Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Aile yuvası yuva olmaktan çıkmasın!

Genç nesil niye evlenmiyor? On yıl sonra ne olur acaba? Otuzlarından sonra evlenenlerin durumu nasıl olur? Bir zamanlar doğum kontrolü dayatmalarına karşı çıkanlar bugün bunları görmüyor mu? Kadın dernekleri ne iş yapıyor? Nesli genç ve dinamik, huzurlu birer yuva yapmak için mi yoksa başka şeyler için mi çalışıyor? Gerçekten iyi bir gözden geçirilmeli bütün bunlar.

Aile!

Milletlerin temel taşı.

Aile!

İnsanlığın ilk mayası.

Aile!

Eşlerin ve yavruların sıcacık yuvası…

Ama o da ne?

Yuva olmaktan çıkıyor mu yoksa?

Bir sobanın etrafında toplanılırdı bir zamanlar.

Bir odada kalırdı çocuklar.

Dede, nineler vardı onlara rehberler.

Can yoldaşı, yol arkadaşı.

Öğütler verir, hikâyeler anlatırdı o büyükler…

Eller öpülür, duâlar alınırdı.

Leğen ve ibrikle abdest suyu dökülür, havlular tutulurdu.

Âh, ne kaldı ki!

Kaloriferler çıkalı, imkânlar artalı, evler büyüyeli her çocuğa bir oda.

Ama o da ne?

Yemeğe bile nazlı gelişler…

Oğlum, kızım su ver, dese; ‘aman’ deyişler…

Keşke bu kadar;

Zengin olmasaydık…

Tabletler verilmeseydi onlara…

Kitaplar olsaydı hediye içeriği, özümüzle dopdolu.

Âh, neler oldu?

Keşke telefonlar yerine başka şeyler vâdedilseydi yavrulara!

Keşke bu kadar internet yaygın ve ucuz olmasaydı. Ona bağımlı kalınmasaydı en küçük şeyle.

Niye böyle olduk/niye böyle yapıldık bilmiyoruz…

Niçin bu kadar ayrılıklar oluyor? Hiç bakılıyor mu özden meseleye?

Zina su gibi akıyor… Faiz iyice küçümsenir oldu.

6284 Sayılı Kanun da neyin nesi? Ne getirdi neler götürdü? Niçin bakılmıyor?

Aile Bakanlığı niçin var? Yuva yapmak için değil mi? Neden hem kadın hem erkek dinlenmiyor. Sadece kadının ifadesi yetiyor? Niçin bir telefonla adam dışarı atılıyor? Hakemler olsa da anlaştırsa olmaz mı? Ya nafaka? Allah’ın emri hani? Eski eşinden alacağı nafakayla başka biriyle yaşayacağını söyleyenler duyulmuyor mu acaba? Bu durum insanları nereye götürür? Nikâhsız yaşamak serbest iken erken evlendi diye ‘taciz’ adı altında hapiste çürüyenler ne olacak? Allah’ın emirleri mi yoksa bu kanun mu önemli hâşâ!

Bu tartışmalara neden değer verilmiyor, anlaşılır gibi değil!

Anlaşıp bir başkasıyla kaçan bir kadın bulununca, hangisini isterse ona gidebilirmiş. Aman Yâ Rabbi! O yuva ne olacak? O çocuklar ne olacak? Nerede iffet, hayâ ve yuva duygusu? Nerede cezai bir müeyyide? Eskiden böyle miydi?

BAŞIMIZA TAŞLAR YAĞDIRMA ALLAH’IM!

Mahremiyetten bahsetmek utanılacak şey mi oldu?

Genç nesil niye evlenmiyor? On yıl sonra ne olur acaba? Otuzlarından sonra evlenenlerin durumu nasıl olur? Bir zamanlar doğum kontrolü dayatmalarına karşı çıkanlar bugün bunları görmüyor mu? Kadın dernekleri ne iş yapıyor? Nesli genç ve dinamik, huzurlu birer yuva yapmak için mi yoksa başka şeyler için mi çalışıyor? Gerçekten iyi bir gözden geçirilmeli bütün bunlar.

Artık Sayın Başkanımızın bizzat el atması gerekiyor bunlara.

Kadın, kadın derken, kadını da kadınlıktan / annelikten çıkarttılar. Anne olmadan ne olur ki o evler?

Eski nüfus cüzdanlarında mesleği karşısında ‘ev kadını’ yazardı. İşte mesleklerin en güzeli! Anne ve yavruları… Şimdi onlar kimlere emanet? Anne şefkatinden mahrum yavru ilerde nasıl olur?

Ne yazık ki kadın her yerde ve her işte çalıştırılıyor. Kadın hakları değildir bu. Bu zaten bütün değerlerimizi alt-üst ediyor.

NEREDE EMR-İ Bİ’L-MA’RUF, NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER?

“-Siz insanlar içerisinden çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz. Allah’a inanırsınız.”   3 Al-i İmran 110.

“-Sizden biriniz, bir kötülük gördüğü zaman onu eli ile değiştirsin. Buna gücü yetmezse dili ile değiştirsin, buna da gücü yetmezse kalbinden buğzetsin. Ki bu, imanın en zayıfıdır.” Müslim, iman 78.

Bir zamanlar bunu diyenler şimdi nerede?

Kimse kimseyi uyar(a)mıyor. Neden acaba? Neredeyse örtünmek ayıplanacak! En dindarlar açılanlar mı yoksa? Nasıl gider ikisi bir arada? Karmakarışık her yer.

Hani emr-i ilâhi:

“-Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına, örtülerini üstlerine almalarını söyle!” 33 Ahzab 59.

Sahi, şimdi nerede örtümüz? Örtünmek serbest olunca ne oldu ona? Yoksa açılmak ya da ne olduğu belirsiz olmak mı anlaşıldı?

Öyle günlere geldik ki Sünnetten sonra Kur’an’ı bile tartışanlar çıktı. Aman ne de âlimlermiş (!). Ne acı:

“-Size sımsıkı sarıldığınız takdirde, ebediyen şaşkınlığa düşmeyeceğiniz apaçık emir olarak iki şey bırakıyorum: Allah’ın Kitabı ve Rasûl’ünün Sünneti.” Muvatta, kitabü’l-kader 3.

Hani dualarımız vardı:

“-(Onlar ki;) Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl, derler.”    25 Furkan 74.

1-ÖMER NİÇİN AĞLARDI?

Hz. Ömer (ra), fetihler artıp ülkelerden ganimetler geldikçe bakar ve ağlarmış; “Bunlar bu ümmetin ahlâkını bozacak diye korkarım” dermiş. İpekli kumaşlar, altınlar vs.

Ne kadar da haklıymış.

Şimdi aç ümmete bakıyoruz. Bizim attıklarımız/israfımızla acaba ne kadarı doyar ki?

Beğenmediklerimizi kimler almak istemez ki?

Âh, memleketim sana ne oldu?

Âh, dâvâm sana ne oldu?

Âh, Akif’lerin, Necip Fazıl’ların, Esad Erbili’lerin dâvâsı? Sana ne oldu?

Sokakları gördükçe yüreğimiz kan ağlar oldu?

Gençler perişan! Şuurumuz yok oldu. Hep dünya.

Yüzde kaçı ibadetli yavrularımızın?

Kaç tane gerçek örtülü görebiliyorsunuz?

Bunun için mi kavgalar verildi?

Hiç adı bile anılmıyor gayrı.

Ne zaman silkinip dirileceğiz?

Haydi, ne duruyoruz?