Reklamı Kapat

Bir hidayet öyküsü -2

Marie’nin bir ayağı artık Merve’lerde idi. İçindeki sorulara cevap bulmak ve rahatlamak için buna ihtiyacı vardı. Yine yalnızlardı. Merve;

-Müsaade edersen Marie’ciğim, bugün Allah’ı tanıyalım ne dersin? Pek tabiidir ki bizi yoktan var eden Rabbimizi öncelikli bilmeliyiz. Marie heyecanla;

-Nasıl?

-Kur’an ayetlerinden. Bu seni bir hayli etkileyecek ve düşündürecektir. Çünkü O, bildiğimiz ve gördüğümüz şeylere benzemez. Bak uzun ve mana bakımından en büyük ayet:

"Allah, O Allah’tır, O, yegâne hak mâbuddur ki O’ndan başka İlâh yok, yalnız O; daima yaşayan, duran, tutan, her an bütün hilkat üzerinde hâkim, Hayyü Kayyûm ancak O’dur. Ne gaflet basar O’nu, ne uyku. Göklerde, yerde ne varsa hepsi O’nundur. Kimin haddine ki izni olmaksızın O’nun yanında şefaat edebilsin? Allah, yarattıklarının işlediklerini, işleyenlerini, geçmişlerini, geleceklerini bilir. Onlar ise O’nun bildiklerinden yalnız dilediği kadarını kavrayabilir; başka bir şey bilemezler. O’nun kürsüsü, ilmi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır ve bunların koruyuculuğu, bunları görüp gözetmek kendisine bir ağırlık da vermez. O, öyle ulu, öyle büyük ve yücedir."  (2 Bakara 255).

BUGÜN ALLAH’I TANIYALIM!

Evet, üzerinde durup düşünmek ve uzun uzadıya tahlil etmek gerek. Çok büyük anlamlar ifade eder. O’na dua ederken, ibadet yaparken ve namaz kılarken bu manaları bilmek insana apayrı bir haz ve güven verir. İnsan başı dara geldiği zaman bu ayeti okur ve Allah’a sığınır.

-Bu bana çok lazım Merve. Ben hep dardayım. Nasıl öğrenebilirim? Onun aslı hangi dilden.

-Kur’an’ı Kerim Arapça olarak inmiştir. Çünkü Peygamberimiz ve toplumu Arap idi. Bu dili ya da okumasını zamanla öğrenebilirsin. Şimdilik tercümesinden okursun.

-İnan ben de Müslüman gibi konuşuyorum ve bu durumuma hayret ediyorum. Neden bana Müslüman ol demiyorsun?

-İman konusunda dinde zorlama yoktur. Ama kapı her zaman açıktır. Ne zaman istersen hemen bu dine girersin.

“ALLAH BİRDİR”

Bir miktar sükût oldu. Marie düşünmeye başladı ve sonra:

-Ailemden çekiniyorum. Nasıl karşılarlar bilmem ki? Annem çok düşkün dinine. Korkuyorum Merve.

-Korkma! Allah bir kapı açar. O’na dayan, güven ve dua et! Şimdi sana O’nun yine özelliklerini anlatan kısa bir sure aktaracağım. Buna İhlas suresi denir:

1- “De ki: O Allah birdir. 2- Allah Samed’dir. (Yani her şey O'na muhtaç, O kimseye muhtaç değildir.) 3- O doğurmamış ve doğurulmamıştır. 4- Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”

Marie dinlediği zaman hayretler çerisinde kalmıştı ve şöyle dedi:

-Bunlar olsa olsa ancak tanrının özellikleri olur. Allah doğmamış ve doğurulmamış öyle mi?

-Evet, aynen öyle Marie.

-Bir tek mi?

-Evet! Bir ülkede üç devlet başkanı olsa ne olur Marie?

-Tabii ki düzen alt üst olur. Kavga çıkar.

-İşte bu örnek size yeter. O birdir. Hem de ehad kelimesinin asıl anlamı; ikincisi olmayan Bir’dir. Ne kadar açıklayıcı değil mi?

-Gerçekten. Ben bunu ezberlemek isterim. Aslı Arapça mı demiştin? Hem aslından hem de Almanca anlamından öğrensem ne dersin? Kısa zaten.

-Tabii mümkün. Öyle bir site var. Sana göstereyim. Telefondan sık dinlersen ezberlersin.

İNSANLAR TANRI OLAMAZ!

-Bu anlamlar tam benim aradığım şeylerdir. İsa asla tanrı olamaz değil mi? Halbuki İsa doğmuştur.

-Allah’ın oğlu da olamaz. O, Meryem oğlu İsa’dır! Meryem de Allah’ın bir kuludur. Allah ona İsa’yı tertemiz bir evlat olarak vermiştir. Ama yaratılışı farklı bir şekilde. Nihayet onlar da insandır. İnsan tanrı olabilir mi?

-Meryem oğlu İsa mı?

-Evet, doğrusu bu. Zaten babası yok. Dedik ya Allah bir şeye “ol” derse o da oluverir. Bu, insanlara bir örnek ve aynı zamanda bir imtihandır. Âdem (as)’ın yaratılışı da öyle. Allah onu çamurdan yarattı. Ne babası var, ne anası. Eşi Havva annemizi de ondan yarattı. Bütün dinler bunu bilir. Bak bunlarla ilgili ayetlere:

“Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılış) durumu, Âdem'in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra ona "ol!" dedi, o da oluverdi.” (Âl-i İmran 59)

Tek kişiden yaratıldığımıza bir işaret daha:

“Ey insanlar! Sizi bir tek candan (Âdem’den) yaratan, ondan da yine onun zevcesini (Havva'yı) vücuda getiren ve ikisinden de birçok erkek ve kadınlar türeten Rabbinize karşı gelmekten sakının.” (Nisa 1)

-Evet. Haklısın! Siz bizden daha iyi biliyorsunuz İsa’yı.

-Sizden daha da çok severiz biz. Gerçekten dinimizi yaşasak ona benzeriz zaten. Çünkü hak dinlerin kaynağı sadece Allah’tır. Peygamberler arasında ayırım gözetmeyiz.

ÖLÜMDEN SONRA DİRİLİŞ

Bir de şu ayete bak. Hem yaratılış, hem diriliş, hem de ihtiyarlık çağları nasıl anlatılıyor? Şu güç ve kudrete bir bak Maria!

“Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilme işinde şüphede iseniz (ilk yaratılışınızı düşünün), muhakkak ki biz, sizi (Âdem'den, Âdem'i de) topraktan yarattık; sonra bir nutfeden (meniden), sonra pıhtılaşmış bir kandan (rahim süreci), daha sonra da şekillenmesi/yaratılışı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Ve bunları size kudretimizi apaçık gösterelim diye yaptık. Hem sizi dilediğimiz belirli bir vakte kadar rahimlerde durduruyoruz da, sizi bir bebek olarak çıkarıyoruz. Sonra sizi, kemal ve kuvvet çağınıza erişmeniz için bırakırız. Bununla beraber, içinizden kimi öldürülüyor, kimi de önceki bilgisinden sonra, hiç bir şey bilmemek üzere, kuvvetten düşürülüp kocama haline çevriliyor. Bir de arzı görürsün, ölmüş (kurumuş); fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten nebatlar bitirir.” (Hacc 5)

KUR’AN KENDİNE HAYRAN EDİYOR

-Hayret! İnsan dinledikçe Kur’an’a hayran kalıyor. Hem öyle bir ihtişamı var ki, ayetler insanın içini titretiyor.

-Evet, doğru? Bu durum neyin işareti sence Marie?

-İçimden geçeni söyleyeyim mi? Tek İlah olan Allah’a ait olduğunu  hissediyorum Merve. Kaçmaya ya da saklamaya gerek yok. Müthiş bilgiler bunlar. Teşekkür ederim. Gerçekten bana çok ilgi gösteriyorsun. Ben de huzur buluyorum. Sana yük olmuyorum değil mi?

-Ne demek yük olmak Marie? Ben bu gerçekleri seve seve anlatır, destek olurum sana. Hem bir müslüman olarak bizim asli görevimizdir İslâm’ı anlatmaktır. Yoksa Rabbimize karşı sorumlu oluruz. Aslında Müslümanlar olarak bunun şuurunda olmalıyız. Dinimizi bilmeli ve yaşamalıyız. Haramlardan kaçınmalıyız ki, iyi örnek olalım. Yoksa sizler hesap gününde bizden davacı olursunuz. ‘Niye bize bu son ve mükemmel dini öğretmediniz, anlatmadınız’ diye. Bir insanın iman edip Cenneti kazanması ne ile ölçülebilir başka?

-Cennet mi dedin? Duyarım ama o nasıl bir yer ve nerede?

-Evet, iman edip güzel şeyler yapanların gideceği ve ebediyen yaşayacağı mükemmel bir yer. Her güzellik var. Asla acı, hüzün ve ıstırap yok. Yaşlanmak yok.

-Evet Merve! Bir şeyi düşünüyordum ki onu sen de dile getirdin?

-Neydi o?

-Maalesef çok Müslümanlar sizin gibi değil. Yanlış işler, hatalar ve sizin günah dediğiniz şeyleri yapıyorlar. Bizimkilerden bir farkı kalmıyor ki!

-Evet, bu doğru Marie! Bizim de en büyük derdimiz bu. Sizlerde de var bu. Bazılarınız dinine düşkün ama pek çoklarınız çok uzak. Özellikle de gençlikte. Bizde de aynı. Eğer bizler dinimizin emrettiği gibi yaşasak, sizlerden pek çokları hidayete ulaşır. Allah bunun hesabını soracak. Ama sen asla bizlere bakma! İslâm’ın kendisini araştır ve ona göre karar ver. İnanmak ayrı, yaşamak ayrı. Sonradan Müslüman olmuş pek çok kardeşimiz vardır ki, onlar İslâm’ı bizden daha iyi yaşıyor ve hatta bizleri de uyarıyor.

HEYECEANLA GELEN HİDAYET

-Ben artık iman ediyorum Merve! Zaten eve gidince de çok araştırdım. Senin güvenilir diye verdiğin sitelerden baktım. Bize hep yanlış anlatıyorlarmış. Medya bir felâket gerçekten. Bunu anladım. Nasıl gireceğim bu dine?

Merve sevinç ve heyecanla:

-Tamam mı, kararlı mısın?

-Evet Merve, artık hemen diyorum.

-O zaman dediklerimi tekrar et!

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Rasülühü.

Marie de heyecanla tekrar ediyordu. Sevinç ve mutluluktan gözleri ışıl ışıl olmuştu. Merve anlamını da ilave etti:

-Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet eder, inanırım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Rasülüdür.

Mübarek olsun kardeşim Marie. Artık biz din kardeşiyiz ve bu kardeşliklerin en önemlisidir.

***

Candan bir kucaklaşma olmuştu onlarda. Artık keyif, huzur ve mutluluklarına diyecek yoktu.

Bu bir hidayet güneşiydi. Marie’ye de doğmuştu. Buna vesile olan Merve ise mutlulukların en büyüğünü yaşıyordu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer Dereli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.



Anket Cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifak kazanır?