Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Bizden ne istiyorlar?

Konuşmak karşında seni dinleyecek birini bulduğunda anlamlı oluyor kâri. Dinleyecek birini bulmamış olmaksa büyük bir buhran bence. Hatta bazen şöyle hayal kuruyorum; belki de dinleyecek kimsesi olmayan adamlar bulmuşlardır yazmayı. Çoğu zaman ben de belki de bunun için yazmayı tercih ettiğime inanırım. Muhakkak biri dinler, yani okur diye inanırım hep. Belki şimdi ya da belki yıllar, on yıllar sonra ama biri okur.

Tabii bir de susmak var, konuşmaktan çok daha anlamlı. Zira bazı şeylerin, hislerin, düşüncelerin ve belki de daha fazlasının kalemle çizilir ya da bir şekle sokulabilir olduğuna inanmıyorum. Susmak da bir konuşma şeklidir bence ve henüz insan sükûtu anlatacak bir şeyler bulamadı ve kanaatimce bulamayacak da. Onun için güzeldir belki de.

Sana da oluyor mu? Bazen kendimi birileriyle konuşurken buluyorum. Konuşuyorum ama aklımda dilimden dökülenler yok. Duyuyorum ama dinleyemiyorum ne dediklerini. Yabancı ve başka bir yerdeymiş gibi, sanki hiç orada olmamış gibi oluyorum. Ve olduğum ama aslında olmadığım bir yerde buluveriyorum kendimi. Doğru, evet; bazı vakitler utanıyorum da bu halimden. Ama elimden gelen bir şey yok. İstemeden yapıyorum sanırım.

Büyük sorular soruyorum kendi kendime. Çok büyük ve cevap vermeye gücümün yetmediği sorular. “Kimim” diyorum, “kim olmalıyım, nereye gidiyorum ne yapıyorum ve ne faydası var?” Elbette bir cevap bulamıyorum. Zira benden evvel de sordular. Ama sorular hep cevaplarla sınırlı.

Bugün daha doğrusu bu gece tam da bu yazıyı yazarken şöyle bir soru var mesela zihnimde ve yankılanıp duruyor. Tekrar tekrar aynı cümle ve ses değil bir düşünce bu. Tam da şöyle; “Bizden ne istiyorlar?”

Hayır, kişisel düşünmüyorum bunu. Birkaç kişiden falan da bahsetmiyorum. Hepimizden, her birimizden, bütün bir milletten, bütün bir ümmetten, ama sahici bir ümmet ve sahici adamlardan, sahiden ne istiyorlar bizden? Bütün bu karşımızda olan düşmanlar, batı, o, bu, neyse işte hepsi gerçekten bu düşmanlıklarının sebebi ne ve neyi almak istiyorlar bizden? “İşin edebiyatını mı yapıyoruz yoksa?” diye geçiriyorum içimden. Yani aslında kendi kendimizi kandırıyor, bir kuruntuya inanıyor ve onu gerçek mi sanıyoruz? Aklımda bir soru onlarca soruya sebep oluyor. Bütün dünya bizim karşımızda durup da bizden bir şey istiyor ve o her neyse onu bizden almak için uğraşıyor diye inandığımızın ne olduğunu düşünüp duruyorum. Elbette cevaplar buluyorum. Ama yetmiyor. Sonra “şükür ki hâlâ düşmanlık ediyorlar” diyorum “demek almak istediklerini alamamışlar ki halen dahi düşmanlar bize” diye geçiriyorum içimden.

Mesela ülkeyi evimiz diye düşünsek. Gerçek anlamda söylüyorum bir ev gibi hayal etsek ve asırlardır her yerde karşımıza çıkan, her taşın altında parmak izlerini bulduğumuz, her adım attığımızda yolumuzu kesen bu düşman da hırsız olsa ve hayal ya işte bir gece vakti gaflet anında korumasız bıraktığımızda giriverse evimize neyi alır ve götürür?

Ezcümle sorum şu; bu adamlar bizden ne istiyorlar ve biz onların istediklerinin ne olduğunun farkında mıyız?

Geç oldu ve bana ayırdıkları köşeye de anca bu kadar kelime sığıyor, cevapları Cuma günü bu köşede buluşur konuşuruz…