Son Dakika

Dava adamı bir genç için

“Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik, zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurunda bir gençlik!”

1994 yılının bahar aylarıydı. Aziz Nesin ile İstanbul-Konya yolculuğum sırasında Meram ekspresinin yemekli vagonunda karşılaştık. O günlerde kamuoyunda hararetli tartışmalar vardı. Çünkü Aziz Nesin, “Bu milletin %60’ı aptaldır” diyordu. Nesin’i gördüğümde genç bir akademisyen olarak karşıma tarihi bir fırsatın çıktığını düşündüm ve milletim adına bir soru sormayı vecibe olarak kabul ettim. Ayağa kalkıp masasına doğru yaklaştığımda kalabalık basın ekibi kameralarını bana doğru yöneltmişti. Nesin’in oturduğu masaya vardım ve “İyi akşamlar Aziz Bey, bir soru sorabilir miyim?” dedim. “Buyurun” dedi ve şu soruyu sordum: “Siz, bu milletin %60’ı aptaldır, diyorsunuz. Peki, hiç çekinmiyor musunuz, hiç korkmuyor musunuz, kitaplarım satılmaz diye endişe duymuyor musunuz?” Nesin arkasına yaslandı, başını doğrultup, ciddi bir tavır takınarak dedi ki: “Ben bir dava adamıyım, ben inandığımı korkusuzca söylerim ve yazarım, millet bana kızacakmış, sevecekmiş, nefret edecekmiş, kitabımı almayacakmış, umurumda değil.” Ben de bu tarihi konuşmadan sonra dava adamı olmanın ne demek olduğunu ateist olarak ölen ve cenazesinde dini merasim istemeyen bir dava adamından öğrenmiş oldum.

Bu konuşmanın üzerinden yıllar sonraydı. Üzerimizden kocaman bir 28 Şubat silindiri geçmişti. Dava şuuru ve ruhu o zor günlerde bizi diri tutmuştu. Fakat son yirmi yılda yaşadığımız rahat şartlar başta beni bu dava şuuruna göre yaşamaktan epey uzaklaştırdı. Çünkü zorluk yoktu ve rahatımız mükemmeldi. Günümüzün gençliği son yirmi yılın mahsulüydü. Bunun için eskiden ülkenin yaşadığı zor şartları bilmemeleri normal karşılanabilirdi. Ya biz yetişkinler?

Geçen hafta liseli gençlere moral ve motivasyon semineri vermek için Gaziantep’e gittim. Proje imam hatip liselerindeki gençlerle buluşmak için son hazırlıkları yaptığım sırada ciddi duruşlu bir liseli gençle karşılaştım. Bu genç adama vereceğim seminerden bahsederek, “sen gençlerin psikolojisini bilirsin, bana bir tavsiyen var mı, diye sordum. Genç adam bana öyle bir cevap verdi ki bu seminere bakış açımı temelinden değiştirdi ve bütün hafızamı geri getirerek bana unuttuğum zor zamanları hatırlattı. Liseli genç dedi ki, “Hocam siz ne kadar iyi seminer yaparsanız yapın ve ne kadar gaz verirseniz verin, bunun etkisi 2 saat ya da 2 gün sürer, sonra söylediklerinizi unuturlar. Sözlerinizin kalıcı olması için bu gençlere dava adamı olmayı öğretin. Eğer bir dava sahibi olurlarsa ancak o zaman kendi kendilerini motive edebilirler.”

Bu konuşmadan sonra girdiğim seminerlerde gençlere, bir ideal ve dava sahibi olmanın önemini anlattım. Nesin’in davasını, uyuşturucu krallarının davasını ve hayatını yarış pistlerinde koşmaya harcayan ve son nefesini 96 yaşında yarış pistinde veren ya da sahnelerde ruhunu teslim eden insanların davalarını anlattım.

Liseli gençlere Necip Fazıl’ın, “Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik, zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurunda bir gençlik” mısralarını ve Fetih Marşı’nın heyecanlı dizelerini okudum ve onlara “Fatih’in İstanbul’u fetih ettiği yaşta” olduklarını hatırlattım.

Bu seminer aslında gençleri değil beni kendime getirmişti. Seminer dönüşünde Gaziantep-İstanbul uçağında bu liseli genç adam için şu şiiri yazdım:

Kalk demeden yürümeli,

Yürü demeden koşmalı,

Genç adam hep coşmalı,

Bir dava sahibi olmalı.

Kendini motive etmeye alışmalı,

Güçlüklerle vuruşmalı,

Rehavetten kurtulmalı,

Bir dava adamı olmalı.

Asla hor görmeden kendini,

Aşıp geçmeli tembellik bendini,

Çıkarmalı boynundan bağımlılık kemendini,

Hak bir dava sevgisiyle doldurmalı kalbini.

Tarihe altın harflerle not düşmeli,

Dağları atlayarak geçmeli,

Tutku ile işe girişmeli,

Yalnız gençler değil, her yetişkin kutlu bir dava edinmeli.

Benim yüreğimi yeniden ateşleyen ve gençlerin yüksek bir ideal sahibi olması için önce biz yetişkinlerin dava şuuruyla yaşaması gerektiğini hatırlatan bu genç dava adamını tebrik ediyor ve alnından öpüyorum.

Yorumlar

Ahmet Nur Bir dahaki sefere dava adamı kimdir nasıl olmalıdır konulu yazınızi bekliyoruz değerli hocam

Abdullah gülmez Davamız daim ola Devran döne akibet hayrola

Mehmet Ali İnce Kıymetli hocam hakikaten zamanımız da gençlerimizin ve biz yetişkinlerin içinde bulunduğu bir ihmalimize temas etmişsiniz.

Ramazan Kokce Teşekkürler hocam

Musa Evet hocam, sonuna kadar haklısınız. Musibet istenilenmez lakin bizim asli vazifemize dönmemiz için bir 28 şubat daha mı gerekiyor?

Yazara ait diğer yazılar

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.