Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Bilgi devamlı olmazsa, hatalar devamlı olur

Otuz bir yıllık evliyim. Dört çocuğum var. Eşim işçi, ben ev hanımıyım. Çok çile çektim, çok yıprandım. Fakat yeni yeni anlıyorum ki, eğer doğru bilgilerle donansaydım, çevremde bana doğru rehberlik edecek kişiler olsaydı, çile dediklerim sıkıntı düzeyinde kalır ve beni bu kadar yıpratmazdı. Karnım acıkınca kendisini belli ediyor, hemen bir şeyler yiyerek gıda ihtiyacımı gideriyorum. Fakat aklımız gıdasız kalınca, ne midesi eziliyor, ne halsizleşiyor ne de gıdasızlıktan ölüyor. Ya da aklımızın açlıktan ölmek üzere olduğunun belirtilerini bilmediğimiz için, belki aklımız feryat ediyordur da biz anlamıyoruzdur. Öğrendiğim kadarıyla, konuşarak değil de bağırarak konuşmak, ‘Beni anlamıyorlar’ demek, ‘Ben bunu hak etmedim’, ‘Sen böyle davranmayı hak etmiyorsun’ demek, her şeye alınmak, kırılgan olmak, olmadık bahaneler üretip üzgün olma moduyla sarmaş dolaş olmak, fazla yemek, fazla takıp takıştırmak, dış görünüşünü hep birileri için güzelleştirmeye çalışmak, bedenini beğenmemek, ‘hep benim dediğim’ doğru demek ve bunun gibi daha pek çok belirti; aklımızın ve ruhumuzun açlık krizinde olduğunun ifadesi imiş.

Bilgi, hayata geçirme niyetiyle öğrenilirse işlevsel olurmuş. Ben arada kitap okuyup, arada birilerini dinleyerek hayatın doğru bir şekilde gidebileceğini zannetmiştim, ne kadar yanılmışım. İnsanın en büyük yanılgılarından birisi de anladım ki, eksik ve yetersiz bilgiyle doğru işler yapmayı beklemesiymiş. Çocuklarım büyüdü, biz eşimle pek çok iletişim kazası yaşadık. İkimiz de olmadık şeylerle birbirimizi kırdık. Oysa birimiz bile daha doğru davranış için araştırıp öğrenseydi, tepkisel davranmak yerine sabırla doğruda sebat etseydi, şimdi daha mutlu ve çok güzel paylaşımlar yaşamış bir aile olabilirdik.

Doğru davranışın ne olduğunu öğrenip, onu sabırla uygulayan kişi, öğrendim ki hem kendisini hem de karşısındakini korurmuş. Ve bu değişimin motoruymuş. Peygamber efendimiz (sav), ‘Zalim de olsa kardeşine yardım et’ deyince ashaptan onu dinleyen birisi, ‘Ya Rasulallah (sav), iyilere yardım edelim de zalime niçin yardım edelim?’ dediğinde, ‘Umulur ki sizin iyi davranmanız onun zulmüne engel olur, bu ona yardım etmektir’ buyurmuş. Bu sebeple, eşimizin yanlışının olması ve hatta bu yanlışını doğru bularak ısrar etmesi bile, ona düşmanımız gibi davranmamız için bir gerekçe olamazmış. İlâveten, insan birilerinin yanlışına odaklanınca, onları görmek için konsantre oluyor ve kendisini unutuyormuş. Onu doğruya sevk edeyim derken kendi doğruları kayıyormuş. İnsanın asıl değiştirmesi gereken kişi kendisiymiş. Birileri anlamıyor, kıymetini bilmiyor, gene aynı yanlışları yapıyor diye, Allah’a (cc) yaklaştıran ve kendisine sağlam bir duruş kazandıran tutumu terk etmemesi gerekiyormuş ve bu da hem danışarak hem de yüreği Hakk’a (cc)  bağlayan ilim ile oluyormuş.

Şimdi ise; ben sadece kendime odaklanıp, iyi insan olmaya çalışıyorum. Bir de, insanların ihtiyaçları giderilmediğinde ve adam yerine konulmadığında yanlışını pekiştirmiş oluyormuşuz. Yani, ben sadece benim yapmam gerekenleri, karşımdakinden takdir ya da iyi davranış görmek için değil, Allah’tan (cc)  bekleyerek, benim doğru olanı sürdürmemin, muhatabıma değil bana lâzım olduğunu ve değişimin ancak bu yolla mümkün olduğunu anlamam gerekiyormuş. Allah (cc) Kur’an-ı Hâkim’inde Fussilet 34. ayeti kerimede bunu bize bildiriyor. İyiliği kalıcı vasıf olarak sürdürmek, iyiliğin yaptırdığı davranış ve tutumu korumak, güler yüzümüzü ve şefkatle yaklaşımı her an yoldaşımız yapmak; Allah’ın (cc) o kişiye büyük bir lütfuymuş. Bunu anladım ve bunu sürdürmenin kavli ve fiili dua ile mümkün olduğunu, Rabbim (cc) dilerse nice güzellikleri yaşattığına şahit oldum.

Yani, doğru ve kalıcı bir tutum için; mutlaka doğru bir bilgi kaynağı ile düzenli bir irtibat gerekir. Bilgi akışı koparsa, hayatın yönü değişir. Bilgi kaynağı bozulursa, kültürel gıda zehirlenmesi yaşarız. Bu bilgi kaynakları, ayet ve hadislerin ışığında, sadece kendimizi onarmak ve karşımızdakine göre değil Allah’a (cc) göre davranmak için yüreğimizi ve aklımızı açtığımız kaynaklarımız olmalı. Bunu ısrarla dua ile talep edip, bilgilenmeyi ve bilgiden ahlâk çıkarmayı hayatın merkezine almalıyız diye düşünüyorum. Şimdi, kendimi onarmak için seferdeyim. Gördüm ki, her yaşta insan zihni değişebiliyor, her yaşta Allah’ın (cc) engin rahmeti kullarına ulaşabiliyor ve her yaşta insan hakikate yönelebiliyormuş. Önce ben kendimi düzeltmeliyim, çünkü, amel defteri tek kişilik, mezar tek kişilik.