Reklamı Kapat

Andınız

Öğrenci Andı mevzuu, gündelik politikada ziyan olacak bir “aşırı uç” malzemesi değil.

Her devre hitap eder şekilde müdahil olayım…

Neyin sözünü verdiğimizi bilmeden yıllarca ant içtik okul bahçelerinde. Yağmur çamur dinlemedik. Her sabah, hiçbir fikrimiz olmadan, gururla resmî ideolojiye bağlılığımızı bildirdik göklere. Okul dedikleri Yeni Dünya atölyelerine tıkadılar bizi. Ve zihin yakamıza “öğrencilik” vasfı taktılar…

Kültürel iktidarın cümle imtiyazlarını yüz senedir sömürmüş, sistem çıktısı bir vatandaş tipi var. Çocuklarının her sabah koyun gibi dizilip; mübarek ezanı Türkçe(!)leştiren birinin kaleminden çıkan, sözde öğretici özde dayatıcı bir safsata bütününü bağırmasından zevk duyuyorlar.

Bunlara, İngiliz kerpiçleriyle dizilmiş sahte tarihin gerçek yüzünü anlatamadığımız için, öğrenci andının jenerasyonlar üzerinde bıraktığı onarılamaz tahribatı anlatmamız da zor. Bir tür yapay zekâ kısıtlılığına mahkûm bırakıldıklarından, öğrenci andına karşı çıkanlara kabaca “ Türk düşmanı” yaftasını vurup fikir kafesine geri çekiliyorlar. Maksimum reaksiyonları bu.

Onlara yüklenmeyeceğim bugün.

Tamamen karşılarında olsam da, onları kısmen haklı gösteren, ellerine koz veren bir başka satıhçılık kendi içimizde kol geziyor çünkü.

Tarihte, kurtarıcı peçesi kuşanan Britanya piyonlarının milletimize vurduğu altın kaplama darbeleri tanıyamamış, bu darbelerin uzun vâdeli sosyolojik etkilerini çözememiş, öğrenci andına yalnız faşizm cephesinden düşmanlaşmış kitleler mevcut. Irkçılığa İslâmî referanslarla karşı çıkar gibi görünüp, şuurlarında gizlenmiş örtülü milliyetçilikten ötürü Türklük mefhumuna öcü muamelesi yapıyorlar.

Oysa Öğrenci Andı, arka plandaki tüm içeriğiyle, müstebit bir “taraf belirleme” biçimidir. Yaşı 1400 yılı aşmış ulvî sancağın bin yıllık asil sancaktarlığına karşı ilan edilmiş alenî bir düşmanlık manifestosudur. Faşizm bu düşmanlığın yalnız bir cephesidir. Bu, çok yönlü bir inkâr sosyolojisinin ifşasıdır. Milletçe boyun eğmek zâfiyetinin garantiye alınması, olası uyanışların her kuşakta yeniden sindirilmesidir.

Öğrenci andıyla böyle etraflı bir şekilde zıtlaşılmalı, tek boyutlu itirazlar içinde hebâ olmamalıdır.

Meramım özetle şudur:

Kemalizm’e, Kemalizm’i oluşturan sömürü şebekesine ve bunlar aracılığıyla has Müslüman-Türk şuuruna işlenen kafatasçı kavrayışa direnmek en şerefli vazifemiz. Ama vazifemizi en sıhhatli usûl ile icra edebilmek için de, muhafazakâr bloğun bir kısmına yapışmış, Türklük bilincine dair ısrarcı anlayışsızlığı yok etmemiz gerekiyor.

“Türk”ün Batı’daki karşılığı “Müslüman”dır. Ve bu Müslümanlık dairesine Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Arap ve sair, kendini yüzyıllarca küffar karşısında Türk hisseden hangi içtimaî ırk varsa dahildir. Türk devletleri güçlü olduğunda İslâm dünyasının da güçlü olduğunu tarih bize göstermiştir. Bunu, faşist bayağılıklara, kafatasçı hamâsete dayanarak değil, ashâb-ı kiram efendilerimizden sonra İslâm dinine en büyük hizmeti vermiş bir medeniyetin bakiyesi olmak şerefiyle belirtiyorum. Türklüğün İslâm’daki yerini, hududunu ve idealini idrakten mahrum olmak, dolaylı açıdan öğrenci andına ve baskıladığı zorbalıklara onay vermek demektir.

Tüm bunların dışında, bugün maalesef bazı dindar gruplara da sirayet eden, İslâmsız, tabiatıyla da ruhsuz ve hakikatsiz Ziya Gökalp/Nihal Atsız tipi milliyetçilik; bizim kurtuluş yolumuz, Kemalist alegorilerden sıyrılış yöntemimiz olamaz. Ülkü ve ülkücülük tasavvurunu temelinden yanlış anlamış, Kemalist yahut İttihatçı ideolojiyle aynı noktaya varan ve içinde yalnız kültür motifi olarak İslâm’ı barındıran bir Türklük telakkisi; Türklüğe ve en mühimi İslâm’a ihanettir.

‘’Öğrenci andı’’ enjektörüyle çocuklara akıtılan gerici ve yığınlaştırıcı fikirlere karşı durmak için; etnik hezeyanlarla karartılmamış Türklük bilincini ötelemeye lüzum yok. Marifet Türklüğün, Türklük mefkûresinin hakikatini kavrayabilmekte…

Şanlı Peygamberimizin (aleyhissalâtü vesselâm) necip soyundan, Türk-İslâm düşüncesini harika bir dengeyle sentezlemiş, büyük mütefekkir Seyyid Ahmed Arvasî merhumun söylediği gibi:

- Bizim milliyetçilik anlayışımızda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yok…

Birlik içinde yaşayabilmenin yanı sıra, anti-Kemalist bir devlet/millet nizamına gönül vermiş kimseler olarak önce bu noktada anlaşalım. Aksi takdirde, öğrenci andı her sabah okunsa da okunmasa da bazı şeyler değişmeyecek. Zira Müslümanlık şuurundan tiksinenlerle Türklük mefhumuna karabasan muamelesi çekenler, bilerek yahut bilmeyerek özünde aynı gayeye hizmet ediyor...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Hacıosmanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.

01

Soner Acar - Kemalizm''e ihtiyaç duyacağınız günler de gelir...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Nisan 01:24


Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?