Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Abu Dhabi’ye kim saldırdı?

Yemen’de Ali Abdullah Salih’e bağlı güçlerin desteğiyle seçilmiş hükümete darbe yaparak başkent Sana’yı ele geçiren Husiler, önceki gün Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dhabi’deki uluslararası havaalanına insansız hava aracıyla saldırı düzenlediklerini öne sürdü.

BAE, havaalanında bir olay meydana geldiğini itiraf etti fakat söz konusu olaya nakliye aracının neden olduğunu ve uçuşların etkilenmediğini açıkladı.

İki iddiadan hangisinin doğru olduğu konusunda elimizde kanıt yok.

Fakat ortada dikkat çekici bir durum var.

BAE, Suudi Arabistan liderliğinde kurulan ve Yemen’e askeri müdahalede bulunan Körfez koalisyonunun üyesi.

İran tarafından desteklenen Husiler, bugüne kadar Suudi Arabistan’a onlarca füze saldırısı düzenledi.

Suudi Arabistan’ın sadece Yemen sınırındaki bölgeleri değil, başkent Riyad ve Mekke dahi Husiler’in saldırılarından nasibini aldı.

Fakat her nedense Husiler’in BAE’ye dişe dokunur bir saldırıları görülmedi.

Daha önce de bir iki kez saldırı iddiası oldu fakat hepsi BAE tarafından yalanlandı.

Oysa Husiler’in elindeki füzeler Abu Dhabi ve Dubai’yi vuracak menzile sahip.

Bu durum “Husiler’in ipini elinde tutan İran’la BAE arasında gizli bir anlaşma mı var?” sorusunu gündeme getirdi.

Husilerin Abu Dhabi ve Dubai’ye doğru fırlatacağı füzeler hedeflerine ulaşamadan hava savunma sistemleri tarafından imha edilse bile sadece o füzelerin atılmış olmalarının ve patlama seslerinin BAE’ye vereceği zararın Suudi Arabistan’a verdiğinden çok daha fazla olacağı kesin.

Saldırı iddialarının ısrarla yalanlanmasının altında da bu gerçek yatıyor.

BAE’li yetkililer değil saldırının, söylentisinin dahi lüks otellerin, eğlence mekânlarının ve alışveriş merkezlerinin müşteri kaybetmesine yol açacağının farkında.

Husiler’in atacağı bir füzenin her an üzerine düşebileceği korkusu olsa Burc El-Arab’ın müşterileri yine de oraya giderler mi?

Abu Dhabi’ye Husiler gerçekten de mesaj niteliğinde ufak çaplı bir saldırı düzenlemiş olabilir.

Fakat bu saldırıyı Tahran’dan izinsiz yapmış olamazlar.

Yemen’deki savaşın ve Husilerin hamlelerinin bir yönüyle İran’la bağlantılı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Abu Dhabi Uluslararası Havaalanı’na düzenlenen saldırı gibi Kızıldeniz’de Suudi Arabistan’a ait bir petrol tankerinin Çarşamba günü Husiler tarafından hedef alınması da İran’ın Amerika’yla yaşadığı gerginlik ve perde arkasında yürütülen pazarlıklar çerçevesinde okunmalı.

Suudi Arabistan, petrol tankerine düzenlenen saldırının ardından Babü’l-Mendep’ten petrol sevkiyatını durdurduğunu açıkladı.

Kasım Süleymani’nin bu karara yorumu ise “Kızıldeniz artık Amerikan güçleri için güvenli değil” şeklinde oldu.

Tahran’ın mesajı gayet net:

“Siz benim petrolümü ihraç etmeme izin vermezseniz ben de petrol arzına darbe vururum.”

ABD Başkanı Donald Trump, Nisan ayında Twitter hesabında yaptığı açıklamada petrol fiyatlarının yüksekliğini eleştirmiş, OPEC’i suçlamış ve “Denizlerdeki tam dolu gemiler dâhil her yerde rekor seviyede petrol var. Petrol fiyatları yapay olarak çok yüksek! Bu iyi değil ve kabul edilemez!” yazmıştı.

Suudi Arabistan’ın Babü’l-Mendep’ten sevkiyatı durdurması kaçınılmaz olarak petrol fiyatlarının yükselmesine yol açacaktır.

Gözlemcilere göre Riyad bu adımla İran-ABD arasındaki gerginliği daha da ısıtmaya çalışıyor ve Husileri doğrudan uluslararası toplumla karşı karşıya getirmeyi amaçlıyor.