Son Dakika

ABD Suriye’den yeni bir kaos için mi çekiliyor?

Katılımcı ülkelere ortak bir vizyon kazandırmak ve çıkar birliği inşa etmek DAGF’ın öncelikleri arasında yer almaktadır.

Doğu Akdeniz büyük bir hızla Küresel enerji rekabetinin içine doğru sürüklenmektedir. Ancak söz konusu enerji rekabeti olunca, tahterevallinin bir ucunda işbirliğinin diğer ucunda ise çatışmanın yer aldığı görülmektedir. Özellikle İsrail, Mısır ve Kıbrıs üçgeninde keşfedilen hidrokarbon rezervleri jeostratejik ve politik yeni çatışma ve işbirliği alanlarının oluşmasını tetiklemiştir. İşbirliği kurma çalışmaları kapsamında, İsrail ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin başını çektiği birçok ikili, üçlü, dörtlü ve çok taraflı görüşmeler yapılmıştır. Bu işbirliklerin genel hedefinin Levant bölgesinde gaz üretimi, tüketimi ve nakli hususunda ilgili ülkeleri bir araya getirmek olduğu söylenebilir. Söz konusu işbirliklerinin genel amacı ise Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerini güvenli bir şekilde Avrupa’ya taşıyabilmektir.

Yukarıdaki hedef ve amaç kapsamında Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır'ın enerji bakanları Doğu Akdeniz Gaz Forumu'nun (DAGF) kurulması maksadıyla 14 Ocak Pazartesi günü Kahire'de bir araya geldiler. DAGF’ın rolünün ne olacağı henüz netlik kazanmadı. Yine de tarafların Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmek gayesiyle teşrikimesaiyi yasal bir platforma taşımayı planladıkları anlaşılmaktadır.

Katılımcı ülkelere ortak bir vizyon kazandırmak ve çıkar birliği inşa etmek DAGF’ın öncelikleri arasında yer almaktadır. Şüphesiz DAGF’ın varmayı arzu ettiği nokta, 1951 yılında kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’dur. Levant bölgesinden deniz altına döşenecek bir boru hattıyla hidrokarbon kaynaklarını Avrupa’ya nakletmek ağır bir mali yük getirmektedir. Bu nedenle mali yükün paylaşımında ülkeler arası işbirliği önemli bir yer işgal etmektedir.

Görüldüğü üzere tüm hesaplar Doğu Akdeniz’in güneyinde keşfedilen doğalgaz rezervleri üzerinde yapılmaktadır. Ege ve Kıbrıs sorunu, Suriye krizi ve Lübnan meselesi gibi sorunlar Doğu Akdeniz’in kuzey bölgesini hesap dışı bırakan faktörler olarak göze çarpmaktadır. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin Antalya ve Kıbrıs açıklarında doğalgaz arama faaliyetleri yoğun bir şekilde devam etmektedir. Eğer bu aramalar olumlu bir netice verirse o zaman şimdiye kadar kurulan tüm enerji denkleminin altüst olma ihtimali yüksektir.

Benzer biçimde, Lübnan ve Suriye açıklarındaki deniz alanlarında aynı sonuçların elde edilmesi muhtemeldir. O halde Lübnan’dan başlayıp Antalya’ya kadar uzanan deniz alanlarında keşif faaliyetleri tamamlanmadan DAGF ve Doğu Akdeniz-Avrupa Boru Hattı Projesi (East-Med) siyasi ve diplomatik bir baskı aracı olmaktan öteye gidemez. Çünkü işin içinde uluslararası enerji şirketleri vardır ve bu şirketler optimal dengede işlem yapma üzerine dizayn edilmişlerdir.

Bunun haricinde DAGF ve East-Med’in mevcut koşullar içerisinde sürdürülebilmesi için yukarıda sayılan sorunların çözümden uzaklaştırılarak derinleştirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, şayet DAGF ve East-Med mutlak manada siyasi bir proje ise Lübnan-Meis çizgisinde var olan siyasi sorunların muhafazası, bu projeyi destekleyen ABD ve AB’nin temel politikası haline gelecektir. O zaman ABD’nin Suriye’den çekilme kararı alması, Lübnan-Meis hattında yeni bir kaos yaratmakla ilgili olabilir mi?

Yorumlar

Hazen Gümüşkaya Tarihten günümüze, kaos yaratıp istediklerini yap(tır)mak, Amerika'nın Ortadoğu'da takip ettiği yoldur. ABD bazen sert bazen yumuşak güç yardımıyla çeşitli kaynaklara ya da stratejik öneme sahip devletleri (özellikle Ortadoğu'daki) önce ayrıştırıp, sonra birbirine yabancılaştırıp birbiriyle çatıştırarak, en sonunda da kaostan istifade tüm kaynaklara çökerek o ülkeye 'kurtarıcı' sıfatıyla gitmektedir. Bu kaos teorisi şimdi Doğu Akdeniz'de yaşatılmaktadır. Bölgenin önemi arttığı sürece ABD Suriye'den çekilip Lübnan'a, şartlar değişirse Lübnan'dan çekilip Mısır'a müdahalelerde bulunabilir. Nasıl bir tutam ot deveye hendek atlatırsa, ABD de kendi politikalarına karşı çıkan veya kaynaklarını etkin kullanamayan devletlere 'demokrasi' götürmek için elinden geleni yapmaya devam edecektir.

Jin Hoca Enerji son yüzyılın en büyük çatışma ve işbirliği kaynağıdır. Dolayısıyla son yıllarda Doğu Akdeniz açıklarında bulunan doğalgaz rezervleri bu bölgede bulunan ülkeleri işbirliğine ve anlaşmalar imzalamaya sürüklemiştir ki bu durum DAGF’nin kurulmasıyla öne çıkmıştır. Bu kuruluşun en dikkat çekici noktası ise Filistin’in İsrail ile birlikte aynı safta yer almasıdır. Fakat aynı zamanda bu DAGF Forumunda Akdeniz kıyısı olmalarına rağmen Suriye, Lübnan ve Libya’nın bulunmamaları da dikkat çekmektedir. Sonuç itibariyle bu Forum (DAGF) Türkiye ve KKTC’yi Doğu Akdeniz’de yapılan enerji kaynakları sondaj çalışmalarından afaroz etme hedefindedir.

Orhan Enerji kaynaklarınin kontrolü için bölge devletlerinin işbirliğinin kaçınılmaz oluşu DAGF nin kurulması ile ortaya çıkmıştır. Enerji aracılığı ile yumuşak güce sahip olmak, diğer devletlere karşı uluslararası şirketleri gerektiğinde bir yaptırım aracı olarak kullanmak sadece bölge devletlerinin değil her devletin isteyeceği bir durumdur. Devletler, enerji kontrolü konusunda bölgede kurabilecekleri bir işbirliğine dayalı ve üretimin kontrollü biçimde yürütülmesi durumunu üst otorite sayılabilecek bir kuruma vermek konusunda adımlar atabilmektedir( Avrupa Birliği gibi). Akdeniz bölgesi için bu şekilde bir tahmin yürütme hem yanıltıcı hemde yanlış olacaktır. Bölge devletleri her ne kadar işbirliği temelinde bir örgüt kursalar bile devletlerin hükumetlerinin siyasi otoritesi ve devletlerin ekonomileri bölgede faaliyet gösterecek olan çokuluslu şirketlerle daha önceden var olan bir ilişkileri mevcuttur. Bundan dolayı Akdeniz Bölgesi'nde bu şekilde bir örgütün amacı ekonomik işbirliğinden ziyade bölgede bölge devletleri ile çatıșabilecek devletlere karşı siyasi bir birliktelik kurmak olabilir.

Aysun DAGF Forumu'nun en dikkat çeken katılımcısı şüphesiz 2008 Dökme Kurşun Operasyonu'nda şimdiye kadarki en büyük darbeyi yemiş olan ancak forumda İsrail ile kol kola olan Filistin Devleti'dir. Katılımcı ülke bakanlarının, bölgedeki gaz enerji potansiyelinin verimli kullanılması için her türlü işbirliği taahhüdünde bulunmaları ve forumun temel hedefinin, arz ve talebin sağlanması ve böylece üyelerin çıkarları doğrultusunda hareket edecek bölgesel bir gaz piyasasının kurulması olduğu kaydedilmesi bir fait accompli endişesini akla getirmektedir. Ancak bu forumda Türkiye, Suriye, Lübnan, Libya'nın bulunmaması meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Türkiye'nin yaptığı sondaj çalışmalarından bir sonuç elde edememesi ise kısa vadede bir zaafiyete neden olabilir. Sonuç itibariyle Doğu Akdeniz, ekonomik, siyasi ve askeri bağlamda bölge ülkelerine bırakılamayacak kadar önemli bir noktadadır.

Fuat Birinci körfez savaşında Kuveyt'i korumak bahanesiyle petrol için Irak'a müdahale eden ABD, 2003'de, İngiltere ile birlikte, Irak'tan gelen bir tehdit unsuru olmadığı halde, nükleer ve kimyasal silah bahanesiyle tüm ülkelerin itirazlarına rağmen Irak'a müdahale etmiştir. Saddam'ı devirdikten sonra istikrarın sağlanması mümkün olmayan bir ortam bırakmıştır. (Sünni ve Şii toplulukları 2003'ten beri birbiriyle çatışmaktadır). Aynı ortam Suriye'de de oluşturuldu. Bu ortamlar şüphesiz Bölgede planlanan veya potansiyel işbirliğinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. DAGF ve East-Med işbirliğine karşı, Rusya-Iran-Türkiye ve uzun vadede Suriye ve Lübnan'ın katılımıyla oluşturulacak bir işbirliği, olası kaosun önüne set çekebilir.

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.