Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Asırlardır aynı gemide değiliz!

Kutuplaşma meselesi alerjik reaksiyon gösterdiğim belli başlı hususlardan biri. Bu köşeye teveccüh gösterenler bilir. Her zaman kutuplaşma taraftarı oldum. Kutuplaşacağız ve ruhumuzu tahrip eden bütün kılçıkları ayıklayacağız. Zira tahrife uğramamış, güçlü, dirayetli bir milli bütünlüğün tek formülü nitelikli kutuplaşmak…

“Aman kutuplaşmayalım” fetişizmi; toplumun vicdanına iliştirilmiş, Batı kurgusu bir tepki biçimidir. Bir tür uyuşturucu keyfiyeti taşır. Yerli refleksleri çürütür. Fikir ve düşünce hürriyeti kisvesiyle sosyal algıyı bulanıklaştırır. Haine hain demenin radikal kaçtığı bir kamuoyu düzeni inşa eder. Doğrunun yerine popülist yalanlar koyar. Bu yalanları reddeden de, bilgisiz ve fanatik olmakla itham edilir…

Doğayı, hukuku ve öz askerimizi kullanarak üzerimize salınan darbe girişimlerinin hepsini; içimizdeki profesyonel vatandaşlara ve bunların hipnoz alanına hapsolmuş müzmin muhalif kitleyle kutuplaşarak atlattık biz. Bunu aklımızdan çıkarmayalım. Zira biz, kendi içimizde zaten bir bütündük. Eline fırsat geçtiğinde Amerika’nın, Avrupa’nın kucağına koşan basiretsiz ve şahsiyetsiz güruha hiçbir şekilde paye vermedik. Hiçbir zaman onlarla “aynı gemide” olmadık. Onlarla ‘’aynı gemide’’ bulunmayı ihanete alan açıcı bir gaflet, bir zaaf olarak bildik.

Şimdi de bariz bir ekonomik savaş içerisindeyiz. Bırakın bu savaşta düşman safında yer alan hainlere, mevcut durumun hiçbir iktisadi teoriyle açıklanamayacağına ikna olmayan kemik zihinli kitlelere dahi tahammülümüz olmamalı. Hepimizin aslında aynı gemide olması gerektiğini anlatmaya çalışmak malayani bir çaba çünkü. Boş, işlevsiz ve zaman kaybettirici… Yüz yıldır uyandıramadığımız yığınları şimdi mi uyandıracağız?

Hayır.

Vakit, “Kim ne yapıyorsa yapsın, hepimiz aynı gemideyiz, bu vatan hepimizin.” tonunda şirin ve güya kucaklayıcı çığlıklar atma vakti değil. Çünkü bu çığlıklar, düşman borazanlarının tükürdüğü kaba sesleri yumuşatıcı kibar ezgilerden ibaret aslında… Düşman da zaten bu aldatıcı ezgiyi mırıldanmamızı istiyor.

Gayeleri net: Milletimizin bâtıla boyun eğmeyen karakterini oymak, önsezilerimizi iğdiş etmek ve parazitlerden arınmış kalifiye bir ittifakın önünü tıkamak… Safını netleştirmemiş çıkıntı tipleri, entelektüel kılıklı modern mandacıları, teröristle kol kola yürüyen bürokrasi ajanlarını vicdanımızda meşrulaştırırsak tam da bu amaca hizmet etmiş oluruz.

Güçlü ve sarsılmaz bir bütünlük yerine, kırılgan ve taviz verebilir bir sözde birlik… Batı’nın bize dair istediği tam olarak budur!

Vakit; hıyaneti kollayan, bilinci kimliksizleştiren, haysiyeti ucuzlaştıran ve aidiyet hissini körelten birlik beraberlik safsatalarının tümüne karşı durmak vakti…

Hakikate sis perdesi çeken sahte barışların alayına rest çekmek zorundayız. Topraklarımızın anahtarını istiyorlar. İç kavgamızdaki cepheleri yok sayarak dış kavgamıza yoğunlaşamayız. Ya başımızı eğip anahtarları teslim edeceğiz ya da savaşmaya devam edeceğiz…

Şimdi bizimle aynı gemide olmayanlar, daha önceki savaşlarımızda da bizimle aynı gemide değildi. Yüzlerce yıllık bir gemi bizimkisi. Yeni yapılmadı. Bu gemiye binip binmemenin taşıdığı mana da yüzlerce yıldır aynı.

Biz, bu asil mânâya göre hareket edeceğiz…

Bizimle aynı gemide olmayanlarla da içimize karışıp farklı rotaları hedef belleyenlerle de inadına kutuplaşacağız…

İçimizdeki Amerikalılar’a şefkat göstermeyeceğiz…