Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Boğuluyorum!

Bazı vakitlerde insan, insanlığından utanıyor kâri. Hem öyle utanıyor ki nereye saklanacağını, ne yapacağını ve nasıl yaşayacağını şaşırıyor. İçindeki sızı bütün bedenini titretiyor bazen ve gözlerini açıp da gördüklerine bakamıyor. Ama gözlerini kapatmak olanı yok etmiyor. Misal ki dünya şu anda bir zalimin karşısında bile tek başına direnemiyor ve Suriye’de Doğu Guta’da kimyasal silahlarla bebekler, çocuklar ve insanlar ölürken gözlerini kapamak onların yaşamasına yetmiyor. Gözlerimizi kapatmak ölmüş çocukları diriltmiyor.

Daha önce söyledim ve yine söyleyeyim. Zira bu zulüm bitmedi ve aynıyla devam ediyor. Ve yanıyor ciğerlerimiz, hem de öyle çok yanıyor ki. Daha evvelinde yine aynı yerde Doğu Guta’da bombardımandan kaçıp da sığınaklarda sıra sıra dizilen ve hep bir ağızdan Felak ve Nas surelerini okuyarak korkularını yenmeye çalışan küçücük çocuklardan bahsetmiştim. Ve onların o samimiyeti ve teslimiyetine karşı dünyanın bunca vurdumduymazlığı, caniliği, sessizliği ve haysiyetsizliği kıyametin kopmasına kâfi sebeptir bence. Ama şimdi de ve halen dahi aynısı oluyor. Aynı zalim aynı zulmü yapıyor ve ben uyuyamıyorum. Bakamıyorum kendi kızımın yüzüne. Gözlerimi kapadıkça aynı görüntü canlanıyor önümde ve çocuklar yine ölüyor.

Bir zamanlar bizim olan o topraklar üzerinde şimdi bir zalimin geçmişi, bugünü ve yarını utandırırcasına sokaklarda kanlar akıtması hem de bunun bütün bir dünyanın gözü önünde ar perdesini yırtarak, hayvani bir ısrarla yapıyor olması… Asırlarca hükmettiğimiz o topraklarda bundan yedi yüz sene evvel Şeyh Edebali’nin sözünü kendine rehber edinen ecdadımız barış ile dalgalandırmamış mıydı yeşil sancağı? Şöyle demişti Şeyh Edebali:

“Oğul Osman, insanı yaşat ki devlet yaşasın!”

Şimdi ben dahi o büyük hesap gününde yakasına yapışacağım o sureti insan olan garip “şey”in. Ve haykıracağım;

-Katil Esed! Senin ellerin kurusun, canına kıydığın her bir çocuğun ahı boynuna olsun ve bizim soramadığım o hesabı Allah sorsun sana. Onca Müslüman’ı, masumu, gün görmemişi katlettiği için belki. Ama en ziyade Müslüman adını kirlettiği için…

Ve o gün, herkesin hesaba çekileceği o gün babası öldürülmüş, gözündeki yaş alnındaki kana karışmış, kimyasal gazlarla zehirlenip öldürülmüş bir Suriyeli çocuk yanağından süzülen kana aldırmadan çıkar babasının katilleri karşısına da sorar?

-Ne tuhaf değil mi?

-…?

-Siz de insansınız!

Günlerdir kendime gelemiyorum ben. Gözlerimi her kapadığımda aynı görüntüleri görüyorum. Yerlerde yatan cansız çocuk bedenleri… Ve artık dayanamıyorum ben bütün bunları görmeye, duymaya ve bilmeye. Peki, onlar bunu yaşamaya nasıl dayanıyorlar? Ah yavrum bunca vahşeti nasıl aldı senin ufacık bedenin? Her gözümü kapadığımda gözlerimin önünde nefes alamayan Gutalı çocuklar var. Ve ben bu görüntülere bakamıyorum artık. Onlar nefes alamıyor ama ben boğuluyorum…

Çocukların nefes alamadığı bir dünyada nefes almak ne zor!