Reklamı Kapat

Mesud Cemil Bey

Bugün Klasik Türk Müziğinin önemli isimlerinden Mesud Cemil Bey’in vefatının yıl dönümü. Mesud Cemil Bey, musikimizin dâhisi kabul edilen Tanbûri Cemil Bey’in oğludur.

Asıl ismi Cemil Mesud Ekrem olan Mesud Cemil Bey (Aralık 1902- 31 Ekim 1963) henüz on yaşlarında iken babasından aldığı kemençe ve solfej dersleriyle başladığı musiki çalışmalarına Kaşıyarık Hüsameddin Efendi’den usul öğrenerek devam etti. İstanbul Lisesinde okurken Batı müziği eğitiminin yanı sıra keman dersleri aldı. Babasının ölümünden (1916) sonra onun talebesi Kadı Fuad Efendi ve Refik Fersan ile tanbur çalıştı. 15 yaşında başladığı tanburda kısa zamanda virtüöz derecesine ulaşarak hususi meclislerde sanatını icra etmeye ve 17 yaşında ders vermeye başladı.

Eline aldığı herhangi bir sazı kısa bir müddet sonra çalabilmesiyle tanınan ve Türk musiki tarihinin en büyük tanbur virtüözü kabul edilen babası Cemil Bey besteciliği, icracılığı ve teknik katkılarıyla Türk musikisine büyük eserler veren dâhi bir sanatçıdır. Tanbûri Cemil Bey kimseden düzenli ders almamasına rağmen tanbur, yaylı tanbur, klasik kemençe, alto kemençe, viyolonsel ve lavtayı aynı derecede maharetle çalmıştır. Zamanın tanbur tavrını temelinden değiştirerek daha hareketli, canlı bir üslûp ortaya koymuş ve bu hususta Türk musikisinde yeni bir çığır açmıştır. Cemil Bey, ilk defa duyduğu bir eseri hemen ezberine alabilecek derecede hassas bir kulağa sahipti. Bestelediği eserlerle devrinin önemli üstatları arasında yer almış, taksimleriyle de büyük bir bestekâr olarak Türk musikisinde bu formu ihya edip ona müstakil bir hüviyet kazandırmıştır. Tanburi Cemil Bey’e kadar telli olarak kullanılan Tanbur, Cemil Bey tarafından geliştirilerek yaylı olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Cemil Bey’i yakından tanıyanlar onun eline aldığı bir tahta parçasını bile saza dönüştürdüğünü söylemişlerdir.

Babası gibi Mesud Cemil Bey de her türlü sazda kısa zamanda yetkinleşebiliyordu. Mesud Cemil’in çok yakınında bulunan Üstad Niyazi Sayın kendisi hakkında şöyle der: “Benim için Tanburi Cemil Bey ne ise Mesud Cemil Bey de odur; ikisi de aynı seviyededir, üzerimdeki tesirlerini ayırt edemem.” Ondan etkilenen müzisyenler arasında Nevzat Atlığ, Muhittin Erev, Mefharet Yıldırım, Ercüment Batanay, Necdet Yaşar gibi çok sayıda isim vardır.

Mesud Cemil Bey iyi derecede Almanca, Fransızca, Arapça ve Farsça bilirdi. Bu vesileyle batı ve doğu musikisini yakından tanıma fırsatı yakalamıştı. Bir süre Avrupa’da eğitim aldığı gibi Bağdat’ta da konservatuvar çalışmalarına katkı sundu. 1930’larda musikinin devlet eliyle kısıtlanmasının ardından büyük buhran yaşayan Mesud Cemil bir dönem batı müziğine destek verse de bu alandaki sazları Türk usulüyle icra ederek yenileştirmiştir. Sonraki yıllarda bu sıkıntılı dönemi hicranla anacaktır.

Mesud Cemil Bey, tanbur, kemence, lavta ve viyolonselde virtüöz olduğu gibi keman, kanun, viyola, ud, bağlama, def ve zurna da çalıyordu. Tanbur üstadı Necdet Yaşar’ın yetişmesinde büyük katkılarda bulunmuş, ona Tanburi Cemil Bey'in mızrap tekniğini öğretmiştir. Müzikte olduğu kadar hitabette ve nesirde de büyük bir üstattı. Kaleme aldığı “Tanburi Cemil’in Hayatı” isimli eseri muhteşem bir üsluba sahiptir. Mesud Bey bu eserinde çocukluk hatıraları üzerinden babası Cemil Bey’i oldukça duygulu ve etkileyici bir şekilde ele almıştır.

Babasını henüz 14 yaşında kaybeden Mesud Cemil’in hayatında babası Cemil Bey’in büyük bir yeri vardır. “O bir istisnadır, ona doyamam.” cümlesi Mesud Cemil’in bu sevgisinin tezahürüdür. Az sayıda beste verse de yaptığı koro, radyo çalışmaları ve kaleme aldığı eserlerle geleneksel musikimizin bugünlere ulaşmasında Mesud Cemil Bey’in büyük katkıları bulunmaktadır. O, her şeyden önce, yaşadığı dönemde herkesin saygı duyduğu bir musiki otoritesidir. O günlerde Mesud Cemil’in beğendiği yahut beğenmediği bir şey başlı başına bir ölçü idi. Mesud Cemil’i tanıyıp da onun musiki alanındaki derin bilgisi ve kültüründen etkilenmemiş bir müzisyen tasavvur edebilmek zordur. Mesut Cemil sadece sanatçı yönüyle değil, kişiliğiyle de musiki tarihimizde derin izler bırakmıştır. Ruhu şad olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yunus Emre Altuntaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket A Milli Takım Katar'a gidebilir mi?