Reklamı Kapat

Sıfır sorun politikasına dönüş mü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki şubat ayında Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) iade-i ziyarette bulunacağını, Mısır ve İsrail ile de benzer adımların belli bir takvim içerisinde peyderpey atılacağını söyledi.

Erdoğan’ın bu açıklamaları “Türkiye dış politikada sıfır sorun nazariyesine geri dönüyor” yorumlarına yol açtı.

Fakat bu türden yorumlar tam olarak gerçeği yansıtmıyor.

Dış politikada sıfır sorun söylemi bir iyi niyet göstergesi olarak anlam ifade etse de pratikte ve özellikle mevcut koşullarda uygulanması imkânsız.

“Sorunları sıfıra indireceğiz” saplantısına kapılırsanız ve “herkesi memnun etmeye” kalkışırsanız çıkarlarınızdan birçok şey kaybedersiniz.

Üstelik sonuçta memnun edemediğiniz birileri yine mutlaka kalır.

Önemli olan sorunları çözmek için diyalog kanallarının açık olması, mevcut sorunların krize ve çatışmaya dönüşmesini önlemek için ustalıkla idare edilmesi.

Çünkü küçük ya da büyük sorunlar geçmişte ve bugün olduğu gibi gelecekte de var olacaktır.

BAE’yle ilişkilerimizin normalleşme sürecine girmesinin iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarının bir anda yok olacağı anlamına gelmediğine daha önce işaret etmiştim.

Aynı şey Türkiye’nin ilişkilerinde sorun yaşadığı ve söz konusu sorunları çözerek ilişkilerini düzeltmek istediği diğer ülkeler için de geçerli.

Unutulmaması gereken bir nokta da şu:

Birtakım adımlar atılacaksa bu karşılıklı olmalı.

BAE’yle hâlihazırda yaşanan normalleşme süreci bu şekilde ilerledi.

Türkiye komşularıyla ve bölge ülkeleriyle ilişkilerinde kriz yaşamak istemediğini açıkça ifade ederek kapısının diyaloga açık olduğunu gösterdi.

Değişen koşullar sebebiyle dış politikasını gözden geçirmek zorunda olduğunu hisseden Abu Dhabi’den de Ankara’ya “bozulan ilişkileri onarma iradesini ifade eden” mesajlar ulaştı.

Görüşmeler ve karşılıklı atılan adımların ardından BAE’nin de facto devlet başkanı Abu Dhabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed’in Türkiye ziyareti geldi.

Dahlan’ın Türkiye aleyhindeki faaliyetleri kısıtlandı ve BAE medyasının ülkemizi hedef alan saldırıları bıçak gibi kesildi.

Anladığım kadarıyla Mısır’da da devlet -ki siz bunu derin devlet diye de okuyabilirsiniz- Türkiye’yle ilişkilerin onarılması gerektiğinin farkında.

Fakat Abdülfettah es-Sisi ve çevresi Erdoğan’ın darbeyle ve cunta lideriyle ilgili tavrını ilişkilerin normalleşmesinin önünde en büyük engel olarak görüyor.

Erdoğan, tıpkı Muhammed bin Zayed’le görüştüğü gibi Abdülfettah es-Sisi’yle de görüşse Mısır’la ilişkileri düzeltme adımları daha hızlı ilerler.

Ancak böyle bir adımın artıları ve eksileri iyi hesap edilmeli.

En iyisi Mısır derin devletinin Abdülfettah es-Sisi’yi “Erdoğan tarafından kabul edilme” ısrarından vazgeçerek Ankara-Kahire ilişkilerinin “devlet başkanları bir araya gelmeden” de normalleşebileceğine ikna etmesi olacak.

Aynı şekilde, İsrail’le ilişkilerde BAE’yle ilişkilerdekine benzer adımların atılması da o kadar kolay değil.

Çünkü Türkiye-BAE ilişkileri “ikili ilişkiler” iken Türkiye-İsrail ilişkilerinin oldukça kritik “işgal”, “Filistin”, “Kudüs”, “Mescid-i Aksa” ve “Gazze ablukası” gibi boyutları var.

 Tüm bu boyutları dikkate alarak İsrail’le ilişkilerde ilerleme sağlamak oldukça zor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Yaşa - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket A Milli Takım Katar'a gidebilir mi?