Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Bu kadar vahşet bu dünyaya bile fazla

Benim ufacık bir kızım var kâri. Ufak, küçücük daha… Ama bu kısacık zamanda şunu anladım ki yaşamak zor iş. Hem de çok zor iş. Zira küçük bir çocuğun ağırlığı omuzlarında ne kadar büyük oluyormuş insanın. Babam hep “baba olunca anlarsın” derdi ve ben şimdi şimdi anlıyorum onun ne demek istediğini. Bir haftadır kızımın yüzüne bakamıyorum ben, uyuyamıyorum, boğuluyorum sanki, nefes alamıyorum ve sadece düşünüp duruyorum.

Geçenlerde evin içinde düşüp de kaşını yaraladı kızım. Üzerimdeki gömleğe kanı bulaştı, giyemedim bir daha. Birkaç dikiş attılar ve geçti. Günlerce kendimi suçlu hissettim, günlerce uyku uyuyamadım, zehir oldu yediklerim ve canımın acısından konuşamadım bile. Peki o baba ne yapıyor şimdi diye düşünüp duruyorum. Nasıl uyuyacak, nasıl konuşacak ve nasıl olacak da yaşayacak diye kendi kendime sorup duruyorum. Cevabım yok ve utanıyorum. Hem de çok…

Cânım kâri, yazmak bazı vakitler çok zor bir iş. Hani susmak ister insan hem de öyle çok susmak ister, kimseyle konuşmamak, kimsenin yüzüne bakmamak, kimseyi görmemek ve sadece yalnız başına bir köşede kalmak ister ya, işte yazmak bunu yapamamak demek biraz da. Açık konuşayım; ondan fazla kitap yazdım, binlerce sayfa oldu bunlar, aylar ve hatta yıllar sürdü bazılarını yazmak ama gazetede köşe yazısı yazmak kadar zor olmadı hiçbiri. Zira kitapları yazarken az evvel söylediğim gibi saklanmak, susmak, sır olmak istediğim zamanlarda yazmamayı tercih edebiliyordum ama gazetede bir köşede yazdığınız zamanlarda açıkçası bu olamıyor. Bir yerde mecbur kalıyorsunuz ve hatta gündemde olan ve içinizi acıtan, yazmayı geçin konuşmayı ve hatta düşünmeyi bile istemediğiniz konuları yazmak zorunda kalıyorsunuz. Bunu görev biliyorsunuz kendinize ve susarsanız ihanet edeceğinize inanıyorsunuz. Hasılı zor iş…

İşte kâri, inan ki ben de işte tam şimdi kaçmak, sır olmak, kaybolmak ve kimseyle konuşmamak istiyorum. Zira canım yanıyor ve hem de çok fazla yanıyor. Söylesem tekrar tekrar sökeceğim yaramın kabuklarını, söylemesem kendime, kalemime ve sana ihanet edeceğim.

Farkında değil misini hepimiz ölüyoruz. Bahsettiğimiz bütün değerler, bütün hasletler ve her şey ölüyor bir çocuğun küçücük bedeniyle. Ve bu ilk değil. Daha evvel de oldu bunlar. Daha evvel de acısını çektik, daha evvel de yazdık, söyledik, ağladık, üzüldük. Ama unuttuk mu? Ya ada ne çabuk unuttuk?

Ve ben tam da bunun için, bu insan görünümlü iblislere, bu şerefsiz, haysiyetsiz köpeklere cezaları verilsin diye Allah’ın hukukunu istiyorum kardeşim. Adalet için istiyorum bunu. Sizin hukuk dediğiniz şey işe yaramadı, yaramıyor. İşte bakın sokaklarda geziyor katiller, bu adam gibiler halen dahi devam edecekler nefes almaya. Ve biz buna hukuk, adalet falan diyeceğiz öyle mi? Şimdi şöyle söylüyorsunuz biliyorum; “Asın bu adamı!” doğru, ben de tam öyle hissediyorum.

Bu kadar vahşet bu dünyaya dahi fazla değil mi? Ve her defasında kendi kendime sorup duruyorum, çocukların öldürüldüğü, bunca zalimin olduğu ve bunca melanetin yaşandığı dünyada kıyamet neden hâlâ kopmuyor Allah’ım?