Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Deli kovboyu durdurmak mümkün mü?

Amerika dünya jandarmalığının yanı sıra dünya patronluğunu da sürdürmek için bütün ülkelere karşı savaş açmış durumda. Ekonomik ambargolarla, vergilerle dünyayı tehdit ediyor, hizaya getirmeye çalışıyor. Bu tehditleri kapalı kapılar arkasında yapmıyor, herkesin duyacağı şekilde açıktan ifade ediyor. 

Çıldırmış kovboya karşı kimse ne yapacağını bilmiyor. Bu güne kadar alışık olduğumuz dünya düzenine aykırı bir durumla karşı karşıyayız. Bütün bu kargaşa arasında dünyada mazlumların sayısı artıyor. Özellikle Müslümanların durumu içler acısı. Dışarıdan emperyalist güçlerin sömürü ve zulmü içeride kargaşa ve keşmekeşin yol açtığı kötü yönetimlerin bedelini geniş kitleler ödüyor. Bir de Müslüman zenginlerin kudurmuş aslanı beslemeleri daha fazla yürekleri dağlıyor.

Türkiye’de Amerikan kovboyunun birinci halkadan hedefindeki ülkelerin başında geliyor. Çünkü ABD 18 triyon dolar hâsılayla bu dünyanın kralı benim, ben ne dersem o olur diyor. Karşılıksız para basıyor ve dünyayı bu parayla alışveriş yapmaya mecbur ediyor. Adeta suyumu bulandırıyorsun diyen kurt misali bedelini kuzulara ödetiyor. ABD, eskiden bu işleri Avrupalı dostlarıyla yapardı. İlginçtir şimdi onları da tehditle hizaya sokuyor. 

İşin anlaşılmayan taraflarından birisi ABD’nin başındaki yaşlı kovboy mu bu çılgınlığı yapıyor yoksa arkasındaki karanlık lobiler mi bu adama bu işleri yaptırıyor tam kestirmek mümkün değil. 300 milyondan fazla nüfusa sahip koca ülke kimlerin elinde? Halk ne kadar gidişatın farkında ve bu gidişe dur demek için ne yapabilirler? Bu sorular üzerine de kafa yormak gerekiyor.

Türkiye, uzun zamandır ABD politikalarıyla çatışan bir ülke konumunda. Batı dışında uzun soluklu bir planlaması olmayan Türkiye içinde bu durum bir açmaz olarak görünüyor. Tamam, ABD’ye rest çekelim ancak bu defa kimlerle beraber olacağımız sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz. Rusya, Çin ve İran’la ittifak yapsak bu belayı def edebilir miyiz? O da zor görünüyor. Yoksa Türkiye’nin kendinden başka dostu yoktur diyerek içimize kapansak daha mı iyi olur?  Küreselleşen dünyada bunun da imkânı yok. Bütün dünya ülkeleri birbiriyle dayanışarak, alışveriş yaparak yaşamak zorundadır. Kimsenin tek başına yaşama şansı yok. Türkiye kendi ittifakını kurmak zorundadır.

Ticaret savaşlarından daha çok üreterek çıkabilir miyiz? Kısa vadede çözüm olmasa da uzun vadede bu soruya evet diyebiliriz. Türkiye gibi ekonomik, sosyal ve siyasal olarak ortanın üzerinde bulunan bir ülke için bu bir çare olabilir ancak küçük ülkelerin devlere teslim olmaktan başka şansı yok. Yani artık çözümü küresel ölçekte aramalıyız. Yerel çözümler bir fayda sağlamayacaktır.

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki değişim burada imdadımıza yetişebilir. Dolar imparatorluğunu sanal para denen dijital parayla yıkabiliriz. Hiçbir karşılığı ve güvencesi olmayan dolara karşı ortak bir sanal para birimine geçerek bu eşkıyalık düzenine son verebilir. Bu konu üzerinde kafa yormaya değer.

Milli üretimleri çoğaltıp yeryüzündeki marka ürünlerin sayısını artırıp rekabeti güçlendirmekte çözümlerden bir tanesi olabilir. Bölgesel ittifakları güçlendirerek zayıf ülkelerin korunması sağlanabilir. Artık bulunduğumuz coğrafyanın geleceğini kurtarmak çözüm olmayacaktır. Bütün insanlığı içine alan ortak bir söyleme varmak zorundayız. 

Kişiliklere, kimliklere, yerel ve geleneksel değerlere saygı duyarak yeryüzü gemisinde beraber yaşamak zorunda olduğumuzun farkında olarak daha üst kümelerde birleşerek yaşamalıyız. Yoksa deli kovboyun kurbanı olmaktan kurtulamayacağız.