Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Bu ülkede sol tutmayan bir projedir

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin annesi ve babasıyla fotoğrafları basına yansıdı. Çok güzel mazbut tipik Türk aile fotoğrafı ne var bunda diyeceksiniz.
Elbette bizim açımızdan hiçbir sorun yok sorun İnce’nin seçim atmosferinde  böyle bir paylaşıma ihtiyaç duymasıdır. Sadece Muharrem İnce’mi bu ülkede bütün solcuların tipik davranışı budur. Kendilerini başka dünyaların insanı olarak duyurmayı severler. Annelerini, babalarını hep gizlerler gözlerden uzak tutmaya çalışırlar. Topluma yansıyan ne kadar değer varsa ondan uzak dururlar.
 Ne zaman ki, mecbur kalırlar dip dalga şeklinde gerçekler ortaya çıkar. Bunun en iyi göstergesi cenazeler ve seçim ortamlarıdır. Bu iki durum bir toplumun yansımasıdır adeta. Ömürlerinin son demlerinde hafızaları çalışmaya başlar “ikinci çocukluk” dönemine girince bazıları geçmişi, tarihi ve değerleri hatırlarlar. Hatta müftü torunu oldukları, dedelerinin, ninelerinin namaz kıldığını kendilerinin de bu konulara çok uzak olmadıklarını itiraf ederler.
Normal zamanlarda komünistlerin, sosyalistlerin söylemlerini elden bırakmayanlar seçim dönemlerinde birden muhafazakâr kesilirler. Toplumla ne kadar iç içe olduklarını göstermek için evlere ayakkabısız girerler hatta namazlarda saf tutarlar. Buna ihtiyaçları olmadığı zaman millet namaz kılarken camiyi dışarıdan incelemeyi tercih ederler! Artık bu ikiyüzlülükten vazgeçmek lazım.

 İlk seçim açıklamasında soldan solculuktan dem vurduktan sonra Hacı Bayram Camii’nde namaza gitmek ne yaman çelişkidir. Konuşmalarınızda ne kadar maneviyat düşmanı adam varsa atıf yapacaksınız, onların inkâr ettiklerini camiye giderek yalanlayacaksınız. İşte bunu yapmayın: “Ya olduğunuz gibi görünün ya da göründüğünüz gibi olun.” Toplantılarda atıf yaptığınız adamların dinle diyanetle ilişkisi yok. Hatta “din afyondur” söylemini merkeze alan bir ideolojinin devamı niteliğindeler.
Yıllardır resmi ideolojiyi de yanlarına almak suretiyle toplumu dizayn etmeye çalışan bu kafaların projeleri tutmamıştır ve de tutmayacaktır. Hem toplumun değerlerine savaş açacaksınız hem de onların sizi desteklemesini bekleyeceksiniz. Eskiden Moskova’ya, Pekin’e, Tiran’a selam gönderilirdi.

Selamlar doğuya gönderilse de bağımlılıklar hep batıya olur. Yaşasın Moskova ya da Pekin diyenler soluğu Berlin’de, Paris’te ya da Londra’da alırdı. Yaşasın komünizm diyenler kapitalistlerin bahçelerinde dolaşıyorlar. Bugün de durum değişmemiştir. Ne kadar maneviyat düşmanı varsa kendine batıda yer arar. Kapitalist batılılar içinde bu iyi kullanılacak bir malzemedir. Kendini Marksist Leninist ilan eden PKK bile Amerikan emperyalizminin çocukluğunu yapmıyor mu?

Son zamanlarda elde sadece Küba’nın Fidel Kastro’su kalmıştı o da terki dünya eyledi. Böylece selam gönderecek, bağımlılık bildirecek adam kalmadı. Şöyle oturup bir tefekkür yapma zamanı gelmedi mi?

Artık kendi değerlerimizden projeler üreterek farklı yarışlar içine girebiliriz. Tabi ki, herkesin aynı şablonla düşünmesini beklemiyoruz ancak takiye yapmaktan vazgeçelim. Buna gerek yok. Eğer siyaset yapıyorsanız milletin ortak değerlerini üst şemsiye sayacaksınız. İthal fikirlerle oluşacak projeler toplumda yankı bulmuyor. İthal anlayışlı sol projesi bunun en tipik örneğidir ve millete büyük bedellere mal olmuştur.