Son Dakika

Aşırı demokrasiyle yönetiliyoruz!

Milletin ihanete alıştırıldığı bir demokrasi düzeni değil, ihanet edenin kellesinin uçurulduğu bir hakikat nizamı istiyorum.

Evet, aşırı demokrasiyle yönetilen bir ülkeyiz.

On yıllardır tarih ve siyaset anlatamadığımız demokrasi romantiklerinin bu cümleye göstereceği muhtemel muhalefet umurumda değil. En azından bu yazıda…

Reel-politik güdümlemeler, konjonktürel kısıtlamalar vesaire “aşırı demokrasi’’yi gerektiriyor, onu da biliyorum.

Ama kabul etmek istemiyorum.

Örneğin…

Demokrasi kavramına dair hiçbir şey bilmediğimizi varsayarsak, Türk milletine demokrasiyi getiren, Cumhuriyet’in kurucusu konumundaki bir siyasal partinin lideri; zerre çekinmeden, yurtdışında konuşlanmış teröristleri şen şakrak şekilde ziyaret ediyor. Üstüne bu teröristlerle birlikte kadrajlara gülümsüyor. Yeni bir şey değil tabii, tahminen son da olmayacak. Zira kendisine makam verildiğinden beri resmi olarak, Türkiye’ye cephe almış terör organlarının yataklığını yapıyor. Kendisine ‘’koyun’’ gibi destek veren kitlelere de, parti içinde kurduğu diktatörlük rejimiyle farklı bir seçim hakkı tanımıyor…

Teröristler, yüce(!) demokrasinin emriyle, işleyişinde söz sahibi olduğumun söylendiği Millet Meclisi’nde popolarını yayarak oturup, milletin vergileriyle tıkınarak aleni biçimde terör propagandası yapıyor. Üstelik devlete zimmetli pahalı araçlara binip, jilet gibi takım elbiselerle lüks bir hayat yaşıyor…

Sanatçı geçinenler kitaplarda, dizilerde, filmlerde, tiyatrolarda içi boşaltılmış bir demokrasi anlayışının çığırtkanlığını yapıp, estetik örtüler kuşanarak terörizmin zihinlerde meşrulaşmasına yardımcı oluyor…

Akademisyen-Eğitimci damgalı vasat altı tipler, dersliklerde demokrasi zarıyla çevrelenmiş seçici geçirgen terör hücrelerini, öğrenmeye muhtaç yığınlara enjekte ediyor…

Bir takım naylondan entelektüeller yahut gazeteci kimliği almış ajanlar, dillerinin ve kalemlerinin uzandığı her yere terörizmin kanlı mürekkebini akıtıyor. Terörü ve teröristi, allayıp pullayıp dokunanı yakıcı bir kült, bir kahraman olarak pazarlıyor…

Sosyal medyada rumuz isimler takınıp kargaşa çıkarmaya gayret eden serseriler, klavye başında zihni operasyonlar tezgâhlayarak stratejik ve eylemsel bir terörizm ağı inşa ediyor. Bilerek ve isteyerek, dış merkezli kaos prodüktörlerine figüran sıfatıyla hizmet ediyor…

Biz de devlet olarak, tüm bu alçakların demagoji sahalarını demokratik gerekçelerle karantinaya alıyoruz. Demokrasi adı altında, yıkamadığımız ve toplum kanını kirleten bu uyuşturucudan arınmadığımız müddetçe de yıkamayacağımız bir put kakaladılar bize. Bu putu, korku filmlerindeki “canavara haç gösterme” klişesi gibi gözümüze sokuyorlar. Biz de geri çekiliyoruz. Muazzam bir özgürlük alanına sahipler. Putlarını ellerinde taşıyıp, bit gibi çoğalıyorlar…

Hâlbuki canavar olan ve putlardan medet uman biz değiliz.

Derdimiz ne o zaman?

Bu tiplerin bir kısmını hapse atmak da yetmiyor demek ki… Daha sert, daha keskin çözümler gerekiyor. “O işler öyle yürümüyor işte!” diyecekler. Desinler. Bir politikacı veya siyaset bilimci(!) olarak değil; tamamen tarafgir, tamamen sübjektif, tamamen duygusal bir şekilde konuşuyorum.

Milletin ihanete alıştırıldığı bir demokrasi düzeni değil, ihanet edenin kellesinin uçurulduğu bir hakikat nizamı istiyorum.

Yorumlar

eyüp yılmaz savcılar ne iş yapar bu ülkede.. maalesef yetersiz ,siyasi bilinc eksikliği var. brökraside tepeden tırnağa atalet var. kanunun verdiği yetkiyi kullanmaktan aciz veya sakınıyor. 53 kişinin ölüm emrini vereni bile içeride zor tutuyorlar.. aptallık,ahmaklık,hainlik hepsi iç içe. makam teslim edilenler dert edinecek, baş koyacak yürekte olmalı. sünepe menfaatperes tiplerle hedeflere varılamaz vesselam. 0532 232 50 28

Hamide Yazınızın her cümlesine katılıyorum. Hakikate ihanet edenlere bu ülkenin bir bireyi olarak hakkını helal etmiyorum

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.