Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Devletimiz bambaşkadır babam

Diriliş Postası Apple Podcast ButtonDiriliş Postası Google Podcast ButtonDiriliş Postası Spotify Podcast ButtonDiriliş Postası Youtube sayfası

Rahmetli Necmettin Erbakan Hoca “bir çiçekle bahar gelmez ama her bahar bir çiçekle başlar” diye söylemişti. Pek çok kere olduğu gibi haklıydı ve yine haklı çıktı. İçinde dert olan, derdiyle dünyaya kafa tutan insanlar güçsüz, takatsiz, parasız ve hatta yalnız dahi olsalar ya da öyle görünseler dahi içlerindeki ateş bütün zalimleri yakmaya yeter.

Yıllarca susmuş, susturulmuş, canı yanmış, canı yakılmış, kırılmış ve yine de her seferinde susmaya mecbur bırakılmış bir tek kişinin bütün bir memlekete saldığı ve susturulanlara ses olduğu günleri yaşıyoruz. Bir çiçekle başlıyor yani bahar…

Bahsettiğim başı yaşmaklı tam bir Anadolu kadını -hani şu Bacıyan-ı Rum’dan denecek bir halde- tek başına bütün bir teröre kafa tutan Hacire Akar… İstediği tek şey oğlu ve çıkıp da tek başına geldiği hainlerin arasında bir sütun gibi dimdik durarak belki de hiçbir kuruluşun ya da topluluğun yapamadığı ve yapamayacağı bir şeyi yaptı. Ben uzun zamandır böyle onurlu ve böyle haysiyetli bir duruş görmemiştim. Ve maksadına da ulaştı. Evladını bu lanet adamların elinden çekti aldı. Belki farkında değildi ama bir baharı başlattı…

Bitirecekse işte bu hainleri bu bir tek kadının yaktığı ateş bitirecek.

Gözümüzün önünde oluyor işte her şey. Onurlu bir duruşla onlarca ana ve baba teröristlerin elinden evlatlarını almak için kim olduğunu çok iyi bildikleri adamların kapısında bekliyorlar. Bazılarının ısrarla teröre destek verdiklerini anlamadıkları adamlardan hesap soruyorlar. Topyekûn ve “ama” demeden onların seslerine ses olmak zorundayız.

Peki ya susanlar…

Onlar ne olacak? Yine her zamanki gibi sahte, yapış yapış bir yapmacıklık kokan hassasiyetlerine ne oldu? Bir köpek yavrusu ya da bir kedi için, ağaçlar için sokaklara dökülüyoruz deyip de orada burada bilmem nasıl içkilerini yudumlarken, tatillerinde havuz kenarından tweet atanlar? Neredesiniz? Ya da soru şu; memleketin anneleri çocuklarını terörün elinden kurtarmak için çığlık atarken sizi kim susturuyor? Görüntülerinden mi rahatsızsınız? Kimliklerinden mi? Dillerinden mi? Size benzemiyor diye mi onları ısrarla görmezden geliyorsunuz? Ya da size birileri hem de bütün bunlara sebep olanlar belki de “Sus” mu diyor? Açık ve net söylemek lazım ki yıllarca mazlum kalmış, çocukları ellerinden zorla alınmış insanların çocuklarını bu hain ve haysiyetsizlerin elinden almak için yaptıkları sizin binlerceniz yaptığı her şeyden bin kere daha onurlu ve daha haysiyetlidir. Ve bütün bunları görürken, anaların feryadını duyarken, babaların gözyaşlarını seyrederken şöyle içinizden gele gele “Kahrolsun PKK” diyemiyorsanız siz de hain ve siz de haysiyetsizsiniz.

Oğlu dağa kaçırılan çocuklardan birinin babası gözlerinden yaşlar aka aka tam da şöyle söylüyor:

“Vahit, oğlum… Kaç gel, devletine teslim ol…

Devletimiz bambaşkadır babam…”