Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Giriş Yap
Veya Kayıt Ol
Kayıt Ol

Dış gündemi kaçırmayalım

Seçimlere odaklı bir gündem var fakat jeo-stratejik önemi büyük bir coğrafyada yaşadığımız için çevremizde çok önemli gelişmeler oluyor ve biz bunlara gereken önemi veremiyoruz. Bazı önemli başlıkları ele alalım.

 

 

DOĞU AKDENİZ GÜNDEMİ

 

2013 itibariyle başlayan bir Doğu Akdeniz gündemi var.

Doğu Akdeniz’deki doğalgaz potansiyeli ciddi rakamları içeriyor.

Türk uzmanların görüşüne göre bölgedeki doğalgaz rezervi; Türkiye’nin 572 yıllık, Avrupa’nın ise 180 yıllık ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip.

O nedenle; Güney Kıbrıs’ta 125 adet F-35 savaş uçağı, Akdeniz’de 43 ABD savaş gemisi, Fransa’nın uçak gemisi filosu ve daha pek çok ülkenin varlığını gözlemlemekteyiz.

 

Diğer taraftan Türkiye Doğu Akdeniz’de oldukça uzun bir sahile sahip. Bu bölgedeki haklarının farkında ve siyasi irade, gerek KKTC’nin gerekse Türkiye’nin hakkını sonuna kadar savunacağını söylüyor. Bu yüzden Akdeniz’de Fatih ve Barbaros isimli sismik araştırma ve sondaj olmak üzere iki gemimiz faaliyet halinde ve Türk bayrağını mavi vatanda dalgalandırmakta.

 

S-400 KONUSUNDA ABD İLE İLİŞKİLER

 

Son dönemde Türkiye-ABD ilişkileri S-400 konusu özelinde gerilmekte.

Türkiye kararlı ve fakat diplomasiyi proaktif bir biçimde sürdürüyor. Bunun yanında son derece yapıcı ve samimi.

Türkiye ABD’ye bir teklifte bulundu. Ortak Çalışma Grubu adı altında kurulacak bir oluşum, NATO başkanlığında faaliyetini sürdürebilir ve hazırlayacağı raporla ABD’nin “kaygı”larını giderme adına güvence verebilir. Türkiye’nin düşüncesi bu yönde.

 

Fikir, Bakan Çavuşoğlu tarafından şöyle aktarıldı: “S-400 konusunda ABD’nin bazı iddiaları oldu. Yani S-400’ün F-35’ler dahil NATO sistemine verebileceği zararlar konusunda. Biz de bu iddialara katılmamakla birlikte son sözü uzmanların söylemesi gerektiğini söyledik. Şimdi ortak bir çalışma grubu teklifinde bulunduk. Bu konuda da ne yaptığımızı biliyoruz ama endişeler varsa da bunun için çalışma grubu oluşturalım ve incelesinler. Düşüncelerini raporlarını bizimle paylaşsınlar.”

 

Bakalım ABD bu teklife evet diyecek mi? Aslında bunun önemi yok. Türkiye bu hamleyle kararlılığını ve özgüvenini ortaya koymuş oldu, psikolojik üstünlüğü yakaladı.

 

FİLİSTİN’E DAİR YENİ BİR ANLAŞMA GÜNDEMDE

 

ABD ve İsrail’in hazırladığı bir Filistin planı basına sızdı. Ya da sızdırılmış gibi yapıldı, nabız yokluyorlar.

Plan, ABD tarafından “Yüzyılın Anlaşması” şeklinde pazarlanıyor.

Filistin dostu uzmanlarsa planı; “Filistin’i buharlaştıracak proje” olarak niteliyorlar.

Olası anlaşmanın finansörü ABD, AB ve bazı körfez ülkeleri.

Plana göre bir Filistin devleti sözde kuruluyor ama bir ordusu bile olmayacak.

Tamamen İsrail lehine kurgulanmış bu plan elbette Filistin’in bileşenleri ve Filistin dostları tarafından kabul görmeyecek.

 

SURİYE-İDLİB

 

İdlib mutabakatıyla huzura kavuşturulan bölge, olumsuz gelişmelerle karşı karşıya.

Bölgede rejim ve Rusya’nın ihlalleri söz konusu.

Son 12 günde 118 sivil can verdi.

Bölgede olası göç ihtimali gündeme gelebilir. Ufak çaplı bazı hareketlilikler var.

AB’den Ankara ve Moskova’ya “çatışmasızlığı sağlayın” mesajı var.

Üç buçuk milyon sivilin yaşadığı bölge umarım terörist çetelerin kurbanı olmaz.

 

İRAN’A YAPTIRIMLAR KONUSU

 

Son gelişmelere baktığımızda Trump yönetimi Tahran’a yönelik “azami baskı” politikasında dozu daha da arttırmak niyetinde.

 

Trump, İran’a seslendi: “İran’ın yapması gereken şey şu: Beni arasınlar, oturup konuşalım ve adil bir anlaşma yapalım. Nükleer silaha sahip olmalarını istemiyoruz; istediğimiz çok bir şey değil.”

 

ABD-İran ilişkileri gündemdeyken Türkiye kendi çıkarına uygun pozisyonu almakta ve bunu da kararlılıkla sürdürmektedir.

 

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ

 

Türkiye’nin AB hikâyesi yarım asrı aşmış bir mesele. AET döneminde birliğe girmek için girişimde bulunmuştuk. Özellikle Türkiye 2004’te AB’ye girmek için siyasi ve diplomasi alanında atılım yapmıştı. AB ile ilişkiler noktasında süreç zaman zaman tıkansa da Türkiye, “Vazgeçen ben olmayacağım” demişti. Özellikle Sayın Erdoğan Başbakanlığından, Cumhurbaşkanlığı’na kadar bulunduğu pozisyonlarda bu argümanı savundu.

 

Geldiğimiz aşamada vize serbestisi gündemimizde. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vize serbestisi sürecinde 72 kriterden 66’sını tamamlamış durumdayız. Avrupa Birliği tam üyelik hedefine ulaşmakta kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu cümlesi de güncel perspektifi açıklamakta: “AB üyeliği iki tarafında kazançlı çıktığı denklemde önemlidir.” Özellikle son dönemde Gümrük Birliği de güncellenme aşamasında. Bu anlamda Türkiye kendi çıkarlarına bakıyor.