Reklamı Kapat

Finansal istikrar

Pandemi sürecinde ülkelerin karşı karşıya kaldıkları parasal darboğazı aşabilmeleri için ciddi bir genişleme politikası yaklaşımları olduğunu yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz.

Finansal şok, arz şoku ve talep şoklarının nadir bir biçimde bir arada yer aldığı bir süreç yaşanıldı dünyada.

Birçok ekonomik krizin yaşandığı dönemlerde bu üç şokun bir arada görülmesi yok denecek kadar azdır.

Krizlerde kimi zaman sadece arz şoku, kimi zaman sadece talep şoku, kimi zaman sadece finansal şok, kimi zaman arz ve talep şokları birlikte yer almış ama her üç şok birlikte görülmemiştir.

Dünya ülkelerinde hareketin yok denecek kadar az bir noktaya geldiği bu salgın döneminde ne üretim yapılabilmiş bu da arz şokunun oluşmasına neden olmuştur.

Bunun yanında insanlar normal hayatlarını yaşayamaz hale geldikleri için de hayatlarında kullandıkları ürünlerin nitelikleri ve niceliği değişmiş bu durum da talep şokuna sebebiyet vermiştir.

Arz ve talebin yok denecek seviyeler düşmesinden ötürü yatırım enstrümanlarının yapılarında değişiklikler olmuş, ödeme dengeleri altüst olmuş ve finansal kaynak sıkıntısı baş gösterdiği için de finansal şoklar çok yıkıcı bir şekilde insanların ve kurumların karşılarına dayanmıştır.

Tüm bu şokları aşabilmenin yegâne yolu ciddi bir parasal genişlemeden geçtiği için 2020 yılından itibaren ülkeler bu yöntem uygulamaya başlamışlardır.

Bu uygulama ile karşılıksız para basmanın da tüm maliyetlerine lades diyerek katlanmak durumunda kalmışlardır.

Ama artık bu parasal genişlemenin de sonuna gelinmiş durumda olduğu için önümüzdeki yıl ülkelerin çok dikkatli hareket etme zorunlulukları vardır.

Biz konuya ülkemiz penceresinden baktığımızda uyguladığımız maliye ve para politikalarını yeniden gözden geçirerek yolumuza devam etmeliyiz.

FED’in son dönem hareketlerine baktığımızda parasal genişlemeyle ilgili bu genişlemeyi sonlandırıcı bir takım hareketlerde bulunduğunu görebiliyoruz.

Özellikle aldığı varlıkları ciddi oranda azalttığını görüyoruz FED’in. Bu yaptığının da diğer merkez bankalarına örnek olacağını bildiğimizden artık bundan sonraki süreçte parasal anlamdaki genişlemenin son bulacağını şimdiden tahmin edebiliyoruz.

Ama Türkiye’de bu yapılırken enflasyon ve faiz dengesine çok dikkat ederek hareket edilmelidir.

Birçok ülke bu ülkelerin Türkiye ile yakın büyüklükte ülkeler olduğunun altını çizerek belirtmek istiyorum faiz artırımına çoktandır girdiler ama bizim böyle hareket etmemiz mümkün değildir. Çünkü bizdeki bu yüksek faiz oranlarının bir daha artırılması finansal anlamdaki sorunlarımızı birkaç kat daha artıracaktır.

Bizim bu noktada yapmamız gereken üretime yönelerek ülkemize yatırımcı çekebilmek bunu da yapabilmemiz için ekonomideki güven oranını da artırmamız gerekmektedir.

Yani özellikle yabancı yatırımcının ülkemizde üretime yönelik iştahını kabartacak ekonomi politikaları oluşturup uygulamaya koymalıyız.

Bunun yanında da yerli üreticilerimizi her konuda ama her konuda destekleyici düzenlemeleri vakit geçirmeden hayata geçirmeliyiz.

Etrafımızdaki gelişmeleri yakından takip ederek pazar alanımızı her geçen gün artırmalıyız.

Akıl ve bilgi ile hareket ettiğimizde finansal istikrarı yakalamamız zor olmayacaktır.

Diğer taraftan akıl ve bilgiye yabancı kaldığımızda ise finansal istikrarı bırakın yakalamayı yaklaşmamız bile zor olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Mustafa Yurttadur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket A Milli Takım Katar'a gidebilir mi?