Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Adalet için yürümek

İmam-ı Azam Ebu Hanife adaleti şöyle tanımlıyor. ” Her şeyi yerli yerine koymak”. İnsan neyi hak ediyorsa onun gereğinin yerine  getirilmesi anlamına geliyor. Adaletin içinde haksız yere birisini cezalandırmanın önüne geçmek varken; cezayı hak eden birisinin de cezalandırılması var. Adaletten şu anlaşılmamalı  herkes her şeyi  sorumsuzca istediği gibi yapma keyfiyetine sahiptir. Hakların hukuk içerisinde adaletle korunması esastır.

Adalet yürüyüşünün hangi gerekçeyle başladığını hatırlayalım. Mecliste CHP’nin oylarıyla milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Bu çerçevede suç işleyen HDP milletvekilleri tutuklandı. Aynı kapsamda devletin sırlarını ifşa etmekten dolayı vatana ihanet suçundan yargılanan CHP Milletvekili Enis Berberoğlu 25 yıl hapse mâhkum oldu. Böyle bir suçu işleyen  şahıs milletvekili ve gazeteci olduğu için ceza almamalı mı? Dünyanın herhangi bir ülkesinde böyle bir suçu işleyen birisi cezalandırılmaz mı? Cezalandırılmazsa adalet zedelenmez mi? Adalet yerine getirilmediği için bu durum zulüm olmaz mı?

Bunun üzerine CHP Ankara’dan İstanbul’a Adalet yürüyüşü başlattı. Bu yürüyüşü CHP kendi kimliğiyle değil vatandaş kimliği ve herkes için adalet umdesiyle yürütüyor. Böyle bir eylemin dünyanın her yerinde suç olduğunu CHP’de biliyor. O nedenle olayı genelleştirerek toplum hayatı için elzem olan bir ilkeyi kullanıyor.  Olayı kişisel bir konu olmaktan çıkararak kapsamı genişletip, meselenin özünü unutturarak toplum nezdinde mazlumu oynamaya çalışıyor.

CHP’nin hak, hukuk, adalet konusunda sicili o kadar kalabalık ki yaptıklarına inanmak hepimize zor geliyor. Keşke yanılsak, keşke CHP gerçekten hak ve özgürlükler konusunda bir açılım sağlasa…  Toplumla, toplumun değerleri ile çatışmaktan kurtulsa hepimiz çok sevineceğiz. Elinizde bir güç yokken hak, hukuk, adalet savunuculuğuna soyunmak kolaydır. Elinize güç geçtiğinde, iktidar olduğunuzda bu kavramların gerçekten hakkını verdiniz mi? Hayır. Peki yaptığınız haksızlıklar nedeniyle toplumdan özür dilediniz mi? Hayır. PKK ve FETÖ konusunda gerekli açık ve net tepkinizi ortaya koydunuz mu? Ürkek ve ikircikli tavırlarla bu vatan hainlerine açık kapı bıraktınız mı? Evet.  Sürekli toplumun değerleriyle çatışma içinde oldunuz ve en temel insan hakları konusunda adaleti hatırladınız mı? Hayır.

Adalet için yürümek bir haktır bu hakkı teslim etmek gerekir. Bu yürüyüş boyunca sergilenen olumlu tavır da önemsenmelidir. Bu yürüyüş bir cephe hareketine dönüştürülmemelidir. Yürüyüşe yol boyunca katılımlar olmuştur. Bunlardan bir kısmı yürüyerek temizleneceklerini düşünüyorlar herhalde.  Hendek adaletçilerinin, katil savunucularının, vatana ihaneti görev kabul edenlerin yürüyerek değil adalet önüne çıkarak temizlenmeleri daha doğru olmaz mı?

Adalet sistemimizde sorun yok mu? Olmaz mı… Bunların düzeltilmesi için el birliğiyle çalışmalıyız. Sorunları çözmek yerine çatışmayı tercih etmek kolaycılıktan başka bir şey değil. Zaten adalet düzenin bu hale gelmesinin baş sorumluları bu yürüyen zihniyettir. Eğer adalet tahtası ile yürümek bu konularda oturup adam gibi çalışmayı beraberinde getirmezse elinizde adalet değil sadece tahta kalır. Yürüyüş bitince meclise dönüp verdiğiniz kilolar aldığınız enerji hayra, iyiliğe, birlik ve beraberliğe vesile olur diye umut ediyorum.