Yorucu sosyal yalanlar

Sosyal medya bizleri gereğinden fazla mı yoruyor acaba?

Kabul edelim ki artık insanlar gazete bayilerine gidip gazete almıyorlar. Gazeteler de bu durumun farkında oldukları için dijital yayına daha fazla önem veriyorlar.

İnsanlar hem gazete almıyorlar hem de gazetelerin internet sitelerini takip etmiyorlar.

Gazeteleri takip edenler daha bilinçli insanlar. Hem bilinçli hem de okuduklarına dayanak arayan insanlar.

Bilinçli olmaya ihtiyaç duymayan, zaten kendisini bilinçli zannedenler de ya televizyon rahatlığında edindiği bilgilerle yetiniyor ya da sosyal medyadan karınlarını doyuruyorlar.

Hal böyle olunca da bilinçsizce edinilen bilgilerle beyinler bilgi çöplüğüne dönüşüyor.

Teyit edilmemiş yığınlarca bilgiyle insanlar birbirine saldırmaya başlıyor.

“O yazıyorsa doğrudur.” Diyebileceğimiz kerli ferli insanlar bile yalan yanlış haberleri paylaşıp takipçilerini farkında olmadan kandırabiliyor.

Önü arkası kesilmiş yazılarla, videolarla yetinen insanlar da var.

Ortalığı karıştırmak, kargaşa çıkarmak, şok etkisi yapacak haberlerle insanların karşısına çıkmak izlenme, okunma oranını artırıyor doğal olarak. (Onlar “like” diyedursun, biz beğenilme diyelim.) Beğenilme sayıları da artıyor bu ortalığı karıştıranların.

Bazı yeni yetme sitelerde de görüyoruz. Öyle bir manşet atıyor ki haber bağlantısından önce, o habere tıklamamak mümkün değil. Açınca bakıyorsunuz ki içerikle manşetin birbiriyle alakası yok.

Şimdilik böyle devam edeceğe benziyor.

İnsanlar sağlam bilginin peşinde olmadığı sürece, bilgi üreticiler ve bilgiyi, haberi dağıtıcılar da insanlar ne istiyorsa onu veriyor.

Sadece gazetelerin değil, köşe yazarlarının değil, haber sitelerinin değil, sosyal medyada çok fazla takipçisi olanların da kendilerine çekidüzen vermesi gerekiyor.

Bunların kendilerine çekidüzen verebilmeleri için de, bunları takip edenlerin kendilerini ağırdan satması gerekiyor.

Elinin altında yığınlarca kaynak var, tek tıkla ulaşabilirsin aslında.

Okuduğun haberi beğenmeden, paylaşmadan önce bir iki dakika araştır, ne olacak ki, ne kaybedersin?

Hem sana olan güveni artar insanların hem de haberini paylaştığın kişiler daha dikkatli olmaya başlarlar.

Gerçekten yoruluyoruz.

Çaba sarf edilmeden elde edilen bilgiler de yoruyor, beynin çöplük olması da yoruyor.

Dikkat edilmesi gerekenler sadece haber kaynakları da değil. Yorumcular, köşe yazarları da denetime tabi olmalı.

Zamana göre değişen, müzmin muhalif olan, dün ak dediğine bugün kara diyen, yem yerkenki kişneme sesiyle yemi kesildikten sonraki kişneme sesinde farklılık gösteren yazarlar ayıklanmalı.

Kısaca, insanların kriterinin de karakteri olmalı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Süs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket Vitor Pereira Fenerbahçe’de başarılı olur mu?