Reklamı Kapat

Üniversiteler ideolojik eğitim kampları mı?

Geçtiğimiz yazıda üniversitelerdeki “eğitim’’ illüzyonuna değinmiştim. Tarafsızlık ve özgürlük mefhumlarının nasıl manipüle edildiğinden, genç beyinlerin kültürel iktidar lehine nasıl zehirlendiğinden bahsetmiştim kabaca.

Biraz daha devam edeyim.

Elbette her sahanın iyisi, kötüsü, mahiri, yetersizi var. Topyekûn bir camiayı suçlamıyorum. Temel sıkıntı müesses nizamda...

Anaokulundan beri ‘’eğitilen’’ zihinler, ‘’eğitecek’’ pozisyona geçtiklerinde üstlerine düşeni başarıyla yapıyor.

Üniversiteler birer maarif yuvası değil, ideolojik “eğitim’’ kampları sanki.

Sosyal bilimler çatısı altında konuşayım:

Hangi disiplin olursa olsun, ipin ucu putlaşmış ideolojilere değiyor. Bırakın iktisadı, sosyolojiyi, felsefeyi; atıyorum ‘’görsel iletişim tasarımı’’ okuyan bir genç dahi, Marx’ın zırvalarını ezberlemek zorunda kalıyor mesela dersini geçmek için. Zaten kültürel iktidarın kıskacına saplanıp benliğini kaybeden bulanık dimağlar; Marx’ı dünya tatlısı bir adam, gerçek bir emekçi, bir büyük vicdan adamı zannediyor. Yazık; Marx ve Rothschild ailesinin akrabalık bağlarından bile haberi olmayacak pek çoğunun. Komünist Manifesto, Londra ve Aydınlanma Cemiyeti (illüminati dediğimizde dalga geçiyorlar) arasındaki gerçek ilişkiyi hiç çözemeyecekler. Mülkiyet hakkının Yeni Dünya idealindeki rolünü, materyalizmin haz ekonomisini global çapta nasıl kapitalistleştirdiğini filan anlayamayacaklar…

İkinci ana dal olarak sosyolojiye başlamıştım üniversite zamanımda. Hoca unvanlının teki, imtihanları geçtiğim halde devamsızlıktan bırakmıştı beni. Oysa devamsızlığımın sebeplerinden biri, sosyolojiyi kuran o kümülatif Müslüman zekasından doğru düzgün bahsedilmemesiydi. İbn Haldun’u yok sayan, olmadı şöyle bir üstünden geçen Batı hırsızlığına hayranlık duyulmasına tahammül edememiştim. Dünyayı sosyolojiyle tanıştıran herifin Auguste Comte olduğu yalanlarına ve sosyoloji adı altındaki tüm o pozitivist, pragmatist, sosyalist, kapitalist vs. palavralara katlanamamıştım…

Okulun “objektif bakış açısı’’ kisvesiyle dayattığı ‘’eğitim’’ metodu; öğrenci kostümü giymiş bir teröristin PKK propagandası yapması ve bize aydınlık saçacak profesörlerin çıkıp tek kelime etmemesiydi misal… Yahut Siyonist sermayeli TV kanallarından her gün fitne tüküren medya figürlerinin öve öve bitirilememesi, Almanya’dan, ABD’den, Rusya’dan fonlandığı tescillenen asparagasçı gazetelerin ahlak timsali gibi resmedilmesiydi…

Lisans dönemim bu trajikomik dayatmalara karşı çıldırmamaya çalışmakla geçti.

Hiç unutmam:

Bana sempatiyle yaklaşan bir hocam(!) vardı. Bir gün, başka bir hocayla(!) Modern Sanat safsataları hakkında konuşurken lafa girdi. Klasik Türk solu teranelerini düzmeye başladı ona katılacağımı düşünerek. Dedim “hocam böyle böyle’’. Az çok fikirlerimi açtım. Şok oldu. O an cevap veremeyince, “Neyse zaten okudukça düşüncelerin değişir’’ dedi…

Bu cümle çok önemli.

Ne yazarsam yazayım, başka hiçbir cümle derdimi bu kadar net özetleyemezdi.

Öyledir zira:

Türkiye’de fikir, Türkiye’de akademi; tam olarak böyle bir hakikatin mağrur pençesinde mahpustur. Ve maalesef bütün maarif modelimiz, şahsiyet kodlarına Mutlak Hakikat’in kuşatıcı perspektifi işlenmiş duru Anadolu dehasının hayat görüşünü değiştirmek üzerine kurulmuştur. Politik iktidarı kazanmak dahi bu temel problemi çözmeye yetmemiştir. Zannımca da yetmeyecektir…

Topumuza kolay gelsin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Hacıosmanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket A Milli Takım Katar'a gidebilir mi?