Reklamı Kapat

Bilo-Biden ve Afganlı gençler…

Amerika, işgallerini “meşru” göstermek için “Demokrasi götüreceğiz” diyerek gittiği hiçbir yere huzur götürmedi, girdiği hiçbir savaştan da galip çıkamadı…

Oysa gittikleri yerde göreceli de olsa saygı gören büyük devletler, oralarda sadece askeri gücüyle değil, daha çok yumuşak güçleriyle var oldular…

Elbette nerede kimin “istisna” olacağına, güçlüler karar verirler…

Fakat aynı güçlüler, bu “istisna”ları belirlerken ve onlara karşı mücadele ederken kendi konfigürasyonlarını, toplumsal mühendisliklerini orada yaşayanlara dayatmazlar…

Büyük devletler, gittikleri yerlerde kalıcı olmayı istiyorlarsa adalet, huzur ve güven götürmek zorundalar…

Askeri güç -yeterliyse- bir bölgeyi kısa sürede ele geçirebilir; fakat tek başına orada kalmayı sağlayamaz…

Hatta uzun vadede periferilerde yeşermeye başlayan “isyan” dalgalarının yavaş ama yıpratıcı etkileriyle erirler ve bütün imajları yerle yeksan olur…  

ABD’de gittiği her yere laboratuvar ürünü hesaplarıyla gitti ve sahanın gerçeklerine “kör” olan bir öngörüsüzlükle imajını darmadağın etti…

Bu imajın en net fotoğrafı, Şener Şen’in, “Banker Bilo” filminde ki “Bilo”yu hatırlatan Afganistan’dan kaçıştır…

Eğer iddialar doğruysa Afganlı gençler, ABD yerine Uganda’ya götürülmüş…

Yani bir kez daha aldatılmışlar…

“Afganlı gençlerin ABD’ye sadece iniş takımlarına takılmış ceset parçaları gelebilir” diyen bu canilik, inanan herkesi yarı yolda bıraktı…

ABD cephesinden mesele bu…

İşin birde Afganlı gençlere bakan yüzü var; uçaktan yere çakılan 15, 16 yaşlarında ve ailelerine bakmak için pazarda satıcılık yapan, kaçısın da sembolü çocuklara…         

Kaçanların yaş skalası 25-30’lara kadar çıkıyor...

Bunları sadece "ABD sevdalısı" diye yaftalamak, meseleyi bütün sosyolojik derinliğinden kaçarak, zahmetsizce çözme çabasıdır...

Meseleyi bu yalınlıkta çözerek rahatlayacaksak sözüm yok…

Lakin unutmayalım!

11 Eylül ve ABD'nin Afganistan işgali üzerinden yaklaşık 20 yıl geçti...

Bu gençler Talibanı, şehirleri bombalayan bir "örgüt" olarak bildiler; bu, öncesi ile kırk yıllık bir savaş hali…

Her ne kadar “Mücadelemiz ABD'ye karşı” dense de, yer vatanları, ölenler de Afganlılardı; tıpkı ABD'nin "marjinal" diyerek öldürdükleri gibi...

ABD dezenformasyonlarına da maruz kalan bu gençlerin geçmişe dair görsel bir hafızaları yok...

Lakin hepsi hala geleneksel kıyafetiyle tam bir Afgan genci görünümündeler...

Kravatlı ya da lüks Avrupa markalarıyla bezeli değiller...

Anlama çabasından uzak, "ABD hayranı" diyenlerden daha yereller bana göre...

Bu suçlamayı yapanlar ne denli asimile olduklarına iyi bakmalı; üstelik hiçbir baskı ve esaretleri yokken...

Bunun için sadece yaşamlarına bakmaları yeterli...

Huzur görmemiş, benlikleri Taliban ve ABD presinde adeta" tost" olmuş bu gençler, öyle zannediyorum ki daha soğukkanlı bir akılla anlaşılmayı hak ediyorlar; her ülkenin gençleri kadar...

Her şeye rağmen dünyanın her yerinde  "Z" diye damgalanan kuşaklardan çok daha yerel görünüyorlar...

Ve bu ağır eleştiriyi hiç hak etmiyorlar...

En azından içine doğdukları koşulların faili değil, mağduru oldukları için...

Eğer bir suçlu aranacaksa onlar asla bu gençler olamaz...

Asıl suçlular -aldatılmışlığa rağmen- onları öldürecek kadar körleştiren bir kaçışa sürükleyen "korku"nun mimarlarıdır bana göre...

Meseleye biraz da bu zaviyeden bakmak gerekmez mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Öz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket Vitor Pereira Fenerbahçe’de başarılı olur mu?