Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Cumhuriyet tarihinde bir ilk

Farkında değiliz ama tarihi süreçler yaşıyoruz.

Farkında değiliz ama bugünümüzü ve yarınımızı ilgilendiren çok kritik aşamalardan geçiyoruz.

Gezi süreci, 17-25 Aralık yargı darbesi girişimi, sözde özyönetim çıkışı ve 15 Temmuz darbe girişimi ardından uzun süredir devam eden terör tehdidi.

FETÖ, PKK ve DAEŞ vb. ile mücadelede ülkemiz büyük başarı kaydetti.

Bu başarının en temel dayanağı milletin feraseti sonucu aldığı pozisyondur. Bu pozisyon alış bugün de Afrin operasyonuna verilen destek ile sürüyor.

Devletin başındaki isim olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise sürece dair çok önemli bir açıklama yaptı.

Bu açıklama Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihine geçmiş, sonraki jenerasyon için ders kitaplarında okuyacağı çok önemli bir iradedir.

Türkiye kurulalı beri ilk defa ABD’ye askeri anlamda bir karşı çıkışı gerçekleştirmiştir.

Çünkü biliyoruz ki Türkiye PYD-PKK ile savaşıyor ama aslında arkasındaki güç ile mücadele içinde. Savaş tarzı çağın getirdiği bir tarz içinde çok sofistike ve örtük ilerliyor fakat ne yaşadığımızı hem yöneticilerimiz hem de Millet çok iyi biliyor.

Bildiğimiz en net şeylerden biri ise; biz bugün Afrin’e operasyon yapmasaydık bu mücadeleyi Hatay’da, Gaziantep’te yapacaktık.

Dolayısıyla Başkomutan Erdoğan’ın kararlılığının arkasındaki anlam bu kadar derin ve girift.

O nedenle Erdoğan’ın söylediği cümle tarihi ve muhteşem. Peki neydi o cümle?

Başkomutan Erdoğan ABD’ye seslenerek, “Teröristlerle aramızda durmayın, katil sürüleriyle aramıza girmeyin. Aksi takdirde ortaya çıkabilecek istenmeyen hadiselerden biz sorumlu olmayız. Terör örgütünün üslerindeki bayraklarınızı kendiniz indirin ki o bayrakları biz size teslim etmek zorunda kalmayalım. Teröristlerin üniformalarındaki işaretlerinizi söküp alın ki teröristlerle birlikte olanları da toprağa gömmek mecburiyetinde biz kalmayalım” demişti yirmi gün önce.

Bu cümle öyle kolay sarf edilecek bir cümle değildi. Geri dönüşü olmayan bu cümleyi söyleyebilmek için kararlılık ve sonrasında gerekenin yapılması adına ortaya konacak irade gerekiyordu.

Peki, bu cümleyi neden sarf edilmesinin hemen ardından yazmadım?

Çünkü bu cümlenin önemi üzerinden zaman geçtikçe daha iyi anlaşılacak. 

Arap Baharı ile başlayan süreçte Ortadoğu dizaynının hız kazandığı bir konjonktürün içinde tarihi arka planımızın farkında, özgüveni yüksek, bağımsız politika üretebilen, halkını motive edebilen, ülke imkânlarını kullanabilen ve ülkenin menfaatlerinde milli bir çizgiyi oluşturabilen bir liderimizin olması Türkiye için bir şükür sebebidir.