Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Bilgisiz iyi niyet felaketi: Camilerde kadın fitnesi

Geçtiğimiz Cuma namazını, bayram münasebetiyle ifa ettiğim kabir ziyaretlerinden sonra en meşhur camilerimizden birinde kılmak zorunda kaldım. Zorunda kaldım diyorum, çünkü yaklaşık 500 yıllık mazisi olan o cami; Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazandırıcı bir mabet olmaktan çok, bilhassa Cuma günleri, insanı günahı sevk eden bir çeşit bidathaneye dönmüş durumda…

Sadede geleyim. Zaten potansiyeli itibariyle muazzam bir kalabalığa haiz olan camiye, bir de bayram kalabalığı eklenmişti. Kalabalığın önemli bir kısmını kadınlar oluşturuyordu. Koca camiin avlusunda bile yer bulamayan beyler, hanımlardan fırsat bulabildikleri kadar caddeye taşmışlar, kafalarına göre belirledikleri mevzilerde hazır durmuşlardı.

Hakeza hanımlar da… Bir grup hanım cuma namazını eda etmek için cadde ortasında toplanmış, ahlâksız erkek müsveddelerinin hayvanî bakışlarını geride bırakarak hutbe dinlemeye koyulmuşlar, ardından aynı abes durumda namazlarını kılmışlardı. Tam İslâm kadınına yaraşan bir hareket(!) Sapık erkeklerin arkalarından bakıp keyiflenmesi hiç mühim değil. Hanımefendiler üzerlerine farz olmayan bir ibadeti, büyük sıkıntılarla eda ediyorlar ne de olsa..!

Diğer yandan cami dışında namaz kılmak istemeyen düşünceli(!) hanımlar, avluda hemcinslerine ayrılmış bölümde yer bulamayınca, beyefendilerin yanında namaza durmakta ısrar ediyor, güvenlik görevlilerinin ‘’burada namaz kılamazsınız’’ uyarılarına ısrarla karşı çıkıyorlardı… Ne müstesna bir takva anlayışı…!

Bir kıta hanım da zaten önceden konumlanmış, cami avlusunun bir kenarını mesken tutmuş, huşu içinde(!), “farz’’ ibadetini yapmak için boşluk bulmaya çalışan beyleri izliyordu…

Vaziyeti tek cümleyle resmedeyim: Mükellefiyetini taşıdıkları bir farzı eda etmek isteyen erkekler cami dışında bile yer bulamıyor ve hatta bazıları mukaddes vazifelerini icra edemiyor; aynı ibadetin hiçbir mükellefiyetini taşımayan, ibadet dışında dahi namahremle gereksizce aynı ortamda bulunması caiz olmayan hanımefendiler, yüzlerce/binlerce namahremle aynı ortamda üzerlerine farz olmayan bir namazı eda etme savaşı veriyorlar…

Müslüman bir hanımefendinin takınması gereken tavır bu mu? Bunlardan kaç tanesi, gerçekten, kadınlara has farzlara, haramlara, günahlara; hükümlere riayet ediyor? Girdikleri vebali, ortağı oldukları fitneyi düşünmüyorlar mı?

Kadın düşmanlığı yapmıyorum. Günah olan, kadınların camiye gitmesi değil, camide namahrem erkeklerin içine girip fitneye sebep olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların -nâfile-ibadetleri toplamından daha iyidir.) buyrulmuştur. Hatta, farzı işlerken haram işlemek mecburiyeti olsa, haram işlememek için farz tehir edilir. Haramdan kaçmak, farzı işlemekten önce gelir. Muteber eserlerde böyle bildirilmiştir. İbre bu kadar hassastır.

Nitekim erkeklerin camide cemaatle namaz kılmaları, evde kıldıklarından 27 derece fazla sevap ise; kadınların da evde kıldıkları namaz, camide kıldıkları namazdan daha sevaptır. Dahası, kadınların evlerinin kuytu bir köşesinde namaz kılmaları da, evlerinin açık bir köşesinde namaz kılmalarından daha faziletlidir. Bu husus da hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.

Allah-û Teâlâ’nın kadîm kanunu beşeriyet üzerinde hâkim kılmayı vird edinecek nesiller yetiştirmek gayesindeki İslâm kadınlarının, bu gibi ince hususları tam teşekkülle idrak etmesi gerekiyor. Yoksa meydan, maazallah, kilisede Cuma namazı kıldıran kadın imamlara(!) ve bunlara onay veren mezhepsiz, reformist sözde âlimlere kalacak…