Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Direnenler ve sürünenler…

Allah, çeşit çeşit hayvan yaratmış. Bunların koşanı, uçanı, yüzeni var. Bir de sürüneni. İnsanları da çeşit çeşit yaratmış. Hiçbiri her şeyiyle diğerine benzemiyor. “Direneni” var, “sürüneni” var…

Birkaç yıldır dünya Türkiye’nin etrafında dönüyor sanki. Tüm siyasi ve ekonomik olaylar, savaşlar, darbeler ve terör saldırılarının merkezinde Türkiye var.

Buna rağmen “dik duran” ve “direnen” de bir Türkiye var…

Baş döndürücü gelişmeler yaşanıyor. Biz takip ederken yoruluyoruz. Olayların içinde olup “direnen” ve “sürünen” insanları düşünmek bile istemiyorum. Bu yaşananları planlayan ve sahaya süren, rahatı yerinde olan bir güç de var tabi. “Üst akıl”, “ABD”, “Batı” siz hangisini kullanırsanız kullanın hepsi aynı kapıya çıkıyor…

Bu coğrafyaya ait değiller. Ama yakamızdan olmuyorlar. Libya, Mısır, Suriye, Irak, Filistin, Yemen, Katar ve Lübnan’da yaşananların altında hep onların imzası var. İslam ülkelerine ve Müslüman halklara çok acı ve ağır bir fatura ödetiyorlar.

1970’li yıllarda ABD ve SSCB arasında paylaşılan İslam coğrafyasında herkes kendi adamını darbeyle veya başka anti demokratik yollarla iktidara getiriyordu. 2010 yılına kadar bu coğrafya sırtını ABD ya da SSCB’ne (Rusya) dayamış halkını düşünmeyen kişiler tarafından yönetildi. Rusya’nın diktatör Kaddafi’sine, Esed’ine dokunamayan ABD; Rusya’nın da kendi diktatörleri Saddam ve Faysal’a dokunmasına izin vermiyordu.

Saddam darağacına çekildi. Arap baharıyla başlayan süreçte Kaddafi, çölde “sürünürken” halkı tarafından öldürüldü.

ABD, tüm bölgede kendi adamlarını iktidara taşımak istiyor.

İşte burada “direnenler” ve “sürünenler” dediğimiz insan türleriyle karşılaşıyoruz… 

Halkın seçtiği Amerikancı olmayan “direnen” Mursi’yi, “sürünen” SİSİ’nin askeri darbesiyle devirdiler.

Türkiye’ye yaklaşma eğilimi gösteren Suud Kralı Selman’ın kulağını çekip; 32 yaşındaki yeni kralın ismini Selman’ın önüne koydular. “Direnen” Selman’a “sürünen” oğlunun eliyle saray darbesi yaptılar.

Türkiye dostu, müttefiki “direnen” Barzani’yi “devlet tuzağına” düşürüp, siyasi hayatını bitirdiler. Yeni lider Türkiye yanlısı Neçirvan mı olacak, kapalı kutu Mesrur mu olacak? “Direnen” mi olacak, “sürünen” mi?

ABD yeni jenerasyon diktatörlerini tek tek tahtlarına oturtuyor…

Direnen ülkeler ve liderler ise “terörü destekliyor” sopasıyla korkutuluyor.

Bu operasyona direnen tek ülke Türkiye ve tek lider Erdoğandır. Yargı, polis, asker her türlü darbe girişimini denediler. Ama milletimiz liderini ve Türkiye’yi ABD’ye teslim etmedi.

ABD/FETÖ darbesine “direnen” Erdoğan ve milletimiz tarihe altın harflerle yazılacak bir zafer bıraktılar. Darbenin “sürüneni” Kemal, darbe gecesi saklanacak ev ararken, diğer “sürünen” Meral “başbakan hayaliyle yanıyordu.”

“Direnen” Erdoğan karşısında, ABD’nin yanında duran “sürünen” siyasetçiler Türkiye tarihinin yüz karalarıdır.

ABD, Erdoğan’ı deviremiyor, Türkiye’yi teslim alamıyor. Çünkü karşısında “direnen” bir Erdoğan ve “direnen” bir millet var. Erdoğan’ın tek silahı milletimiz ve onun sarsılmaz cesaret ve imanıdır.

ABD, siyasi ve silahlı “sürünenlerinden” umudunu kesti. ABD de umudunu milletimize bağlamış durumda. Erdoğan’a sahip çıkan milleti kendi safına çekmek istiyor. Artık tüm saldırı ve algı operasyonlarının hedefinde milletimizin bu direncini kırmak var.

NATO mesajı, Zarrab davası ve ekonomiyle yaptıkları saldırıların amacı daha çok para kazanmak, dolar daha çok değerlensin diye değildir. Milletin canına tak etsin ve Erdoğan’ın etrafına ördüğü direniş kalkanını kaldırsın…

Fotoğrafı önünüze koyun. Türkiye’yi yönetmek için milletten destek isteyen Kemal’ler, Meraller, CHP’ler nerede duruyor bir bakın. Bunlara bu ülkenin anahtarı, yönetimi teslim edilir mi?

Bir lider, bir millet, bir ülke “direnerek” destan yazıyor. Bir Kemal, bir CHP, bir de FETÖ, ABD kapısında tiyatro diye “sürünüyor”…