Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Aztek Piramitleri’nde tarihe yolculuk

11 Ağustos 2013 Pazar

Azteklerin izinden

Şeriatı şöyle diyordu. “Bu büyüklükte taş eserler o zamanın şartlarında kaç bin insanın hayatına mal oldu.”  yolda bunları düşünüyorum. Arabamız Meksiko City’nin dış mahallerinden geçiyor. Yeşil vadiler içinde her semtin kendine özgü bir dünyası var. Nedense uzun gidecekmişiz hissine kaplıyorum. Yaklaşık 45 dakikalık bir yoldan sonra piramitlerin olduğu bölgeye geldik. Çok sayıda turistte piramitleri görmek için burada bekliyor. Arabalarıyla gelenler, tur otobüsleri ile gelenler var. Arabamızı toprak park alanına park ettikten sonra giriş kapısına gelmeden acaba profesyonel kamera ve sehpayla içeri nasıl gireriz hesabını yapıyoruz. Korktuğumuz başımıza geliyor ve profesyonel ekipmanla dolaşmanın ayrı bir izne tabii olduğunu söylüyor görevliler. Arkadaşlar acaba izin alabilir miyiz diye bir girişimde bulunuyorlar. Ancak sonuç alamıyoruz. Gene fotoğrafa kaldık. Ancak önce piramitlerin göründüğü tel örgülerin bulunduğu alandan bazı görüntüler çekiyoruz.  Piramitlerin bulunduğu alan çok büyük bir yeri kaplıyor. Hakkını vererek dolaşmak için en az yarım güne ihtiyaç var.

Aztek piramitleri

Ay Piramidi

Ay ve Güneş piramitleri arasında epeyce bir mesafe görünüyor ve hava sıcak. Sıcağa karşı Ali beyin getirdiği hasır Meksika şapkaları giyerek tedbir almaya çalıştık. Hasır şapkalarda güneşe karşı koruyor fakat tere karşı pek çözüm olmadığını söylemeliyim. Ölüm yolundan ay piramidine doğru yürüyoruz. Neden ölüm yolu denmiş acaba kurbanların götürüldüğü yol olduğu için mi? Yol boyunca ağızlarında aslan başını andıran garip bir düdükle kükreyen aslan sesi çıkaran satıcılar müşteri avlamak için gösteri yapıyorlar. Kükreyen aslan sesi havayı daha da dramatik hale getiriyor. Ay piramidinden önce yol üzerinde küçük bir piramide daha çıkıyoruz.  Ay piramidinin önünde iplerlerle kontrol altına alınmış uzun bir yolu kalabalık bir turist topluluğu ile ilerlemeye çalışıyoruz. Yabancıların yanı sıra öğrenci grupları da piramitleri görmeye gelmiş. Merdivenler çok dik tırmanmak için epeyce enerji sarf etmek gerekiyor. Belirli bir mesafe çıkıldıktan sonra ara kademeler bulunuyor. Tam dik çıkmak bayağı yürek istiyor. O yüzden dolambaçlı bir şekilde ilerleniyor. Bir grup öğrencinin arasına düşüyorum. Geride kalanlar öndekilere laf atıyorlar. Bir kız öğrencinin ismini telaffuz ediyor. Dayanamıyorum o öğrenciyi öne çağırıyorum.  Meğer kendi aralarında benimle röportaj yapmak için tartışıyorlarmış. Bu haberi Ali Bey’den öğrendim. Benim de kendileriyle ilgilendiğimi görünce bir birlerine ” sen konuş, yok sen konuş diye tartışıyorlarmış” sonra hocaları devreye girdi. Çocukların İngilizce dersi için mülakat yapmaları gerekiyormuş. Konuyu anlayınca ellerinde bulunan sorulara cevap vermeye çalışıyorum. Etrafımı kuşatıyorlar.  Bir soruya defalarca cevap vermek zorunda kalıyorum ama çok keyifli diyaloglar oluyor. Zirveye çıktığımızda başka bir grup öğrenciye daha yakalanıyorum. Onlarla da konuşuyorum. Fotoğraflar çektiriyorum. Piramidin zirvesinden çevre güzel görünüyor. Çevre oldukça yeşil ve ağaçlı, tarihin izlerini örtmüş gibi. Azteklerin daha doğrusu kim tarafından yapıldığı bilinmeyen insanlar tarafından yapılmış bu anıtlar ve şehir için çok güzel bir yer seçilmiş. Hatta bugünkü Meksiko City den iyi bir mekân olduğunu söylemeliyim. Buradan güneş piramidi de iyi görünüyor. Her çıkışın bir inişi var. İnmek çıkmaktan daha zor görünüyor. Aşağı inmek kolay gibi görünür ancak yuvarlanarak inmeyecekseniz dizlerinizin bağına dikkat edin. Ay piramidinin önünde geleneksel eşya satıcıları sizi bekliyor. Buradakiler çok fazla saldırgan değil. Mısır piramitlerinin etrafındaki satıcılardan canınızı zor kurtarırsınız.

Ay Piramidi

Güneş Piramidi

Yaklaşık 2 km sonra Güneş Piramidine tırmanıyoruz.  Etrafımızdaki herkes nefes nefese… Bu piramidin belirli bir kademesine çıkılıyor. Bu zirveden de Ay piramidini ve çevresini seyrediyoruz. Piramitlerin etrafında geniş bir alan ve bu alanı kaplayan duvarlar bulunuyor.

Güneş Piramidine doğru

Koca piramitlere in, çık gerçekten zor bir durum ancak hiç tanımadığınız insanlarla beraber ortak bir şey yapmanın haleti ruhiye sinden midir düz alana inince kendimi rahatlamış hissettim. Çıkışta da geleneksel ürünler satan küçük dükkânlar görüyoruz. Piramit desenli tişörtlerden alıyorum. Ürünler kaliteli görünüyor. Etiketine bakıyorum Nur yazıyor. İthal değilse bir El Turko yapımı.

Yoğun bir yürümeden sonra durunca acıktığımızı anlıyoruz. Piramitlerin yakınında bulunan mağara içindeki lokantaya gidiyoruz. Ancak girişte kuyruk var. Biraz bekliyoruz. Derin bir mağarayı lokanta yapmışlar, iyi bir fikir. İçerisi dolu. Mağaranın en dip tarafındaki masaya bizi aldılar. Et tarzı bir şey yiyemeyeceğimiz için sebzeli bir şeyler yiyoruz.  Yemek sırasında geleneksel kıyafetler giymiş dans grupları gösteri yapıyorlar. Bu sırada dışarıda yağmur yağıyor. Azteklerin yurdunda mağarada yağmur altında müzik ve şov eşliğinde yemek yemek büyük keyif…

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Gurbette ölmek

Daha önce gittiğimizde şehrin tek camisi kapalı ve önünde bir kargaşa sürüyor. Sorduğumuzda cenaze var demişlerdi. Hatta biz de iştirak edelim diye düşündük. Bazı şeyler insanın başına gelince aklına geliyor. Çok az Müslüman olduğu bir memlekette Müslüman birisi ölünce defin işlemleri nasıl yapılıyor? Defnedilecek mezarlık bulanabiliyor mu?  Bu soruları sormak isterdim ancak cenaze ortamında cesaret edemedim. Mezara gitmek için beklerken rahmetlinin oğluyla birkaç cümle etme fırsatı buldum. Babasının ölümünün çok anı olduğunu ifade etti.  Anladığım kadarıyla Pakistan veya Hindistan asıllı bir aile.

Ay Piramidinde Güneş Piramidini izlemek

Bu sabah gene camii kapalı. Birkaç katlı binanın önünde mescit veya İslam kültür merkezi gibi herhangi bir yazı yok. Sonra imamı arıyoruz, görevlinin geleceğini söylüyor. Görevli 30 dakika sonra kızgın bir halde geliyor. Namaz saati olmadığı için erken gelmemize kızmış. Söylenerek binayı açıyor. Ramazan nedeniyle camii çok yoğun olduğu için etrafın biraz bakımsız olduğunu belirtiyor. Dört katlı binanın iki katında mescit diğer katlarında sosyal alanlar mevcut. Bu mescit Hintli bir Müslüman tarafından bağışlanmış.

Bayram yemeğini de aynı işadamı verdi. Camiden görevlinin baştaki kızgınlığın yerine özürleriyle ayrılıyoruz. Yolumuz San Austin Kilisesi’ne. Bu kilisenin Azizi San Çarbel Lübnanlı imiş. Kilisenin içinde dilek ağacı var. Dışarıda da dilek yazmak için renkli kurdeleler satan bir büfe bulunuyor. İçeride bir bayan dilek kurdelesi bağlıyor. Başka da kimseler yok. Dışarıda iki yaşlı bayan kapıda bekliyor. İşimiz bitince çıkıyoruz ancak yanımdan ayırmadığım, notlar aldığım defterimi kilisede unuttum. İçeri giriyorum her yere bakıyorum ancak bulamıyorum. Defter benim için çok önemli çünkü bütün notlarımı ona kaydediyorum. Kaşla göz arasında nasıl kayboldu diye birazcık canım sıkıldı. Son çare olarak kilisenin girişinde bulunan satış yerine soralım diye aklımdan geçti. Oraya doğru yöneldim defteri tezgâhın üzerinde görünce çok sevindim.

Güneşe karşı en iyi korunak hasır şapka

Lübnan yemeklerini çekmek üzere Adonis lokantasına gidiyoruz. Ancak lokanta saat 14:00 de açılıyor.  Lokanta kapalı olunca yanında bulunan dükkâna giriyoruz. Lübnan bakkalı baklava, kadayıf, helva, burma gibi tatlılar satıyor.

Lübnan lokantasında çeşitler çok;  Humus, felafel, dolma, sarma, içki köfte, babagannuş, labne… Sahibi Rıfat İbrahim Forzley uzun bir sohbet yapıyor. Lokantanın adı Adonis (Güzellik Tanrıçası) Yemekler çok lezzetli idi. Rıfat İbrahim ikramda bulundu.

 Meksiko City’nin en yüksek binası Terro Mayor’ın 51. katında bulunan kulüpten şehri görüntülüyoruz. Hava yağmurlu bulutlu, ara sıra güneş yüzünü gösteriyor ve ilginç manzaralar ortaya çıkıyor. Tepeden şehir yeşil görünüyor. Binadan çıkmadan önce Ali Bey telefon hattı almak için bir bayiye uğruyor. Ancak işlemler bitmek bilmiyor. Hava kararmadan şehirden bazı görüntüler alalım istiyoruz. Havuzlu bir parkın ortasında sözde ermeni soykırımını sembolize eden bir anıt var. Meksika da Ermeni toplumu çok kalabalık olmamakla beraber şehrin ortasına böyle bir anıt dikmeleri bana şaşırtıcı geliyor. Aynı parkın içinde Anştayn’ında heykeli var. Sonra Lübnan göçmeni Katolik berberle sohbet ediyoruz. Yarım Arapçamla uzun ve derin mevzulara dalıyoruz. Berber dindar bir adam.

Ay Piramidinde Güneş Piramidini izlemek

13 Ağustos 2013 Salı

Lübnan Kültür Merkezi

Ali beyin kayınpederi Rafael Badillo beyin El Turko komşularıyla buluşmaya gidiyoruz. Salomon Levy , Sara Modiano Reytan (Salamon’un annesi)  bir tarafları Selanikli diğer tarafları Edirneli. Küçük bir dükkânları var hediyelik eşya satıyorlar.

Lic. Antonio Trabulse Kaim, Genel Drectör  Meksika Lübnanlılar Kültür Enstitüsü’nün Başkan’ıyla görüşmeye gidiyoruz. Uzun zamandır Lübnan Kültür Merkezinden izin bekliyoruz. Ancak bir türlü cevap gelmiyor. Büyükelçiliğimizde arıyor ancak gene cevap yok. Artık umudumuzu kestik. Ancak Ali Bey son gün bir şansımızı deneyelim diyor. Büyük bir binanın önünde duruyoruz. Dışarıda Lübnan kulübü yazıyor. Biz arabada bekliyoruz Ali Bey içeri giriyor. Kendisine fazla zorlama diyorum. Yaklaşık yarım saat sonra Ali Bey yüzü güler bir şekilde geliyor. “Adamı arabadan indirdim. Tamam konuşmaya hazır” İçeri giriyoruz.  Binanın içinde bir havuz ve havuzun başında Lübnan’dakinin benzeri bir göçmen heykeli bulunuyor. İçeride sanat galerisinin bulunduğu bir alana geçiyoruz. Çekimi bu galeride yapıyoruz.

Antonio Bey uzun ve güzel konuşuyor.  Konuyu bütün detayı ile anlatıyor. Konuşmanın sonunda Türklere kırgın olduğunu ifade ediyor. Çok şey söylemek istiyorum ancak zaman sınırlı olduğu için izin istiyor ve ayrılıyoruz.

Lübnan merkezinin yakının da bir göçmen ve bir Halil Cibran anıtını olduğunu öğreniyoruz. Göçmen anıtını kalabalık bir caddenin köşesinde görüyoruz. Ancak Halil Cibran heykelini bulmak mümkün olmuyor. Bayram namazında yemeklerini yediğimiz Hintli Müslüman lokantasında öğle yemeğini yiyelim istiyoruz. Tandoor Lokantasında helal yiyecek bulunuyor. Biz gittiğimizde bize üç porsiyon helal tavuk var dediler.  Lokantanın camında ay yıldızın yanında RT yazısı var.  Hint usulü bir şeyler yedikten sonra Azizi Lübnanlı San Çarbel olan Maroni kilisesini görmek üzere yola çıkıyoruz. Küçük bir kilise içinde çekimler yapıyoruz. Ancak papazı hasta olduğu için konuşmuyor. Artık akşam oluyor.

Meksika’ya veda

Çekimleri böylece tamamlamış oluyoruz. Havaalanına gitmek üzere yola çıkıyoruz. Meksiko City’nin trafiği de İstanbul’u aratmıyor. Havaalanı yolu dolu ancak vaktimiz var o yüzden panik yapmaya gerek yok.  Alana varıyoruz. Uçuş biletlerimiz Fransa Havayollarından önce Paris’e oradan da İstanbul ‘a uçacağız. Ancak Air Fransın bankosunda kimse yok. Yolcu olmadığı gibi görevlide yok. Bu durum beni şüphelendiriyor. Oradan geçen bir görevliye biletimi gösteriyorum. Görevli bu biletin Meksika Hava Yollarına ait olduğunu söylüyor. Ve de uçuşun başka bir terminalden olduğunu ifade ediyor.  Şaşırıyorum nasıl olur biz bileti Fransa Havayollarından aldık. Ali bey arabayı park etmek üzere ayrılıyor. Ali beyi arıyorum arabayı park ettiğini söylüyor. Diğer terminale geçmek için taksiye biniyoruz. Uçağımız Meksika Havayollarından. Fransa havayolları ile Meksika havayolları ortak uçuşu olduğu için bizi onlara satmışlar. Meksika havayollarıyla Paris’e uçuyoruz. Paris’ten Fransa Havayollarıyla İstanbul’a…

Finalmente (Sonuç)

 Meksika çekimlerini de tamamlamış olduk. Tam 30 günlük çalışma oldu. Beklediğimizden daha fazlasını bulduğumuzu söyleyebilirim. Az ama samimi, iyi niyetli ve yüreğini ortaya koyan bir ekibin çalışmasıydı. Zor bir işi herkesin gayretiyle iyi yapmaya çalıştık. Her gün çalıştık. Çok iyi dostlar edindik. Güney Amerika Kıtası’nı güneyden kuzeye kadar kuş bakışı, bir tutam tanımaya çalıştık. Notlarımızı sizinle paylaştık. İnsan gezdikçe, dolaştıkça öğrendiği ve öğreneceği çok şey oluyor.