Reklamı Kapat

Modern dünyanın alternatif silahı; açlık tehdidi…

Dünya beslenme standartlarını izlerken, kalorisi yüksek hazır giyeceklerin (fast food) iştah açıcı sunumlarla servis edilişini kazanç maksatlı bir gayret olarak kabul etmekten imtina etmek gerekiyor.

Zira neredeyse bağımlılık yapan hamburger ve pizzalar özellikle genç nesiller üzerinde bir nevi uyuşturucu tesiri oluşturuyor.

Bu içler acısı hakikatle birlikte “Yemek yeme kültürünün” açlık ve tokluktan fazlasını barındırdığına pek çok kültürel normun yeme biçimimizde, alışkanlıklarımızda, tercihlerimizde vücut bulduğuna ve bir nevi görsel bilgi aktarımında bulunduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor. 

Hayatımızı pek çok cihetten şekillendiren yemek tercihlerimizi yaparken dikkat etmemiz gerekiyor.

Yenilecek gıdaların temininden pişirilmesine (helal rızık)… Sunumundan paylaşımına (cömertlik)…  

Yemek öncesindeki davranış biçiminden, yemek sonrası hazmetme sürecine (sıhhat)…

Bolluğundan israfına ( adalet)…

Bereketinden lezzet alma şartlarına (afiyet)…

Adabından hamdına (ibadet)…

Ve daha pek çok maddi-manevi etkileşim alanına sirayet eden ve hayli uzun referanslar edinebileceğimiz önemli bir yaşamsal pratik “yemek yeme kültürü”.

Üstelik sık tekrarlanan, düzenli olarak yapılması gerekliliği taşıyan bir durum, bir ihtiyaç, hatta önemi nispetince sektörleşmede önemli bir alan.

Evet açlığın bir izahı olabiliyor, dengesiz gelir paylaşımı, uluslararası sömürü gibi…

Peki ya, tedavi gerektirecek kadar çok yemek yenmesini sağlamanın (!) gerekçeleri neden dünya genelinde değil de ferdi tedavi neticesinde dillendiriliyor?

Çünkü yemek insanları uyuşturmak için iyi bir araç.

Çünkü insanlar mideleri ile meşgul olunca düşünce ile bağları zayıflıyor.

Fikretmesi engellenip “sorumlu” vatandaşlıktan “sorunlu” vatandaşlığa indirgeniyor.

Varlığı ile teşrik-i mesaisinin kesilmesi hedefleniyor. Ve böylece onları açlık ile korkutarak yönetmek kolaylaşıyor!

Obezite rahatsızlığının altında psikolojik sorunların yatıyor olması da cabası. Şartların iyileştirilmemesi, inançsızlığın pompalanması, Baki Olana isyan ile fani olana tapınmanın servis edilmesi, kışkırtıcı, tahrik edici pazarlama sitemleri ile bir nevi kasıtlı sağlıksızlığı ön gören modernite dahli olduğu katliamlara kendi katili olan insanları ekliyor.

Bir hayli geniş acıdan hayatımızı olumlu ve olumsuz etkileyen “yeme kültürü”müze geç kalmadan mercek altına almak gerekiyor.

Tam bir yıldır, pandemi gerekçesi ile “evde kal” çağrısına riayet gerektiğinden iyi bir fırsat yakalamışken acaba bu fırsatı nasıl değerlendirdiğimizi enine boyuna düşünebiliriz.

Kendi öz kültürümüzden hareketle mi beslendik yoksa çocukların ısrarına dayanamayıp dışarıdan “pizza-hamburger” gibi siparişler mi verdik? Bu soruların cevabı bize durumumuzun ne’liğinden söz edecektir. Ve geç kalmadan yeni tedbirler geliştirmemize vesile olacaktır diye düşünüyorum.

Tüm pratiklerinizi gözden geçirmemiz, modern beslenme pratiklerini ezber etmeden asırlar boyu insan sıhhatini esas alan kendi mutfak tecrübelerimizi hayatlarımıza yerleştirmemiz için hala geç değil.   

Tedbir geliştirmediğimiz takdirde, açlık bir ihtiyaç olmaktan çıkıp özellikle genç nesiller için bir tehdit haline gelebilir.

Bu tehdidi dikkate almadığımızda, küçümsenmeyecek kadar önemli, reaktif bir konumda, ölümcül bir serüvene razı olmakla başlayan ve kendi intiharını hazırlayan bir süreci kabul ediyoruz demektir!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nesrin Dülek Çaylı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 2020-2021 sezonunda Süper Lig'de hangi takım şampiyon olur?