Reklamı Kapat

Keşke Norveç’te tuvalet temizlesek!

Malum, İskandinav topraklarında, Amerika’da, Avrupa’da vasıfsız işçiliğe razı olan, Batı ülkelerinin muazzam bir refah içerisinde keyif sürdüklerine inanan, Batılı devletlerin halkın elini sıcak sudan soğuk suya sokmadığını sanan pek çok vatandaşımız var.

Global düzenin bütün sırlarını; Instagram’daki ‘’keşfet’’ bataklığıyla yahut Twitter’da ekonomist kesilen üç beş fenomenin saçmalıklarıyla çözdüğünü düşünen, tırnak içinde Norveç hayranı kitle için geçtiğimiz haftalardan haber getireyim:

Oslo merkezli gübre devi Yara International’ın CEO'su, yükselen enerji fiyatlarıyla birlikte ‘’küresel’’ gıda krizinin kapıda olduğunu söyledi. Bilhassa son altı aylık süreçte enerji fiyatlarındaki sansasyonel yükselişin gübre fiyatlarını kabaca üç kat arttırdığını ve devlet tarafından çiftçiye yapılan yardımların umumi maliyeti karşılamada yeterli olmayacağını belirtti.

Misal, mahsul kalitesini arttıran(!) sentetik gübrenin mühim bileşenlerinden biri amonyak üreticisidir. Amonyak üretimi de doğal gaz ve hidroelektirik dinamiklerine dayanır. Glasgow'da iklim konferansındaki röportajında bu ayrıntıyı hatırlatan Holsether, Avrupa'da doğal gaz “benchmark’’ oranının Eylül ayında tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktığını söyledi ve aynen şu şikâyette bulundu:

"Geçen yaz bir ton amonyak üretmek 110 dolardı, şimdi 1000 dolar. İnanılmaz!"

Bu böyle dursun.

Taze bir portre daha çizelim:

ABD Başkanı Biden, çılgınca yükselen enerji fiyatlarını düşürmek için, “acil durum’’ hamlesi olarak stratejik rezervlerden 50 milyon varil petrolü piyasaya saldı. Hatta akaryakıt şirketlerine soruşturma açma kararı aldı.

Çin, Japonya ve diğer Uzak Doğu ülkeleri, Hindistan, İngiltere ve başlıca Avrupa devletlerinin de bu krizle başa çıkma hikâyelerini canlı canlı seyrediyoruz.

Dünya değişiyor. Maske takıp aşı olunca geçeceği zannedilen dev bir pandemi, paranın duracağı yeri yeniden dizayn etmiş durumda.

İşin yanisi şu:

Enerji fiyatlarındaki global artış dahi yerel çapta ülkelerin enflasyon değerlerini alt üst edebiliyorken, ekonomi-politik düzenin diğer dinamiklerini kaale almayıp, TL’nin yaşadığı sunî değer kaybını salt kötü yönetimle açıklamak insafsızlık olur.

Euro, sterlin, Japon Yeni, İsviçre Frangı gibi temel para birimlerinin dolar karşısında yaşadığı trajik değer kaybı ve dalgalanmaları görmezden gelip; “Tayyip ekonomiyi batırdı’’ laga lugası yapmak pek makul değil. Bunu yapanlar kendileriyle de çelişiyor. Ya TL’yi dünyanın en güçlü para birimi gibi görüyorlar yahut dünyayı takip etmiyorlar. Veya düpedüz art niyetliler.

Euronun bile dolar karşısında değer kaybı yaşadığı global bir “daralma’’da TL’nin yükselişini ummak, herhangi bir Cem Yılmaz esprisinden daha komiktir. Hele ki Türkiye gibi, ekonominin sadece ekonomi ile açıklanamayacağı bir ülkede…

Bu vesileyle, Fransa’da iki ay çalışıp ev ve araba alabileceğini zanneden saftiriklere şifa diliyorum.

Türkiye’de benzin fiyatı artınca yaygara koparanlara; Fransa ve Almanya’da insanların benzine daha az para vermek için komşu ülkelere seyahat ettiklerini, İngiltere’de kilometrelerce süren benzinci kuyruklarını hatırlatmak istiyorum.

Elbette hiçbir şey güllük gülistanlık değil.

Hayat pahalılığı milleti bezdirmiş vaziyette.

Türkiye, başına bela edilen “yüksek faiz-düşük kur’’ formülünü çekirdekten sarsmak için yirmi yıldır mücadele veriyor. Gezi’den tutun 15 Temmuz’a kadar yaşadığımız her tiyatro(!), bu onurlu savaşı engellemek için finanse ediliyor.

Ayrıca unutmayalım ki sermaye baronlarını tatmin edecek bir Türkiye senaryosu da vatandaşın işine yaramıyor. Dolar kurunun düşük olup faizin yüksek olması ülke içi üretimi sekteye uğratıyor. Kazanan yine yabancı oluyor.

Makro-ekonomi çapındaki büyük başarı ve idealleri baltalamak için, mikro-ekonomi üstünden hırpalanan vatandaşın sinir uçlarına dokunuyorlar. “Dış minnak’’ diye alaya alınan finans-kapital oligarşi, pandemi kanalıyla giriştiği sosyo-ekonomik manipülasyonlarla Türkiye’yi yönetmek istiyor. “Muhalefet’’ kisvesindeki gayrimilli unsurlara da bu plan üzerinden ekmek yediriyor.

Sonumuz hayrolsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemalettin Hacıosmanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket A Milli Takım Katar'a gidebilir mi?