Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Bırakma Beni: Suriyeli yetim çocukların dünyaya çağrısı

Aida Begiç’in yönettiği Türkiye’deki Suriyeli yetim çocukların oynadığı Bırakma Beni filmi gösterime girdi.
Bu film sadece Suriyeli çocukların değil dünyada savaşlar, zulümler, sürgünler nedeniyle annesiz, babasız kalan bütün yetimleri hatırlatması açısından anlamlı ve başarılı bir çalışma.
Bu film bana;
100 yıldır Filistin topraklarında Siyonistler’in, Bosna’da Sırpların, Arakan’da Budistlerin, Irak’ta, Afganistan’da Amerikalılar’ın, Yemen’de Suudi Arabistanlıların, Suriye’de Rusların bombalarıyla yetim kalan çocukları dramını anlama fırsatı verdi.
Ve bu film, yeryüzünde savaşlar ve zulümler nedeniyle yetim kalan çocukları hatırlattığı için çok büyük anlam ifade ediyor.
Filmin ismi de çok manalı olmuş: Bırakma Beni. Bir yetim yavrunun duası; kaybettiği anne babasının yerine kendisine sahip çıkacak hayatta olan bütün anne ve babaların onu bırakmamasıdır. Yetimler Allah’ın insanlığa emanetidir. İnsanlık için en büyük imtihan vesilesidir.
Yetimlik kolu kanadı kırılmış olarak, susuz çölde yalnız kalmaktır. Anne şefkatinden, baba merhametinden uzak olmaktır. Çaresizlik, sahipsizlik…
Aida Begiç, filmde Suriye’den Türkiye’ye göç etmiş çocukları oyuncu olarak seçmiş. Çocuklarla bir dramatik filme kalkışmak başlı başına zor bir işe talip olmaktır. Aida bu zor işi başarmış. Yetim çocuklar gerçek oyunculara taş çıkaracak kadar güzel oyun çıkarmışlar.
Filmde mekân olarak Şanlıurfa seçilmiş. Yönetmen şehri genel plan olarak göstermediğinden dolayı ancak Urfa’yı yakından bilenler için mekân tanıdık. Dar ve daracık taş sokaklar ifadeyi güçlendiriyor. Bu açıdan taş sokaklarda taş evlere açılan merhamet penceresi oluyor yetim çocukların varlığı. Hareketli kamera yakın planlarla dar sokaklarda başka bir hayatı yaşayan çocukların hikâyesine eşlik ediyor. Bu yönüyle film bir belgesel tadında. Film baştan sona yakın çekimlerle konuya odaklanmış durumda, çevreyle irtibat sağlanmamış.
Kadın yönetmen filmde kadınlara ayrıcalık tanımış, yetimlerin koruyucuları hanımlar. Onlarda ana yüreklerini ortaya koymuşlar ve yetimleri bağırlarına basmışlar.
Bırakma Beni, Türk filmlerinde ki duygu yoğunluğundan uzak. Filmde çok fazla duygu yoğunlaşması yok. Şiddet, sevgi, hüznün ayarı kaçırılmamaya çalışılmış. Gerçekte savaş yetimlerinin yaşadığı dramın filmdekinden kat kat daha fazla olduğunu biliyoruz. Ben yönetmen olsaydım bir kaç yerde duygu yoğunlaşması yaşatır zaten yüreği dolu seyirciyi ağlatırdım. Yetimlerin hüzünlü hikâyelerinde ağlamayacakta seyirci daha nerede ağlayacak.
Koca dünyanın sivil toplum kuruluşları lal ve sağır olmuş durumdalar. Haritalar üzerinde hesap kitaplar yapılırken mağdurlar, mazlumlar, garipler ve de yetimler gündemde yok.
Körfez savaşında petrole bulanmış balıkçıl kuşu için kampanya yapan ortalığı velveleye veren insan hakları örgütlerinden hiç ses çıkmıyor.
Türkiye 4 milyon muhacire ensar oldu. Bu yüzyılın iyilik hareketine karşı batı üç maymunu oynamaya devam ediyor. İslam dünyası henüz yüzyıllık uykudan uyanmış değil.
Bırakma Beni filmi 4 yılda tamamlanmış. Uzun soluklu bir çalışma. İşin garip tarafı 7 yıldır Türkiye’de binlerce yetim ve muhacir yaşamasına rağmen çok az sayıda sanat eserine konu oldu.
Bu büyük dram daha çok filme, romana, hikâyeye, şiire, resme, tiyatroya konu olmalıydı…
Bir gönüllü teşekkül olan Beşir Derneği’nin böyle bir çalışmayı sahiplenmesi de takdire şayan bir davranış. Darısı diğer gönüllü kuruluşların, iş insanlarının başına.
 Geliri yetimlere bağışlanacak olan Bırakma Beni filmini siz de sinemalarda yalnız bırakmayın.