Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Çağdaşlık, çürümüş Batı’nın topal tanrılarına tapınmak mıdır?

Suriye, Filistin, Mısır, Pakistan, Doğu Türkistan ve birçok Müslüman memleketi yıllardır yangın yeri. Müslümanlar öz topraklarında katlediliyor. En ufak bir huzursuzluk hissettiler mi? Seslerini yükselttiler mi hiç? Haydi, meşreplerine ters olan ümmetçi duruşu geçtim. Türkiye vatandaşı olduklarını iddia ettikleri halde, Türkiye’nin coğrafi sınırlarına ve manâ hudutlarına kast eden emperyal işgalcilere bir an olsun samimi tepki gösterdiler mi? Müstemlekeci küresel babaların gayrimeşru yerel çocukları olarak türemiş terör yapılanmalarına yol açmaktan başka bir işe yaradılar mı?..

Hayır!

Fakat sorsanız çağdaş olan, asrî olan bunlar.

Öyleyse soruyorum: Laisizm sahtekârlığına köle bir çağdaşlık, ahlâk ve haysiyet bakımından çürümüş Batı’nın topal tanrılarına tapınmak mıdır? Medeniyetimizin düşük çocuklarına göre; evet. Ve bu zavallılık, Tanzimat’tan beri Türk münevverlik telakkisinin çalıntı fenerlerle aydınlatıp hecelediği bir fikir haritasıdır.

Pusulası Batı’nın yobaz mazisine mihraklanmış sözde çağdaş tipler, bizi ve ezelle yoğrulup ebede kucak açan davamızı ‘’çağdışı’’ olmakla suçluyor. Mesele budur.

Üstelik bu suçlamaları ince işçilikle örülmüş bir yalan ve iftira mekanizması kanalıyla gerçekleştiriyorlar. Bürokrasiyi ve kamuoyunu, 20. Yüzyılın başlarından beri kalkan olarak kullandıkları dış destekli özgüvenle maniple ediyorlar.

Değer namusundan yoksunlar. Prensipleri satılık.

Öyle ki, kompozisyonu put kırmak olan bir cüce oyununu dahi, cilalı bir dev aynasında sunmaktan hicap duymuyorlar. Olay külliyen provokasyon. Bunu çok iyi biliyorlar. Lâkin eylemin faili -amacına uygun şekilde- kafasına sarık geçirdiği için, utanmadan bu sefalet panayırını, toplumdaki gerici zihniyetin anarşist bir numunesi olarak gösteriyorlar.

Put kırmak bizim memlekette sıradan bir şeydir. Zihinde kırılması zordur aslında (ki önemli olan da budur) ama iş aksiyona gelince herkes cellat kesilir. Daha önce de çok kırdılar. Bilhassa teröristler… Aydından çok büstlerle çevrili memleketimde az mı bayrak yaktı, az mı heykel doğradı gavur tohumları?..

İcraatı yapan terörist oldu mu, örnek idealler puf diye uçuveriyor ama… İlkeler, düşünceler, sınırlar bir anda yok oluyor. Çünkü dertleri başka!

Bizde, 17/25 Aralık sürecinde aleni biçimde piyasaya çıkıp alıcı bulamayan çirkin tezgâhlar, bugün Pakistan’da kapış kapış gidiyor. Türkiye için hevesleri kursaklarında kalmıştı. Bugün de Navaz Şerif’e, aynı Erdoğan’a uyguladıkları nefret tarifesini tatbik ediyorlar…

Kudüs desek, tıynetleri gereği 3 maymunu oynuyorlar…

Türkistan’ın doğusunda, despot ve katliamcı Çin yönetimi tarafından, Uygur Türkleri’ne uygulanan asimilasyon girişimleri bütün şiddetiyle artıyor. Bölgedeki Türkler’in dil, gelenek ve ibadet özgürlükleri, Çin Komünist Partisi’nin şiddetli tecavüzüne uğruyor yıllardır. Bu zulmete de buğz ettiklerini sanmıyorum…

Çünkü yüzyıllarca düşünceyi idam etmiş Batılı efendileri böyle uygun görüyor. Batı, zihinlerine perestiş edilecek sabitler koyacak, bunlar da bu sabitler üzerinden milletimiz adına suni özgürlükler, sahte modernlikler pompalayacak.

Vazifeleri net: Dünyadaki Müslümanlar’ın umudu konumundaki Türkiye devletini, Makyavelist bir tavırla; siyasi, içtimai ve iktisadi alanlarda bataklığa çekmek. Ve işlenen bu kirli ameli çağdaşlık kılıfıyla örtüp elitist bir tavırla süsleyerek, milli irade cephesindeki olası reaksiyonları sindirmek…