Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Ahlâkî buhran

Şeref, namus ve haysiyetten uzak olan milletler yok olmaya mahkûmdur. Öyleyse bütün bunlara gereken hassasiyeti göstermek gerekir. Ne yazık ki TV ve diğerleri bütün bunları alt üst etti. Eskiden ufak bir şeyde yüzü kızaran kız ve erkeklerimiz görünmez oldu adeta. Her yer ve her şey karmakarışık. Bütün dünyayı ve Müslüman âlemini perişan eden bu felakete karşı tedbirler almamız pek elzemdir.

Gün geçtikçe ahlâk elden gidiyor. Dünyayı kasıp kavuran bu felâket bizi de mahvediyor. Bunu görmemek için kör olmak lâzım herhalde. Umursamamak ise iman zafiyeti, nemelâzımcılık ve Allah’ın emirlerini önemsememektir ne yazık ki!

Yüreklerimiz kan ağlıyor. “BU GİDİŞ NEREYE?” diye soruyor ya Kur’an-ı Kerim’imiz.

Ahlâkını kaybeden nice memleketler mahvolup yıkılmışlardır. Tarihte bunların örnekleri mevcuttur.

Vezüv Yanardağı ve Pompei bunun en canlı ve şu an görülebilen en bariz örneklerinden birisidir İtalya’da.

-“Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler!” (30 Rûm 9)

Evet, işte ayet-i kerimedeki mânâya uygun bir ibret sahnesi. Kazılar altından çıkarılan Pompei şehri. Günümüzde gidilip görülebilen, ibretle seyredilebilen bir mekân. Özellikle bir mahallesi o derece dehşetli ahlâksızlıklar sergilemektedir ki, İtalyan hükümeti buranın iki tarafına; “Bu sokağa genç kızların ve talebelerin girmesi yasaktır” levhasını asmıştır. Yıllar önce bizzat gidip gezen bir hocamızdan dinlemiştim bu gerçekleri. Taşlaşan insanlar ahlaksızlığın en kötü hallerini ortaya koyuyordu. Bugün resimleri de bunu açıkça gösteriyor.      

Lût kavmi de müthiş bir örnek.

Namus, şeref ve haysiyetten uzak olan milletler yok olmaya mahkûmdur. Öyleyse bütün bunlara gereken hassasiyeti göstermek gerekir. Ne yazık ki TV ve diğerleri bütün bunları alt üst etti. Eskiden ufak bir şeyde yüzü kızaran kız ve erkeklerimiz görünmez oldu adeta. Her yer ve her şey karmakarışık. Bütün dünyayı ve Müslüman âlemini perişan eden bu felakete karşı tedbirler almamız pek elzemdir.

Düşünüyoruz bizler de ve soruyoruz kendimize:

Niye böyle olduk? Neden umursamaz bir durum aldık? Yiyip içtiklerimizin şüpheli ve haram olması, haram maddelerle dolu olması, faiz ve artık bütün bunlarla günahlara alışmak mı dersiniz?

Hani kişi ilk defa çamurlu bir yere düşmemek için gayret edermiş. Ama bir kere düşüp kalktıktan sonra da ‘ nasıl olsa battık, artık önemli değil’ diyerek umursamazmış ya!

Şimdi öyle oldu ne yazık ki!

Günahlara o kadar alıştık ki, genç kızlarımız açık veya hiç de kapalı olmayan giyim şekli/tarzıyla gidip gelirken okula; önemsemiyoruz. Harama gözlerimizi tıkıyoruz. O da ne? Ne yazık ki en mazbut aileler bile böyle. Örtünme emrine ne oldu ki acaba? Bunun için kavga verenler nereye gitti acaba?

Bir de cinsiyet ayrımcılığına hayır sloganları çıkıyor etrafta. Allah’ın fıtratını bozmaya kalkanlar, Allah’ın kahrına uğramaz mı? Allah her şeyi ve herkesi yerli yerince yaratmıştır. Kadın erkeğin, erkek de kadının yerine geçmeye kalkarsa, düzen bozulur. Tıpkı ayın yerine güneşin, güneşin yerine de ayın geçmesi gibi ki, her şey alt-üst olacaktır. Şükür ki geç de olsa yetkililer duymaya başladı. Gerekli tedbirlerin alınacağı dile getiriliyor. İnşallah öyle olur.

Yoksa Cenab-ı Hakk korusun;

“Öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (topluma sirayet eder ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah’ın azabı şiddetlidir,” (8 Enfâl 25) buyuruluyor.

Yangın bacayı çoktan aşmış. Evlerin içinde artık. Diziler, güya programlar. Birer felâket! Nasıl bakıyor acaba aileler? Aile mi kaldı öyle eskilerden diyeceksiniz! Var ama ne kadar acaba?

Hele hele en kötüsü bu yangını umursamazlık!

Allah Celle Celâlühü nasıl buyuruyor:

“Erkek ve kadın bütün müminler, birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vaz geçirirler; namazı kılarlar, zekâtı verirler. Allah’a ve Peygamberine itaat ederler. İşte bunları Allah rahmetiyle yargılayacaktır. Çünkü Allah, azizdir, hakîmdir.” (9 Tevbe 71)

İşte ölçü.

BİZ NASIL ÜMMET İDİK/OLMALIYDIK?

“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışır ve Allah ‘a inanırsınız.” (3 Âl-i İmran 110)

Her zaman dile getirilen şu hadis-i şerif ise bunun ehemmiyetini nasıl da ortaya koyuyor:

“Sizden biriniz çirkin bir iş görürse, onu eliyle değiştirsin; eğer buna gücü yetmezse, diliyle uyarsın; buna da gücü yetmezse, kalbiyle nefret etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, İman, 20.)

İslâm’da yol kenarlarına oturmak bile yasak aslında ama oturulursa da bir adabı vardır:

Ebû Said el-Hudri (ra) anlatıyor: Peygamberimiz:

-“Yollar üzerinde oturmaktan sakınınız” buyurdu. Ashab-ı Kiram:
-Yol üzerinde oturmak bizim için zorunludur. Lüzumlu olan şeyleri orada konuşuyoruz, dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Yol üzerinde oturmaktan vaz geçemiyorsanız, yolun hakkını veriniz” buyurdu. Sordular:
– Ey Allah’ın Rasûlü, yolun hakkı nedir? Peygamberimiz cevap verdi:
– “Haram olan şeylere bakmamak, gelip geçene eziyet etmemek, verilen selamı almak, iyiliği emredip kötülükten menetmek. (İşte yolun hakkı budur.)” (Buhârî, Mezâlim, 22; Müslim, Selâm, 2.)

Ne kadar güzel değil mi? Şimdi nereye gitti acaba?

Kafeler vs. iyice günah mekânları oldu. Masum görünen pek çok yer ve dernek felakete götürüyor. Bu kadın çığırtkanlığı yapanlar hiç de samimi değiller maalesef. Hep batının yok edemediği ailelerimizi yıkma peşindeler. Ne acıdır ki bizim insanımız da buna aldanmış ve suyuna kapılmış durumda.

Ama yine de biz durmayacağız. Hepimizin vazifesi bu:

“Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir.” (51 Zariyat, 55)