Reklamı Kapat

İktidar öznesini yeniden parçalamak…

Tıpkı dün olduğu gibi muhalefet yek-vücut olması gerekenleri parçalayarak ya da bir-elden yürüdüğünde karmaşaya düşürmeyecekleri çok ele devrederek, siyasetin kapılarını yeniden istikrarsızlıklara açmanın derdinde…

Geçmişte, iktidar öznesinin yürütme kudreti parçalandığında nasıl ki siyasetin güneşli günleri sona erdiyse birlikte anlam ürettiğinde çok daha derin bakışlar sunan bilim parçalara ayrıldığında da aynı kadere mahkûm olmuştu…  

Fakat Raymond Aron; “Bir nesnenin parçalanması çözümlemesi” çalışmasıyla Pozitivizmin, aralarına kalın duvarlar örerek ayırdığı bilimin nesnelerini tekrar birbiriyle buluşturdu…

Bu sayede bilim için kara, Pozitivizm için güzel günler son verdi…  

Ellerinde başka hiçbir argümanı olmayanlar, tekrardan iktidar öznesini parçalayarak “iki-baş”lı ve doğası gereği çatışmalara açık “eskiye dönüşü” vadediyorlar…

Görünen yapıda iki-başlılığa bile rahmet okutacak bir siyasi-poligamiden bahsetmemek, doğabilecek kasırgayı öngörememek anlamına gelir…

Ve dahası bu toprakların artık çok da yabancısı olmadığı siyasi şovenizme akılları esir etmek olur…

Dokuları aynı olan ve çatışma ihtimaline asla prim verilemeyeceklerin bile, geçmiş sitemde nasıl çatıştığını, insan egosunun nasıl da bulunduğu konuma göre bakışlar geliştirdiğini hep birlikte görmedik mi?

Bırakınız devleti, bir şirket bile aynı anda yetkilendirilmiş iki yöneticiyle ancak karmaşaya sürüklenir; kardeş dahi olsalar…

“Toplumla kurduğu ilişkiyi baskı altına almaya çalışan her doktrin soyuttur” ilkesi, baskının her türünde toplumun alt katmanlarına inmeyi imkânsız hale getirmiştir…

O sebeple erken kalkanın ilk kararı alma çabasına ilham veren egoizm, çift başlılıklardaki baskıyı iki katına çıkararak iktidarın toplumdan o nispette uzaklaşmalarına sebep olmuştur…

İki başın etrafını sarmakta çok gecikmeyen çıkar gurupları, çabucak cepheler açıp ortalığı toz-dumana verecek çatışmalar için kendi şövalyelerini doldurmaya koyulmadılar mı?

Elbette her iki tarafta da aynı anda dolmayacak kadar dolu, ülkesinin yanında olan yöneticiler denk gelmedi ve çoğu zaman taraflardan biri mutlaka dolmaya müsait bir boşluk sundu…    

Netice de çeşitli vesayet odakları -içeriden ya da dışarıdan- dolmasına yardım ettikleri tarafın başlattığı fırtınanın puslu havasında, kendileri için en verimli avlarına çıkmadı mı?

Avladıklarının ne olduğunu anlatmaya kalkarsak, merhametin kendisi bile zulme lanet eder…

Osmanlı’daki temel çatışmalar bile Sadrazamlığın, sarayın içinden ayrılıp müstakil binasına geçmesiyle başlar; çünkü çıkarcıların aşındırmasına daha müsait yeni bir yol olarak görülür bu girişim…

En büyük zehirli meyvelerini de İttihat-Terakki ile almışlardır…

İki-başın kavgalarından her zaman aslan payını alan ise askeri vesayet olmuştur; “Rayından çıkan siyaseti yeniden rayına oturtmak” iddiasıyla…

Siyaset ise hiçbir zaman rayına oturmadı/oturtulmadı oysa…

Bazıları şiddetli türbülansa yol açmasa da geçmiş sistem kimleri kavga ettirmedi ki; Atatürk ve İnönü dâhil…

İki-baş kavga ederken ayaklar bir adım bile atamadım ne yazık ki…

Eğer yaratılıştan bugüne insanın fıtratı değişmediyse bu ülkeyi aynı yere döndürmek, kaçınılmaz çatışmaların önünü yeniden açacaktır…

Bunun en büyük ispatı, dün 28 Şubat darbecilerinin talimatlarına, “Elbette uygulayacağım” diyen Meral Akşener ve ondan aşağı kalmayan CHP zihniyetidir…

Onun için millet, ilk defa kazandığı sistemi şovenizme kurban vermeyecektir…  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Öz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket A Milli Takım Katar'a gidebilir mi?