Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol
İsmail Yaşa

Askıda mı, çekmecede mi?

Mahmud Abbas başkanlığındaki Filistin Yönetimi, işgal güçlerinin Kudüs’e bağlı Sur Bahir beldesindeki Vadi’l-Hıms Mahallesi’nde Filistinlilere ait 70 civarında evi bir günde yıkması üzerine İsrail’le yapılan tüm anlaşmaları askıya aldığını açıkladı.

Abbas, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi toplantısında, kararın uygulamaya konulması için bir mekanizmanın oluşturulacağını söyledi ve Filistin halkı haklarına kavuşmadığı sürece bölgede ve dünyada barış, güvenlik ve istikrardan söz edilemeyeceğini ifade etti.

Filistin Yönetimi’nin kararı “doğru yönde atılmış bir adım” olarak kabul edilse ve direniş grupları tarafından memnuniyetle karşılansa da geçmişte yaşanan deneyimler Abbas’ın bu tür kararlarına ve açıklamalarına güvenilmeyeceğini söylüyordu.

Çünkü Filistin Yönetimi Başkanı daha önce de benzer kararlar almıştı.

Fakat hepsi Filistin halkının o anki öfkesini yatıştırmak içindi ve kâğıt üzerinde kaldı.

Örneğin FKÖ, Mart 2015’te işgal güçlerinin günlük ihlalleri ve İsrail hükümetinin Filistin’e ait vergi gelirlerini Ramallah’a havale etmemesi üzerine güvenlik koordinasyonu anlaşmasını askıya aldığını açıklamıştı.

Yine aynı FKÖ, İsrail’in Kudüs kırsalındaki el-Han el-Ahmer köyünü yıkma girişimi üzerine Ekim 2018’de başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletini tanıyıncaya kadar İsrail’i tanıma kararını askıya aldığını ve İsrail ile yapılan tüm anlaşmalara bağımlı kalma yükümlülüğünün sona erdiğini ilan etmişti.

Abbas’ın İsrail’le yapılan anlaşmaları askıya alma kararının üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesine rağmen pratikte henüz değişen bir şey yok.

Hamas’a göre Abbas’ın “İsrail’le anlaşmaları askıya alma” kararı o gün çekmeceye atıldı ve orada öylece duruyor.

Ne oluşturulacağı söylenen mekanizma için atılmış bir adım var ne de anlaşmaların askıya alındığına dair en ufak bir belirti.

Filistin Yönetimi ve İsrail arasındaki anlaşmaların en önemlisi, tarafların direniş gruplarına karşı ve muhtemel eylem girişimlerini önlemek için yürüttükleri güvenlik koordinasyonu.

Diğer anlaşmaların askıya alınmasına gerek yok.

Abbas, işgal güçleriyle yaptığı ve işgalcilerin güvenliğini sağlamayı hedefleyen bu işbirliğini durdursun, yeter.

Fakat mevcut Filistin Yönetimi bunu asla yapamaz.

Çünkü o zaman gelirlerinin büyük çoğunluğunu kaybeder.

Abbas’ın ve ekibinin elinden VIP kartları alınır.

Uçağa atlayıp sağa-sola gidemezler.

Ölümünden kısa süre önce Arafat’a yapıldığı gibi Ramallah’taki Filistin Yönetimi binasına hapsedilir ve tasfiye edilirler.

Kısacası, İsrail ile Filistin Yönetimi arasında imzalanan anlaşmalar hâlâ yürürlükte.

İsrail zindanlarından çıkan kişinin Filistin Yönetimi güvenlik güçlerince ve Filistin Yönetimi güvenlik güçlerinin gözaltına alıp bir süre sonra serbest bıraktığı kişinin işgal güçlerince gözaltına alınmasını Filistinliler “döner kapı politikası” olarak adlandırıyor.

Anlaşmaların hâlâ yürürlükte olduğunun en büyük kanıtı, güvenlik koordinasyonu çerçevesinde uygulanan bu politikanın devam etmesi.

Şu ana kadarki gelişmeler, Filistin Yönetimi’nin İsrail’le yapılan anlaşmaları değil “askıya alma kararını” askıya aldığını gösteriyor.