Reklamı Kapat

“Ekonomik Kurtuluş Savaşı”

Bu ifade Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a ait. Daha önce de “İkinci Kurtuluş Savaşı” ifadesini kullanmıştı…

ABD’nin Suriye’de “terör devleti” kurma ve AB’nin Türkiye’yi kuşatma girişimlerine karşı Türkiye’nin verdiği mücadeleyi böyle ifade etmişti.

Suriye’de istediklerini yapmalarına izin vermedik. Irak’tan Akdeniz’e uzanan “terör koridorunun” önüne El-Bab ve Afrin’de set çektik…

Doğu Akdeniz’den Yunan ve Rum destekçisi AB’yi çıkardık…

Libya’da ABD vatandaşı darbeci Hafter’in yönetimi ele geçirmesine izin vermedik…

Azerbaycan toprağı Karabağ’da otuz yıllık Ermenistan işgaline son verdik…

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “İkinci Kurtuluş Savaşını veriyoruz” ifadesiyle kastettiği savaşın önemli cepheleri bunlardı.

Bu savaşta tam olarak “zafer” kazanmış değiliz. Ancak düşmana karşı tüm cephelerde üstünlüğün bizde olduğunu çok rahat ifade edebiliriz!

CEPHEDE KAYBEDENLER EKONOMİ ÜZERİNDEN SALDIRIYA GEÇTİ

Türkiye ekonomik olarak gelişmekte olan bir ülke. İhracatı ithalatını karşılayamıyor. Yüksek faiz ve yüksek enflasyon sorunu ahtapotun kolları gibi ekonomiyi sarmış…

Yıllardır ekonomimizin durumu bu. Hiçbir iktidar faiz, döviz ve enflasyonu düşürme konusunda başarılı olamadı. Birçok iktidarın böyle bir dertlerinin olmadığını da yeni öğreniyoruz.

Cumhuriyet’in kangren olmuş sorunlarına el atan ve Türkiye’nin kanını emmeye alışmış emperyalist ülkeler ve yerli taşeronlarıyla savaşmayı göze alan Erdoğan’a kadar düzen böyle devam etti…

Erdoğan iktidara geldiği günden beri ekonomiyi düzeltme konusunda çok ama çok başarılı çalışmalar yaptı. Tabi birilerinin bundan rahatsız olması kaçınılmazdı.

Bugün gelinen noktada Erdoğan, “Kur ve faiz oyununu görüyoruz. Ya yatırımdan, üretimden, büyümeden ve istihdamdan vaz geçecektik ya da tarihi bir mücadeleyi göze alacaktık. Biz mücadeleyi tercih ettik” açıklamasıyla “ekonomik savaşın” başladığını da ilan etmiş oldu.

Türkiye’nin siyasi bağımsızlığı yolunda çok büyük zaferler kazanan Erdoğan şimdi de ekonomik bağımsızlık için kılıcını kuşanmış. İçeriden “faiz lobisi”, dışarıdan “dolar/kur lobisinin” Türkiye’ye saldırısının sebebi budur!

TÜRKİYE HALKIMIZIN DESTEĞİYLE EKONOMİK SAVAŞI DA KAZANACAK

Savaşlar liderler, komutanlar ve en önemlisi ordu ve milletin desteğiyle kazanılır…

Cumhurbaşkanımız açıkça bir “Ekonomik savaşla karşı karşıyayız” diyorsa artık aklımızı başımıza toplamanın, bize düşen görevleri yerine getirmenin zamanı gelmiş demektir!

Türkiye’ye saldırmak için kullandıkları silahın adı “dolar.” Vatandaşımızınsa bankalarda yüz elli milyar dolar parası var.

Merkez Bankamızda devletin bu kadar parası yok…

Bize karşı silah olarak kullanılan dövizi biz vatandaş olarak biriktiriyoruz…

Döviz alıcısı olduğu için yükseliyor. Yükselen döviz, yüksek faiz ve yüksek enflasyon olarak vatandaşa geri dönüyor.

Biz millet olarak ülkeyi yönetenlere destek olursak cephede ve masada siyasi ve ekonomik savaşlar kazanabiliriz!

Bu savaşı kaybedersek eski “fakir” Türkiye’nin çok da uzağımızda olmadığını bilelim!

Ekonomik savaşta “ordu” millettir. Bu savaşı kazanmak için milletin desteği şarttır. Hiçbir savaş milletin desteği olmadan kazanılamaz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ramazan Yaşar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.

01

Ahmet Yalçın - Yine harika bir yazı,tebrik ederim. Ramazan bey derki dolar'a euro'ya hayır Türk lirasına evet diyelim. Zafere koşalım. Sevgilerimle selamlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Kasım 17:17


Anket A Milli Takım Katar'a gidebilir mi?