Son Dakika

Avrupa’nın “28 Şubat’ı” başladı

Hem duygusal hem vicdani hem de dindaş olarak bu zulmü yüreklerimizde hissediyoruz. Zulmün giderilmesi yönünde ise her türlü desteğe hazırız.

Avusturya’da ilkokullarda başörtüsü yasağı yasalaştı.

Okul gezilerine katılan başörtülü veliler de bu yasak kapsamında gezilere katılamayacak.

Yasak; başlangıç, devamı gelecek. Nereden biliyoruz? Yükselen İslamofobi ve yabancı düşmanlığı bu gelişmeleri tetikliyor.

İlkokullarda başörtüsü yasağının başlamasıyla birlikte Avrupa’nın 28 Şubat’ı startını vermiş oldu.

Ne yazık ki bu süreç öncelikli olarak başörtülü çalışan kadınlara ve kız öğrencilerimize kaybettirecek. Yaklaşık on yıldır tedirginlik içinde olan çalışan başörtülü kadınlar artık gelmekte olanı enselerinde hissediyorlar.

Avrupa’da yaşayan Müslümanlar kadınıyla-erkeğiyle kazanılmış haklarını kaybetmenin kaygısını yaşıyor.

Özel sektörde var olan başörtüsü, cübbe, sarık gibi İslami simgelere karşı oluşmuş önyargılar artık yasa ile birlikte kamuda Müslüman camianın önüne engeller, yaptırımlar getirecek.

Bu açıdan bakıldığında Avrupa giderek marjinalleşecek.

Bu öngörülerin sağlamasını Avusturya’daki yasağın yansımalarına bakarak yapabiliriz. Yasağa tepki ne yazık ki istenilen ve olması gereken düzeyde olmadı. Yani yasak zamanla normalleşecek ve yaygınlaşacak. Süreci küresel gelişmelerin, akımların doğal seyrinde okuduğumuz zaman böyle bir resim karşımıza çıkıyor.

Başörtüsü yasağına Türkiye’den tepki gecikmedi. Türkiye gelişmeyi ‘kaygı verici’ olarak niteledi.

BUNDAN SONRA NE YAPMALI?

Süreç, iç açıcı bir tablo önümüze koymuyor. Peki, elimiz kolumuz bağlı mı kalacağız? Elbette hayır. Mücadele, uzun sürecek bir emek gerektiriyor. Öncelikle bunu bir tarafa not edelim. Avrupa’da yaşayan Müslümanlara düşen görevleri ilk etapta şöyle sıralayabiliriz;

*Avrupa’da yaşayan Müslümanlar başörtüsü yasağına karşı sivil toplum nezdinde örgütlenmeli.

*Sivil toplum örgütleri hukuk kanallarını aktif kullanmalı.

*Sivil toplum, medyada yer alarak konuyu kamuoyunun gündeminde tutmalı.

*Sosyal medya aktif olarak kullanılmalı. Yasak nasıl bir zulümdür? Müslüman hanımlar için tesettürün anlamı nedir? Nasıl bir hak gaspıdır? Detaylı bir şekilde anlatılmalı, içerik üretilmeli. Konuya dair profesyonel destek alınarak kısa-orta ve uzun vadeli strateji belirlenmeli.

*Sivil toplum siyaset kanallarıyla iletişimde ve etkileşimde olmalı.

*Avrupa’da yaşayan Müslümanların artık içe kapalı bir yaşam sürme şansları yok.

Artık daha örgütlü, daha proaktif ve daha Avrupalıya da temas eden, nitelikli etkileşimler kurmak durumundalar.

Bu süreçte Avrupa’da yaşayan din kardeşlerimizi, vatandaşlarımızı elbette yalnız bırakmayacağız. Hem duygusal hem vicdani hem de dindaş olarak bu zulmü yüreklerimizde hissediyoruz. Zulmün giderilmesi yönünde ise her türlü desteğe hazırız.

Yorumlar

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.