intihar etmiş olmasıdır.

Esed mi cani, bizdeki faşist-ırkçı siyasiler mi?

Tam da bu soruyu sormanın vaktidir.

Bu güzel çocuk, katil Esed’in şerrinden kurtulup ülkemize sığınmayı başarmıştı. Fakat ülkemizdeki merhamet yoksunu, bencil tipler yüzünden hayatını kaybetti.

Çocuğu okulda her gün aşağıladılar.

Her gün dışladılar.

Anne-babalar “sakın o Suriyeli ile konuşma” dedi kendi çocuğuna.

Öğretmeni de sürekli hakaret edip, belki de şiddet uyguluyordu.

Savunmasız, günahsız yavrucak ağır çekimli bu zulme daha fazla dayanamadı.

Vail’in yaşı küçüktü ama kimse unutmasın, küçük adamların da bir haysiyeti vardır.

İnsanlık onuru çiğnenen, sevgisiz kalan, ötekileştirilen, yaftalanan, iftiraya uğrayan Vail, küçük bedeni içine daha fazla sığamadı.

Onu bu topraklara sığdırmayan öğretmene, velilere, sokaktaki komşusuna, sözde siyasilere söyleyecek çok söz var. Bu çocuğun kanına bulandınız.

Toplumda Suriyeliler’in ötekileştirilmesi adına ilk fişeği atanlara, kötü konuşmaya devam edenlere, toplumu Suriyeliler’e karşı köpürtenleredir sözümüz; canisiniz, ruhsuzsunuz, Esed ile yarış halindesiniz.

ÇOCUKLAR İÇİN SUSMAYALIM!

Bir söz de zulüm karşısında susanlara gelsin.

Sosyal medyada bu çocuğun ölüm haberinin altına “eksildiler, darısı diğer Suriyeliler’in başına” diye yazan ruhsuz, insanlığını kaybetmiş tiplere sessiz kalmak kabul edilemez. Irkçı faşist söylemler her yerde aşağılık cümlelerini bağıra bağıra haykırıyor. Her yerde gaddarca, bencilce paylaşımlar yapıyorlar. Bunlar Müslümanlığa sığmaz, inanca sığmaz, tarihimize-kültürümüze yakışmaz.

Vail bize bir şey söyledi, bir mesaj verdi.

Durumun vehametine ayna tuttu.

Gelin bir söz verelim.

İyi insanlar, onurlu Müslümanlar ve vicdanını kaybetmemiş merhamet sahipleri!

Bundan sonra sosyal medyada, sokakta, otobüste, okulda, nerede bir gariban, bir mazlum eziyete maruz kalıyorsa onu yalnız bırakmayalım.

Konuşalım, fikrimizi ifade edelim, susmayalım.

Sosyal medyada tepkisiz kalmayalım.

Mazlumun yanında durmak, Müslümanlık görevidir.

İnsanlık onurunu çiğnetmeyelim.

Unutmayın! Suriyeliler’in sınavı savaşla, ülkemizdeki ırkçılarla…

Bizim sınavımız ise bu süreçte ne yaptığımızla veya yapmadıklarımızla alakalı.

Hesap gününe inanan herkes bir daha düşünsün.

Bir mazlumu itip-kaktıklarında sen ne yaptın?

İşte sözün bittiği yer.

Rabbimiz bu topluma, Müslümanca bir duruş nasip eylesin.