Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Aynada ne görüyorsan sendendir”

Bir gün Peygamber efendimiz (s.a.v) arkadaşlarıyla otururken Ebu Leheb meclise girer ve Efendimiz’e “Ya Muhammed (s.a.v), birçok yerleri gezdim, senden daha çirkinine rastlamadım” der. “Doğru söylüyorsun ya Ebu Leheb” der Peygamber efendimiz. Biraz sonra Hz. Ali içeri girer ve tevafuk bu ya, o da: “Ya Muhammed (s.a.v), dünyada senden güzelini göremedim” der. “Doğrusun ya Ali” der Resulallah. Bunun üzerine söz alan meclisteki bir sahabe: “Ya Resulallah, biraz önce Ebu Leheb geldi ‘Ne kadar Çirkinsin’ dedi, ona da ‘Doğrusun’ dediniz. “Hikmeti nedir?” diye sorunca, Efendimiz şöyle cevap verir: “İnsan insanın aynasıdır. Kişi kendisi nasılsa, karşısındaki insanı da öyle görür.”

İnsana ve onu bunaltan durumlara baktığımızda, ilk önce aklımıza insan insana ilişkiler gelir. Bir atasözümüzde büyüklerimiz, “İki sahan yan yana gelince tıngırdar” demiş. İnsanın doğası geresi yanlış yapma, yanılma, yanlış anlama ve hata yapma riski hep vardır. Peygamber efendimiz (s.a.v), “Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Tealâ hazretleri(c.c) sizi helâk eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı.” buyuruyor. Yani özet olarak, beşeriz şaşarız.

Eşlerden birisi o kadar zor şartlarda ve sevgi-değer görmeden, her eksiği büyük bir hataymış gibi görülüp yerden yere vurularak büyütülmüş ki, aynısını kendisi büyüyünce karşısındakine de yapıyor. Görüştüğü insanlardaki olumlu yönlerinden, okuduklarından (eğer okuyorsa), dinlediklerinden, aldığı akademik tahsilden kendisine hiçbir olumlu örnek katamamış. Ailesinden ayrıldığı gibi, olumlu bir gram bilgi-görgü ilâve etmeden hayatını sürdürmüş. Hiç incelmemiş, naifleşmemiş, insana nasıl değer verilir öğrenememiş.

 “Çorba sıcak olmuş, tuzsuz olmuş”, “Çocuklar niye ortalığı dağıtmışlar”, “Ben sana bana hesap soramazsın demedim mi?”, “Telefonuma sen dokunamazsın”, “Geç gelirim sana mı hesap vereceğim?”gibi. İlâveten, eşini aldatıyor, sanki eşi onu aldatıyormuş gibi, “Niye ona baktın, “Bugün kimleri aradın”, “Dün dışarı çıkmıştın bugün niye çıkıyorsun?” diye eşini kendi başı derdine düşürüp dikkatleri kendinden uzaklaştırma çabasını ne yazık ki içine sine sine uygulayan kardeşlerimiz var. Bunun bir de cinsel boyutu var. Beyefendide iktidarsızlık var, bunun tedavisi için çaba harcamak yerine, eşine bunun onun suçu olduğunu o kadar alakasız gerekçelerle iddia ediyor ki, adeta dünyayı dar ediyor. Çocukluğunda geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı ya da sonradan oluşan bir sebeple çocuğu olmuyor, bunu ailece biliyorlar fakat gizliyorlar. Daha ilk aylardan itibaren gelini alıp doktor doktor dolaştırıp niye çocuğun olmuyor diye baskı yapıyorlar.

Kendi sorunlarını yansıtarak karşısındakini sorunlu gibi algılamak, arızalı bir bakış açısıdır. Karşısında gördüğü arıza, tam da kendi içindeki arızadır. İnsan insanın aynası ise, aynada görülenler bakanı yansıtıyorsa, o zaman lütfen o aynadaki görüntünün biz olduğumuz gerçeğini anlayarak işe başlayalım. Bir insanın en anlamlı çabası, aynadaki görüntüyü doğru okuyarak yanlışlarını, eksikliklerini fark edip düzeltme çabasıdır. Rabbim (c.c) cümlemize bunu nasip etsin inşallah.