Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

“Beslediğini kazanırsın, beslemediğini kaybedersin.”

Beslemek; ilk akla gelen anlamıyla, bir canlının hayatiyetinin devamı için ona uygun olan gıdanın, ihtiyaç hissedildiğinde, uygun bir biçimde verilmesidir. Bu canlıların hayatiyetini devam ettirebilmeleri için zaruridir. Aynen bunun gibi, canlı bir varlık olmadığı halde, beslememiz gereken şeyler de vardır. Bunları da beslemezsek, biz farkında olmadan bir de bakmışız ki kaybetmişiz.  Bunlar, insanın duygu durumu, değerleri, sosyal yaşantısı gibi soyut kavramları da içine alır. Beslenmesi gereken sistemleri sıralayacak olursak,

  1. Fiziki beslenme kaynaklarımız.
  2. Fikri beslenme kaynaklarımız.
  3. Duygusal beslenme kaynaklarımız.
  4. Manevi beslenme kaynaklarımız.
  5. Sosyal beslenme kaynaklarımız’dan söz edebiliriz.

Fiziki beslenme kaynaklarımız temiz, helâl ve yeterli gıdalardır.

Fikri beslenme kaynaklarımız, doğru bilgi kaynakları ve onlarla düzenli bir irtibat.

Duygusal beslenme kaynaklarımız, sevgi, saygı, özenli bir ilgi ve değer katan yaklaşımlar.

Manevi beslenme kaynaklarımız, Allaha (c.c) iman, ibadetler ve salih ameller.

Sosyal beslenme kaynaklarımız, yakında uzağa doğru çevremiz ile iyi ilişkiler çerçevesinde irtibat, sosyal çalışmalar ve dünyaya katkı.

Bunların yanında, bir de bizim ilgi, yetenek ve değerlerimiz ile ilgili özelliklerin fark edilip beslenmesi. Bu, en başta insanın kendisi ve sorumlu olduklarını içine alan çok kıymetli bir tutumdur.

Tenkit tüketir takdir üretir

Fark edip vurgu yapmak, öne çıkarmak ve fark ettirmek demektir. “İlk uyanan uyandırmalı” diye çok güzel bir atasözümüz var. Allah (cc) korusun yangın çıktı, deprem oldu ya da bizim fark ettiğimiz başka bir tehlike var ve yakınımızdakiler fark etmedi. Onları uyarmak bizim görevimizdir çünkü bir şeyden haberdar olduğunda artık ondan sorumlusundur. Bu başka şeylerde de böyledir. Bir insanın doğru bir hareketini gördüğümüzde, tebrik edip dua etmemiz, o şahsın zihninde bunu faydalı ve değer gören bir eylem olarak pekiştirip daha bilinçle devamına yardımcı olur. Ya da fark etmediği bir yeteneğini ya da ilgisini biz fark etmişsek, yine kendisini bilgilendirip farkında olmasını sağlamamız, belki de hayatını değiştirecek bir yol açacaktır. Bu sebeple, bakarken, iyilikleri, güzellikleri ve değerli olanları fark edecek bir niyet ve anlayışla bakmamız ve fark ettiğimiz güzellikleri paylaşmamız, bana göre Allah’ın (cc) bizim üzerimizdeki haklarındandır ve çok değerlidir.

Sevgi ile sarmalanan ve değer gören akıl, olgunlaşmaya ve ortaya icatlar, üretimler çıkarmaya başlar, yani yürüyorsa koşar. Duyguları besleyip, fikri beslenmeye, daha sonra yetenek ve ilgi keşfine geçmek çok uygun olur. Var olan yeteneklerin ortaya çıkarılıp desteklenmesi, duyguların beslenmesiyle birlikte olduğunda, şahıs sahip olduklarını en yüksek performansla ortaya çıkaracaktır. Bu, insan olan herkesin, fark ettiği her güzel şey için muhatabına karşı görevidir.